Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/5616 K. 2020/1181 T. 27.2.2020

“İşverenin iş kazasında kaynaklanan sorumluluğunun sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu belirttikten sonra zamanaşımı kavramı ve başlangıcı üzerinde durulmalıdır.

İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddeler arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde; “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır.

Kanun koyucu hem mülga Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hem de Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/6697 K. 2017/2272 T. 21.3.2017

“Dava, emlak komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının alacak iddiasının dayanağı olan 18 adet faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğu söz konusu faturaların kapalı olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Davalı tarafından davacıya kesilen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması faturalardaki hizmetin davacı tarafından verildiğine karine teşkil eder. Faturaların kapalı olarak düzenlenmesi ise fatura bedellerinin ödendiğine karine oluşturur. Mahkemece fatura asıllarının ibrazı sağlanarak faturalardaki imzaların davacı veya çalışanına ait olup olmadığı, açık faturanın bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak alınacak uygun sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli Alfa Avukatlık 01

Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli

Ev sahipleri, kira sözleşmesi yapılırken kiracıya boş olarak tahliye taahhüdü imzalatmaktadır. Kiracıyı evden çıkartmak istediklerinde ise tahliye taahhüdünü icra takibine koyarak taşınmazın tahliyesini sağlamaktadır. Kiracı, başlatılan icra takibine karşı itiraz ederek takibi durdurabilir. Kiracının icra takibiyle kendisine gönderilen tahliye emrine karşı itiraz edebileceği başlıca itiraz sebepleri vardır. Bu yazımızda “kiracı tahliye taahhüdüne nasıl itiraz etmeli” sorusunun yanıtını arayacağız.

Tahliye Taahhüdü Ne Demektir?

Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin imzalandığı esnada kiraya veren ev sahibi tarafından genellikle kira sözleşmesiyle beraber boş olarak imzalatılan bir taahhüt metnidir. Kiracı, tahliye taahhüdünde yazılı olan tarihte kiralanan taşınmazı boşaltmayı taahhüt etmektedir.

Tahliye taahhüdü çoğu zaman üst kısmı boş olarak imzalanmakta, ev sahibi daha sonra kendi menfaatine uygun şekilde tahliye taahhüdünü doldurup icraya koymaktadır.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibi

Kiraya veren ev sahibi, tahliye taahhüdüne dayanarak kiralanan taşınmazın tahliye edilmesi için icra takibine başvurabilir. Burada ev sahibi, kiracının taşınmazı tahliye etmeyi taahhüt ettiği metne göre kira sözleşmesinin süresinin bitmesi sebebine dayanarak icra takibine başvurmaktadır.

Süre bitimi nedeniyle icra takibi olarak bilinen İcra ve İflas Kanunu m. 272’de düzenlenen icra takip yolu, uygulamada 14 örnek takip yolu olarak adlandırılmaktadır. Bu yol, kiracının tahliye edilebileceği en hızlı yollardan biridir.

Kiraya veren kiracının taşınmazı boşaltmayı taahhüt ettiği tarihten itibaren bir ay içerisinde icra takibine başvurmalı yahut dava açmalıdır. Aksi halde kiraya verenin süre bitimi nedeniyle tahliye isteme hakkı ortadan kalkar. Nitekim İİK m. 272’de, “Mukavelename ile kiralanan bir taşınmazın müddeti bittikten bir ay içinde mukavelenin icra dairesine ibrazı ile tahliyesi istenebilir” şeklinde bir aylık süre hüküm altına alınmıştır

Buradaki takip yolu ilamsız icra takibi olarak adlandırılmaktadır. Yani ev sahibinin icra takibine dayanak gösterdiği belge bir mahkeme kararına (yani ilama) yahut mahkeme kararı yerine geçecek bir belge niteliğine sahip değildir. Bu nedenle kiracı, kendisine gönderilen tahliye emrine itiraz ederek icra takibini durdurabilir.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibinde Tahliye Emrine İtiraz

Kiraya veren ev sahibi tarafından tahliye taahhüdüne dayalı olarak icra takibine başvurulması üzerine kiracıya tahliye emri gönderilir. Tahliye emrinde kiracının tahliye taahhüdüne istinaden başlatılan icra takibine karşı 7 gün içerisinde itiraz edebileceği ve 15 gün içerisinde taşınmazı boşaltması gerektiği yazılır (İİK m. 272).

