Maaş Haczi Nedir? Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir?

Maaş Haczi Nedir? Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir?

Bir kişinin borcunu zamanında ödememesi ve hakkında başlatılan icra takibinin kesinleşmesi hâlinde, alacaklının başvurabileceği en önemli cebri icra yollarından biri maaş haczidir. Maaş haczi, borçlunun işverenden olan ücret alacağının belirli bir bölümünün icra müdürlüğü aracılığıyla haczedilerek alacaklıya ödenmesini sağlayan bir icra hukuku işlemidir.

Maaş haczi özellikle kredi ve kredi kartı borçları, tüketici borçları, senet ve kambiyo borçları, nafaka alacakları ve diğer para alacaklarının tahsilinde sıklıkla uygulanmaktadır. Ancak kanun koyucu, borçlunun ve ailesinin tamamen gelirsiz bırakılmasını önlemek amacıyla ücret ve maaş haczine birtakım sınırlamalar getirmiştir.

Bu nedenle hakkında maaş haczi uygulanan kişinin en çok merak ettiği soruların başında “Maaşımın ne kadarı haczedilebilir?”, “Maaşın tamamına haciz konulabilir mi?”, “Birden fazla icra dosyası varsa maaşımdan ne kadar kesilir?” ve “Maaş haczine nasıl itiraz edilir?” soruları gelmektedir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesi, maaş, ücret ve benzeri gelirlerin kısmen haczedilebileceğini düzenlemektedir. Bunun yanında işçiler bakımından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi, işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, işçi ücretleri bakımından temel haciz oranının 1/4, yani yüzde 25 olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte maaş haczinde tek bir oran üzerinden değerlendirme yapmak her zaman yeterli değildir. Borcun niteliği, borçlunun işçi veya memur olması, gelirin emekli aylığı olup olmadığı, nafaka alacağının bulunup bulunmadığı ve birden fazla haciz dosyasının mevcut olup olmadığı gibi hususlar, uygulanacak hukuki rejimi değiştirebilir.

Maaş Haczi Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Maaş haczi, borçlunun işverenden düzenli olarak aldığı ücretin kanunen haczedilebilir kısmının, icra müdürlüğünün gönderdiği haciz müzekkeresi doğrultusunda işveren tarafından kesilerek icra dosyasına yatırılmasıdır.

Maaş haczi, doğrudan işveren nezdindeki ücret alacağına yönelir. Başka bir ifadeyle haczedilen şey, işçinin henüz kendisine ödenmemiş olan ücret alacağıdır. Bu nedenle maaş haczi, banka hesabındaki mevcut paranın haczinden farklı bir icra işlemidir.

Maaş haczinin uygulanabilmesi için kural olarak alacaklı tarafından borçlu hakkında bir icra takibi başlatılmış ve takip kesinleşmiş olmalıdır. Takibin kesinleşmesinin ardından alacaklı, borçlunun çalıştığı işyerinin tespit edilmesi hâlinde maaş haczi talebinde bulunabilir.

İcra müdürlüğü tarafından işverene gönderilen maaş haczi müzekkeresi, işveren açısından bağlayıcı bir nitelik taşır. İşveren, müzekkereyi aldıktan sonra kanunda belirtilen yükümlülüklere uygun hareket etmek zorundadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 355. maddesi, maaş ve ücret haczi bakımından işverenin yükümlülüklerini düzenlemektedir. İşveren, kendisine gönderilen haciz yazısının gereğini yerine getirmek ve kesintiyi icra dosyasına aktarmakla yükümlüdür. İşverenin icra müdürlüğüne gerekli bilgileri bildirmesi de bu kapsamda önem taşımaktadır. Güncel uygulamada işverene maaş haczi müzekkeresi tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra müdürlüğüne cevap verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

İşverenin haciz müzekkeresinin gereğini yerine getirmemesi durumunda ise İİK m. 356 kapsamında sorumluluğu gündeme gelebilir. Yargıtay uygulamasında da işverenin sorumluluğunun, süresinde kesilmeyen ve icra dosyasına aktarılmayan miktar üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla maaş haczi yalnızca borçluyu ilgilendiren bir işlem değildir. İcra müdürlüğü, alacaklı, borçlu ve işveren arasında belirli yükümlülükler doğuran bir cebri icra işlemidir.