Kiracı kendisine gönderilen tahliye emrine itiraz etmediği takdirde ve 15 günlük süre içerisinde taşınmazı boşaltması halinde icra dairesi aracılığıyla taşınmazdan zorla çıkartılır. Bu nedenle kiracının tahliye taahhüdüne dayanarak başlatılan icra takibinde tahliye emrine itiraz etmesi oldukça önemlidir. Zira bu halde ev sahibinin tahliye kararı almak için dava açması zorunlu olmayıp itiraz edilmeyen icra takibinde 15 günlük süre dolması üzerine kiracı derhal evden çıkartılabilir (İİK m. 273).

Tahliye emrine karşı itiraz icra dairesine yapılır. Borçlu kiracı tahliye emrine itirazında itiraz sebeplerini göstererek 7 günlük süre içerisinde itiraz etmelidir. Kiracının itirazı üzerine icra takibi durur (İİK m. 274/2).

Tahliye Emrine Karşı Hangi Sebeplerle İtiraz Edilebilir?

Kiracı, kendisine gönderilen tahliye emrine karşı imzaya itiraz edebileceği gibi kira sözleşmesinin yenilendiğine yahut kira sözleşmesinin uzatıldığına dair itiraz edebilir (İİK m. 272/3).

İmzaya itiraz kira sözleşmesine itiraz olabileceği gibi sadece tahliye taahhüdüne de itiraz edilebilir. Yani kiracı, takibin dayanağı olarak gösterilen kira sözleşmesini kabul etmekle beraber tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir.

Belirttiğimiz üzere kira sözleşmesinin yenilenmesi veya uzatılması tahliye emrine karşı bir itiraz sebebidir. Örneğin kiracı tahliye taahhüdü düzenlendikten sonra ev sahibiyle yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını yahut tahliye taahhüdüne rağmen ev sahibinin taşınmazın boşaltılması için kendisine yeniden süre verildiğini ileri sürerek ödeme emrine itiraz edebilir.

Tahliye Taahhüdü Altındaki İmzaya İtiraz

Kiracı kendisine gönderilen tahliye emrinde yazılı tahliye taahhüdü altındaki imzayı inkâr edebilir. Kiracı eğer ki imzaya itiraz edecekse bunu ayrıca ve açıkça yapmalıdır. Tahliye emrine genel olarak “itiraz ediyorum” demek usulen imzaya itiraz sayılmaz. Bu durumda kiracı imzaya itiraz etmemiş sayılır ve tahliye taahhüdü altındaki imza kiracıya ait kabul edilir.

Benzer şekilde kiracı kira sözleşmesi altındaki imzaya da itiraz edebilir. Yani takip dayanağı gösterilen kira sözleşmesinin ev sahibi ile aralarındaki kira sözleşmesi olmadığını, kira sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek itiraz edebilir. Burada da kiracı imzaya itiraza ilişkin usullere uymak zorundadır.

Tahliye Taahhüdünün Sonradan Doldurulduğu İtirazı

Yargıtay, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihle aynı tarihte imzalanan tahliye taahhüdünü geçersiz saymaktadır. Bunun sebebi kiracının kira sözleşmesinin imzalandığı esnada özgür iradesiyle tahliye taahhüdünü imzalamadığı, diğer bir ifadeyle baskı altında tahliye taahhüdünü imzalamak zorunda kaldığı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kira sözleşmesinin düzenlendiği tarih ile tahliye taahhüdünün düzenlendiği tarih aynı ise tahliye taahhüdü geçersiz kabul edilir.

Tahliye taahhüdünün geçersiz sayılmaması için kira sözleşmesiyle birlikte imzalanan tahliye taahhüdünün alt kısmı sadece kiracı tarafından imzalanmakta, ancak tahliye tarihi, taahhüt tarihi, kiralananın adresi, kiracı ve ev sahibinin adı ve soyadı kısımları boş bırakılmaktadır. Ev sahibi daha sonra tahliye talebini kullanmak istediğinde boş kalan kısımları doldurarak tahliye taahhüdünü kullanmaktadır.

Tahliye Taahhüdünün Sonradan Doldurulduğunu İspat Külfeti

Kiracı tahliye taahhüdünün boş olarak imzalanıp sonradan doldurulduğunu ileri sürerek itiraz etmiş ise bunu ispat külfeti altındadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, boş kâğıda imza atan kişinin bunun sonuçlarına katlanacağını ifade etmektedir.

Bu nedenle tahliye taahhüdünün boş olarak imzalanıp üzerinin sonradan doldurularak kullanılması mümkündür. Ev sahibi, tahliye taahhüdünü geçersiz kılmak için, tahliye taahhüdünün imza tarihini kira sözleşmesinin imza tarihinden daha ileriki bir tarih olarak doldurmaktadır.

Kiracı, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesi ile aynı gün düzenlendiğini yazılı olarak ispat edemediği takdirde, kiraya veren ev sahibi tarafından sunulan tahliye taahhüdü geçerli kabul edilir.

6. HD., E. 2005/874 K. 2006/121 T. 05.06.2006

“Öte yandan davacı tahliye taahhüdünün altındaki imzaya da karşı çıkmamış ve boş olarak verdiğini savunmuştur. Kiralananda otururken verilen tahliye taahhüdü geçerlidir. İmza edilerek verilen tahliye taahhüdünün sonradan doldurulması geçerliliğine halel getirmez. Zira boş kağıda imza atan kişinin onun sonucuna katlanmasını gerektirir.

Kiracı Tahliye Emrine İtiraz Etti, Şimdi Ne Olacak?

Kiracının tahliye emrine itiraz etmesi üzerine tahliye taahhüdüne dayanarak başlatılan icra takibi durur. Bu durumda kiraya veren ev sahibi, takibin devamını sağlamak ve kiracıyı tahliye edebilmek için dava açarak kiracının itirazını hükümsüz hale getirmelidir.

Ev sahibi, kiracının itiraz sebeplerine göre icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi genel mahkemelerde yani sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davasıyla icra takibinin devamını sağlayabilir. Böylece kiraya veren ev sahibi, kiracının tahliye emrine itiraz etmesine karşılık mahkeme kararıyla kiracıyı taşınmazdan tahliye edebilir.

İmza Tarihine İtiraz Edilmesi Halinde Görevli Mahkeme

Tahliye taahhüdüne ilişkin icra takiplerinde, borçlu kiracının tahliye emrine itiraz etmesi üzerine alacaklı, icra mahkemesine başvurarak taşınmazın tahliyesini isteyebilir. İcra mahkemeleri, genel mahkemelere göre daha seri yargılama yapan ve uyuşmazlığı hızlı şekilde sonuçlandıran mahkemelerdir. Bu nedenle kiraya verenin icra mahkemesinde dava açması daha avantajlıdır.

Ancak kiraya veren ev sahibinin icra mahkemesine başvurabilmesi için, birtakım koşulların sağlanmış olması gerekir. Kiraya veren alacakların elinde kanunda sayılan belgelerin bulunması gerekir. Bu belgeler İİK m. 275’te sayılmıştır.

Kiracının tahliye taahhüdü altındaki imza tarihine itiraz etmesi yani sonradan doldurulduğunu iddia etmesi halinde, kiraya veren ev sahibi, kiracının bu itirazını kanunda sayılan belgelerle ispatlamak zorundadır. Aksi halde ev sahibi kiraya veren icra mahkemesine başvurursa dava reddedilir.