Maaşın Ne Kadarı Haczedilebilir? 1/4 Kuralı

Maaş haczi bakımından en önemli düzenlemelerden biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesidir.

İİK m. 83 kapsamında maaşlar, tahsisatlar ve her türlü ücretler kısmen haczedilebilir. Kanun, borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli miktarın dikkate alınmasını öngörmekle birlikte, haczedilecek miktarın dörtte birden az olamayacağını düzenlemektedir. Ayrıca birden fazla haciz bulunması hâlinde bunların sıraya konulacağını ve öndeki haczin kesintisi sona ermeden sonraki haciz için kesintiye başlanamayacağını belirtmektedir.

İşçiler açısından ise ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi uygulanmaktadır. Bu hükme göre işçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez.

Bu nedenle işçi ücretleri bakımından genel uygulama, maaşın dörtte birinin haczedilmesi şeklindedir.

Örneğin;

  • 20.000 TL net ücret alan bir işçinin maaşından 5.000 TL,

  • 30.000 TL net ücret alan bir işçinin maaşından 7.500 TL,

  • 40.000 TL net ücret alan bir işçinin maaşından 10.000 TL,

  • 50.000 TL net ücret alan bir işçinin maaşından 12.500 TL

haciz kesintisi yapılması, 1/4 oranı esas alındığında söz konusu olacaktır.

Bu durumda işçinin elinde sırasıyla 15.000 TL, 22.500 TL, 30.000 TL ve 37.500 TL kalacaktır.

Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır. İİK m. 83’teki düzenleme ile İş Kanunu m. 35’teki düzenlemenin kapsamları tamamen aynı değildir. İİK m. 83, maaş ve ücretleri kısmen haczi mümkün mal ve haklar arasında sayarak dörtte birlik miktarı alt sınır olarak düzenlerken, İş Kanunu m. 35 işçi ücretinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle işçiler bakımından 1/4 oranı esas alınmaktadır.

Maaşın tamamı haczedilebilir mi?

Kural olarak hayır.

Özellikle İş Kanunu m. 35 kapsamındaki işçi ücretlerinin tamamının haczedilmesi mümkün değildir. Kanunun amacı, borçlunun alacaklıya karşı sorumluluğunu yerine getirirken temel geçim imkânının tamamen ortadan kaldırılmasını önlemektir.

Bununla birlikte nafaka alacakları bakımından özel hükümler bulunmaktadır. Nafaka borçlarının tahsilinde normal maaş haczi sınırlarının dışında özel bir uygulama söz konusudur. Nafaka alacağının niteliği ve mahkeme kararının kapsamına göre maaş üzerinde öncelikli ve farklı oranlarda kesinti yapılabilmesi mümkündür.

Dolayısıyla “maaşın yalnızca yüzde 25’i haczedilebilir” şeklindeki ifade, her türlü alacak ve her türlü gelir bakımından istisnasız bir kural olarak değerlendirilmemelidir.

Birden Fazla Maaş Haczi, Nafaka ve Emekli Maaşının Haczi

Borçlunun aynı anda birden fazla icra dosyasında borçlu olması hâlinde uygulamada sık karşılaşılan sorunlardan biri, birden fazla maaş haczinin aynı anda uygulanıp uygulanamayacağıdır.

İİK m. 83 uyarınca birden fazla haciz bulunması hâlinde hacizler sıraya konulur. Öndeki haczin kesintisi tamamlanmadan sonraki haciz için kesintiye başlanmaz.

Örneğin bir işçinin maaşı üzerinde üç farklı icra dosyasından haciz bulunuyorsa, kural olarak ilk sıradaki dosyanın kesintisi devam ederken ikinci ve üçüncü dosyalar için ayrıca maaştan yüzde 25’er oranında kesinti yapılması söz konusu olmaz. İlk sıradaki haczin borcu sona erdikten sonra sıradaki dosyaya geçilir.

Bu sistem, aynı anda maaşın büyük bölümünün haczedilerek borçlunun geçim imkânının ortadan kaldırılmasını önleyen önemli bir mekanizmadır.

Nafaka alacağında maaş haczi

Maaş haczinin önemli istisnalarından biri nafaka alacaklarıdır.

Nafaka, niteliği itibarıyla kişinin ve özellikle çocuğun geçimini sağlamaya yönelik bir alacaktır. Bu nedenle kanun ve icra hukuku uygulamasında nafaka alacaklarına diğer adi alacaklara göre öncelik tanınmaktadır.