8. HD., E. 2017/4596 K. 2018/1655 T. 6.2.2018

“Davalı süresi içinde icra müdürlüğüne yaptığı itirazında, tahliye taahhütnamesi altındaki imzayı kabul ederek, tanzim tarihi ve tahliye tarihi doldurulmadan imza edilip alacaklıya verildiğini bu nedenle taahhüdün geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Bu nitelikteki itiraz tahliye taahhüdünün “tarihine” itiraz niteliğindedir. 04/12/1957 tarih 11/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve İ.İ.K 275. maddesine göre tahliye talebi noterlikçe resen tanzim veya ” tarih ” ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye müstenit olup da kiracı, kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösteremezse itiraz kaldırılır. Aksi takdirde itirazın kaldırılması talebi reddolunur. İtirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim icra edildikten veya kaldırılma talebi reddolunduktan sonra kiracının veya kiralayanın genel hükümlere göre mahkemeye müracaat hakları bulunmaktadır.

Alacaklı, noterlikçe resen tanzim edilmiş veya ” tarih ” ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir belgeye dayanmadıkça, tahliye taahhüdündeki imza ve tahliye tarihine itiraz edilmesi halinde icra mahkemesinden kiralananın tahliyesi istenemez.”

Sonuç olarak, kiracının tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunu ileri sürerek itiraz etmesi halinde kiraya veren ev sahibi icra mahkemesine başvuramaz. Genel mahkemelerde, yani sulh hukuk mahkemesinde dava açarak itirazın iptalini istemelidir.

Kiracı Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli?

Yukarıda değindiğimiz üzere, kiracının tahliye emrine karşı çeşitli itiraz sebepleri ileri sürebilir. Ancak bazen kiracının itirazını haklı gösterecek belgeler gerekir. Aksi halde kiraya veren kiracıyı kolaylıkla evden çıkartabilir.

Bu nedenle kiracının tahliye taahhüdüne istinaden başlatılan icra takibinde kendisine gönderilen tahliye emrine karşı sunacağı itiraz sebepler oldukça önemlidir. Kiracı, bazı itiraz sebepleriyle ev sahibinin iddialarını boşa çıkarıp tahliye olmanın önüne geçebilir. Bu itiraz sebepleri oldukça teknik ve hukuki yardım gerektirir. Kiracının basit bir ihmali veya yanlış şekilde itiraz etmesi halinde, kiracı hem taşınmazı hemen boşaltmak hem de dava masrafları ödemek zorunda kalabilir.

Kiracının tahliye emrine nasıl itiraz etmesi gerektiği konusunda daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Kiracı Taşınmaza Yaptığı Masrafları İsteyebilir Mi?

Tahliye Taahhüdü Var Kiracı Çıkmıyor

Günümüzde kiracıları koruyucu yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Ev sahipleri ise kira sözleşmesi imzalanırken kiracının imzalandığı tahliye taahhüdü sayesinde kiracıyı tahliye etmeye çalışmaktadır. Ancak tahliye taahhüdü nedeniyle kiracıyı tahliye edebilmek hukuki süreç gerektirmektedir. Ev sahibi, “tahliye taahhüdü var kiracı çıkmıyor” diyerek kiracıyı tahliyenin yollarını aramaktadır.

Tahliye Taahhüdü Nedir?

Genellikle kira sözleşmesinin imzalandığı anda düzenlenen tahliye taahhüdü, kiracıya boş olarak imzalatılan ve kiracının taşınmazı belirli bir tarihte boşaltılmayı taahhüt edildiği bir metindir.

Tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için birtakım şartları taşıması gerekir. Aksi halde geçersiz bir tahliye taahhüdü ev sahibine tahliye imkânı vermez. Geçerli olmayan bir tahliye taahhüdüne dayanarak dava açılması halinde, kiracının tahliyesi mümkün olmayacağı gibi ev sahibi dava masraflarını cebinden ödemek zorunda kalabilir.

Ev sahibi, kiracının evden çıkmaması halinde tahliye taahhüdüne dayanarak icra takibi başlatabilir veya dava açabilir. Bu sayede tahliye taahhüdüne dayanarak kiracı evden çıkartılabilir.

Tahliye Taahhüdü Var Ancak Kiracı Evden Çıkmıyor

Kiraya veren ev sahipleri, “tahliye taahhüdü var kiracı evden çıkmıyor” diyerek kiracıyı tahliye etmenin yollarını aramaktadır.

Tahliye taahhüdü, kiracıyı evden çıkartabilmek için en kolay yol olarak ifade edilebilir. Çünkü kiraya veren ev sahibi sadece tahliye taahhüdü sayesinde başka bir sebep göstermeksizin evin boşaltılmasını isteyebilir. Bunun için icra takibi başlatması veya dava açması gerekir.

Tahliye Taahhüdü Varsa Kiracı Hemen Evden Çıkartılır Mı?

Tahliye taahhüdü imzalanmış olması, kiracının hemen evden çıkartılması için yeterli değildir. Çünkü tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi başlatılması veya tahliye taahhüdüne istinaden dava açılması halinde izlenmesi gereken hukuki prosedürler vardır.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibi Başlatılması

İcra ve İflas Kanunu m. 272’de, süre bitimi nedeniyle tahliyeye ilişkin icra takip yolu düzenlenmiştir. İİK m. 272/1’e göre, “Mukavelename ile kiralanan bir taşınmazın müddeti bittikten bir ay içinde mukavelenin icra dairesine ibrazı ile tahliyesi istenebilir” denilmektedir.

Kiraya veren ev sahibi, tahliye taahhüdünde yazan tahliye tarihinden itibaren bir ay içerisinde icra takibi başlatarak taşınmazın tahliyesini istemelidir. Uygulamada 14 örnek takip yolu olarak bilinen bu takip yolunda, tahliye taahhüdü icra dairesine verilerek kiracının tahliyesi sağlanır.

Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi, oldukça teknik ve karmaşık bir takip yoludur. Profesyonel bir avukattan destek almadan kiracıya icra takibi başlatmak tahliye sürecinin uzamasına neden olabileceği gibi hatalı başvuru yapılması tahliye taahhüdünü geçersiz hale getirebilir.

Ev Sahibi Tahliye Taahhüdünü İcraya Koydu, Şimdi Ne Yapacağım?

Kiracıların en çok sordukları sorulardan biri, “ev sahibi tahliye taahhüdünü icraya koydu, evi boşaltmak zorunda mıyım?” olmaktadır. Bu soruya iki farklı ihtimale göre cevap vermek gerekir.

Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi başlatılması üzerine kiracıya tahliye emri gönderilir. Tahliye emrinde kiracının 7 günlük süre içerisinde tahliye emrine itiraz edebileceği ve 15 günlük süre içerisinde taşınmazı boşaltması gerektiği ihtar edilir.

Kiracı 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmezse, 15 günlük süre dolduktan sonra taşınmazı boşaltmak zorundadır. Aksi halde icra memurları aracılığıyla kiracı evden zorla çıkartılır. Kiracının tahliye emrine itiraz ederken avukattan destek alması faydalıdır. Çünkü usulüne uygun şekilde itiraz yapılmaması halinde itiraz geçersiz sayılacağından ev sahibi derhal evi boşaltılmasını isteyebilir.

Kiracıya gönderilen tahliye emrine karşı 7 günlük süre içerisinde kiracının tahliye emrine itiraz etmesi halinde kira veren ev sahibi itirazı geçersiz kılmak amacıyla dava açmak zorundadır. Aksi halde itiraz mahkeme aracılığıyla ortadan kaldırılmadıkça kiracının taşınmazdan tahliyesi mümkün değildir. Bu nedenle tahliyeye engel olmak isteyen kiracının icra dairesine itiraz etmesi gerekir.

Kiracının itirazı, tahliye sürecini uzatmak için önemlidir. Kiracının tahliye emrine karşı hangi sebeplerle itiraz edebileceği hakkındaki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Tahliye Taahhüdü Nedeniyle Tahliye Davası Ne Kadar Sürer?

Ülkemizde yargıya intikal eden uyuşmazlıkların sayısı epey artmıştır. Artan iş yükü nedeniyle davalar epey uzun sürmektedir. Bu nedenle tahliye davasının ne kadar süreceği konusunda kesin bir bilgi verebilmek mümkün değildir.

Ancak tahliye davasının hızlı sonuçlanması için hukuki prosedürlerin doğru şekilde yönetilmesi ve dava dosyasının düzenli takip edilmesi gerekir. Aksi halde tahliye taahhüdüne dayalı açılan dava yıllar sonra sonuçlanabilir.

Tahliye Davasını Hızlandırmak Mümkün Mü?

Ev sahipleri kiracıları bir an önce evden çıkaracak yolları aramaktadır. Kira davalarında, “Tahliye taahhüdü var, kiracı evden çıkmıyor. Peki tahliye davası sürecini hızlandırmak mümkün mü?” denilmekte, ev sahipleri bu konuda “en iyi kira avukatı” şeklinde arayışa girmektedir.

Tahliye davasının hızlı şekilde sonuçlanması için dava dilekçesinin doğru hazırlanması ve dava süresinin doğru yönetilmesi önemlidir. Ülkemizde vatandaşlar kendi başına kira davası açabilir. Ancak kira davalarında profesyonel destek almak süreci hızlandıracaktır. Bu nedenle kira hukuku alanında uzman avukat tarafından davanın yürütülmesi oldukça önemlidir.

Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davalarıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

ev.sahibinin.banka.hesabini.kapatmasi.01

Ev Sahibinin Banka Hesabını Kapatması

Kira davalarının sayısı günümüzde oldukça artmıştır. Özellikle kira miktarı konusunda ev sahibi ve kiracı anlaşamamakta, fahiş kira istenmesi nedeniyle uyuşmazlık çıkmaktadır. Ev sahibi, istediği miktarda kiranın kiracı tarafından kabul edilmemesi halinde farklı yollara başvurmaktadır. Bunlardan birisi de ev sahibinin banka hesabını kapatmasıdır. Kiracılar ise “ev sahibi banka hesabını kapattı, şimdi ne yapacağım” sorusunun yanıtını aramaktadır. Yazımızda bu soruya cevap vereceğiz.

Kira Bedeli Nasıl Belirlenir?

Kira bedeli, kira sözleşmesi yapılırken taşınmazın konumu, özellikleri, yaşı, emsal fiyatları vb. göz önüne anılarak kiracı ve kiraya veren tarafından belirlenir. Ev sahibi, evini kiraya verirken kira miktarını belirlemekte serbesttir. Bu nedenle kira sözleşmesinin imzalandığı anda belirlenen kira miktarına itiraz edilemez.

Ancak yeni kira döneminde ödenecek kira miktarı için birtakım sınırlar vardır. TBK m. 344’e göre, yenilenen kira döneminde ödenecek kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir.

Ayrıca, TBK geçici madde 2’de, konut kiraları bakımından 02.07.2023 – 01.07.2024 tarihleri arasında yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmalar, bir önceki kira yılına ait kira bedelinin yüzde yirmi beşini geçmemek koşuluyla geçerlidir.

Ev Sahibi Neden Banka Hesabını Kapatmaktadır?

Günümüz ekonomik koşullar nedeniyle kiralar her geçen gün yükselmektedir. Ev sahipleri, yeni kira döneminde ödenecek kira bedelinin piyasa miktarlarına yakın olmasını istemektedir.

Kiracı kanuni sınırdan daha fazla kira ödemeyi kabul etmezse, bu durumda evin kirası piyasanın altında kalmaktadır. Kiraya verenin istediği kirayı kiracının kabul etmemesi halinde, taraflar arasında anlaşmazlık yaşanmaktadır.

Ev sahibinin banka hesabını kapatmasının amacı kiracıyı temerrüde düşürmektedir. Ev sahibi kirayı almamak için bugüne kadar kiranın ödendiği banka hesabını kapatmakta, kiracı ise artık bu hesaba kirayı gönderememektedir. Kira bedellerinin ödenmemesi halinde, kiraya veren, kiracının temerrüdü nedeniyle tahliye davası açabilmektedir.

Sonuç olarak ev sahibi, tahliye davası açabilmek için banka hesabını kapatarak kiracıyı temerrüde düşürmeye çalışmaktadır.

Ev Sahibi Banka Hesabını Kapatırsa Kira Borcum Sona Erer Mi?

Ev sahibinin banka hesabını kapatması halinde kiracının kira borcunu ortadan kalkmaz. Kiracı, kira sözleşmesine uygun şekilde kira borcunu ödemek zorundadır.

Kiracı, banka hesabının kapatılması nedeniyle kiralarını yatırmazsa, ev sahibi ödenmeyen kiraların tahsili için icra takibi başlatabilir veya dava açabilir.

Ev Sahibi Kiranın Ödendiği Banka Hesabını Kapatırsa Kirayı Nereye Ödeyeceğim?

Ev sahibinin banka hesabını kapatmış olması halinde, alacaklı kiraya veren temerrüde uğramış olur. Bu durumda kiracının başvurabileceği iki yol vardır.

İlk olarak kiracı, kiraların ödendiği banka hesabının kapatılması halinde, kira bedellerini konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla ev sahibine ödeyebilir. Bu durumda kiracının kira borcunu ödeme yükümlülüğü sona erer.

Alacaklı kiraya veren, konutta ödemeli olarak PTT yoluyla gönderilen kirayı teslim almaktan kaçınırsa, kiracı sulh hukuk mahkemesine başvurarak kira bedelinin yatırılması için tevdi mahalli tayini (ödeme yerinin belirlenmesi) talebinde bulunabilir. Nitekim TBK m. 107/1’de, “Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir” denilmektedir.

Sonuç olarak, ev sahibi banka hesabını kapatırsa, kiranın öncelikle konutta ödemeli olarak PTT yoluyla ev sahibine gönderilmesi gerekir. Ev sahibinin kirayı teslim almaması halinde ise kiranın sulh hukuk mahkemesine başvurarak tevdi mahalli yoluyla ödenmesi gerekir.

Kiracının temerrüde uğraması halinde taşınmazdan tahliye kararı verilebileceği mümkün olduğundan, ev sahibi banka hesabını kapatırsa veya banka hesabını kiracıyla paylaşmazsa kiracının buradaki hukuki prosedürleri yürütmesi gerekmektedir.

Ev sahibinin banka hesabını kapatması halinde ne yapılacağı hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

izmir gayrimenkul avukatı

Yüksek Aidata Nasıl İtiraz Edilir?

Fahiş olarak artırılan aidata itiraz, günümüzde sıkça açılan davalardandır. Gelişen ekonomik koşullar çerçevesinde apartman veya site giderlerinin artması, aidat miktarının fahiş miktarda artırılmasına sebep olabilir. Bu tür durumlarda işletme giderleri aşacak şekilde yüksek aidat istenmesi için kat malikleri kurulu kararı alınmaktadır. Yüksek miktarda istenen aidata ise dava yoluyla engel olunabilmektedir.

Aidat Nedir?

Aidat, toplu yaşamın bulunduğu site, apartman vb. yerlerden ortak giderlerin karşılanması için her ay düzenli olarak yapılan ödemedir.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesinde, ortak giderleri için ödenecek aidatın hangi giderleri kapsadığı belirtilmiştir. Buna göre, kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri, bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, su, elektrik, temizlik, kalorifer gibi ortak işletme giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderler, toplanan aidatlardan karşılanır.

Aidatı Kim Öder?

Aidat, kural olarak kat maliki tarafından ödenir. Bu nedenle aidat ödeme yükümlülüğünün asıl sorumlusu ev sahibidir. Ancak kira sözleşmelerinde kiracı ve ev sahibi, aidatın kiracı tarafından ödeneceğini kararlaştırmaktadır. Ev sahibi, kira sözleşmesine rağmen aidat ödemek zorunda kalırsa ödediği miktarı kiracıdan isteyebilir.

Öte yandan Kat Mülkiyeti Kanunu m. 22/1’de, “Kat malikinin, 20 nci madde uyarınca payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur” denilerek kiracının da aidat ödemekle yükümlü olduğunu düzenlemiştir.

Öyleyse hem kat maliki (ev sahibi) hem de kiracı, aidat borcundan birlikte sorumludur.

Yüksek İstenen Aidata Nasıl İtiraz Edilir?

Aidat miktarı, kat malikleri kurulunda karara bağlanır. Apartman yahut site için hazırlanan gelecek döneme ilişkin harcama tahminine dayalı işletme projesi, aidat miktarının belirlenmesinde önem arz eder. İşletme projesinde ilgili yılda yapılacak masraflar tespit edilerek bunun üzerinden aidat miktarı belirlenir.

Aidat, kat malikleri kurulu kararıyla belirlenir. Bu nedenle fahiş miktarda belirlenen aidat için kat malikleri kurulu kararının iptali istemiyle sulh hukuk mahkemesinde dava açılması gerekir. Aidat miktarına itiraz, apartman veya site için yapılacak harcama kalemlerinin fahiş üzerinde bir aidat istemine dayanır.

Yüksek aidat ödenmesine itiraz halinde, mahkemece yapılacak incelemede işletmedeki giderler ve apartmanın, sitenin vb. somut olaya ilişkin mevcut koşulları göz önüne alınarak aidat miktarının yüksek olup olmadığı tespit edilir.

Kiracının Fahiş Aidata İtiraz Etme Hakkı Var Mı?

Kira sözleşmesi yapılan taşınmazlarda aidat çoğu zaman kiracı tarafından ödenmektedir. Bu nedenle kiracının yüksek aidata itiraz etme hakkının bulunup bulunmadığı sıklıkla sorulmaktadır.

Yukarıda açıkladığımız üzere, aidat miktarı kat malikleri kurulu kararıyla belirlenmektedir. Kat malikleri kurulu kararına karşı ancak kat malikleri, yani ev sahipleri itiraz edebilir. Bu nedenle fahiş aidat miktarına karşı kiracının kat malikleri kurulu kararının iptali davası açma hakkı yoktur.

Kural bu olmakla birlikte istisnai hallerde, kiracı, fahiş aidat miktarına karşı kat malikleri kurulu kararının iptalini isteyebilir. Ancak kiracının dava açabilmesi için yüksek aidat ödenmesine ilişkin kararın, onun hak ve yararlarını doğrudan zedeleyici olması gerekir.

Fahiş Aidat Kararına Ne Zamana Kadar İtiraz Edilebilir?

Kat malikleri kurulu kararlarına karşı, kurul toplantısına katılarak aykırı oy kullanan her malik, karar tarihinden itibaren fahiş aidat miktarına karşı bir ay içerisinde dava açabilir.

Kurul toplantısına katılmayan her malik ise kararı öğrendiği tarihten itibaren bir ay ve her halde altı ay içerisinde fahiş aidat miktarına karşı dava açabilir.

Kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaksızın fahiş olarak artırılan aidata itiraz edilebilir.

Yüksek Aidata Kiracının Dava Açabileceğine İlişkin Yargıtay Kararı

“Kiracı aidata itiraz edebilir mi” sorusu sıkça sorulmaktadır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, kiracının kat malikleri kuruluna karşı dava açabilmesi için alınan kararın özel bir çıkar ile ilgili olması, hak ve yararlarını doğrudan zedeleyici nitelikte bulunması gerektiğine hükmetmiştir.

Kiracı, yüksek aidat miktarıyla ilgili hak ve yararlarının zedelendiğini ispatlayabildiği ölçüde, fahiş kiranın düşürülmesi için dava açabilecektir.

20. HD., E. 2019/3269 K. 2019/6235 T. 4.11.2019

“634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 33. maddesi “Kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32. madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde anagayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir; kat malikleri kurulu kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlarda süre koşulu aranmaz” hükmü düzenlenmiştir.

Ana kural bu olmakla birlikte anataşınmazda kat maliki olmayıp da bir bağımsız bölümde kira sözleşmesine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir nedene dayanarak sürekli bir biçimde yararlanan kimseler de 33. madde hükmünce mahkemeye başvurarak hakimin müdahalesini isteyebilirler. Ancak bunlar, bu konuda kat maliki gibi geniş haklara sahip değillerdir. Bu kişilerin kat malikleri kuruluna karşı dava açmak için alınan kararın özel bir çıkar ile ilgili olması, hak ve yararlarını doğrudan zedeleyici nitelikte bulunması gerekir.”

Fahiş aidat miktarına itiraz hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.