Dolayısıyla borçlunun maaşı üzerinde banka borcu veya kredi kartı borcu nedeniyle bir haciz bulunması, nafaka alacağının tahsil edilmesini engellemez.

Nafaka alacağının mevcut olması hâlinde maaş haczinin nasıl uygulanacağı, nafaka kararının içeriği, birikmiş nafaka borcu ve mevcut diğer hacizler birlikte değerlendirilmelidir.

Emekli maaşı haczedilebilir mi?

Emekli aylıkları bakımından ise farklı bir hukuki düzenleme bulunmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi uyarınca, kanun kapsamında sigortalılar ve hak sahiplerine bağlanan gelir, aylık ve ödenekler kural olarak haczedilemez.

Ancak kanunda bunun bazı istisnaları bulunmaktadır. Özellikle nafaka borçları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun kendi alacaklarının tahsiline ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.

Ayrıca borçlunun, icra takibinin kesinleşmesinden sonra emekli aylığının haczedilmesine muvafakat etmesi belirli koşullarda hukuki sonuç doğurabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel içtihadında da 5510 sayılı Kanun m. 93 kapsamında haczi yasaklanan gelir ve aylıklar bakımından, takip kesinleştikten sonra haciz sırasında veya sonrasında verilen muvafakatin hukuki sonuç doğurabileceği kabul edilmektedir.

Bu nedenle emekli maaşı ile çalışan maaşı aynı hukuki rejime tabi değildir.

Maaş Haczine İtiraz, Haczin Kaldırılması ve İşverenin Sorumluluğu

Maaşından yapılan kesintinin kanuna aykırı olduğunu düşünen borçlunun, hukuki durumuna göre icra müdürlüğüne başvurma ve icra hukuk mahkemesi nezdinde şikâyet yoluna başvurma imkânı bulunmaktadır.

Örneğin;

  • Maaşın kanuni sınırdan daha fazla haczedilmesi,

  • Emekli aylığına kanuna aykırı şekilde haciz konulması,

  • Birden fazla haczin aynı anda uygulanması,

  • Haciz sırasına uyulmaması,

  • Takibin kesinleşmesinden önce maaş haczi uygulanması,

  • Haciz işleminin usulsüz gerçekleştirilmesi

gibi durumlarda hukuki başvuru yollarının değerlendirilmesi mümkündür.

Burada İİK m. 16 kapsamında şikâyet kurumu önem taşımaktadır. İcra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı işlemlerine karşı, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre ve koşullara göre icra hukuk mahkemesine başvurulabilir.

Maaş haczi bakımından özellikle kesinti oranının doğru hesaplanması önemlidir. İşçinin ücretinin dörtte birinden daha fazla kesinti yapılması hâlinde, somut olayın koşullarına göre icra hukuk mahkemesine şikâyet yolunun gündeme gelmesi mümkündür.

Maaş haczi nasıl kaldırılır?

Maaş haczinin kaldırılması çeşitli şekillerde gerçekleşebilir.

İlk olarak, icra dosyasındaki borcun tamamen ödenmesi hâlinde haczin kaldırılması talep edilebilir. Borç, faiz, harç, vekâlet ücreti ve diğer fer’ileriyle birlikte tamamen sona erdiğinde icra müdürlüğünden maaş haczinin kaldırılması ve işverene haczin fekki yönünde yazı gönderilmesi istenebilir.

Bunun yanında alacaklının hacizden vazgeçmesi veya dosyada haczin kaldırılmasını sağlayacak başka bir hukuki durumun ortaya çıkması da mümkündür.

Kesintinin kanuni sınırları aşması hâlinde ise borçlunun şikâyet hakkını kullanması gündeme gelebilir.

İşveren maaş haczine uymazsa ne olur?

İşverenin, icra müdürlüğü tarafından kendisine gönderilen maaş haczi müzekkeresine uymaması da hukuki sonuç doğurabilir.

İİK m. 355 ve 356 kapsamında işverenin, haciz yazısının gereğini yerine getirmesi ve maaştan yapılması gereken kesintiyi icra dosyasına aktarması gerekir. İşverenin kesintiyi yapmaması veya kesilen tutarı icra dosyasına göndermemesi durumunda, kanunda öngörülen sorumluluklar gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulamasında da işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde, haciz müzekkeresinin tebliğinden itibaren kesilmesi gereken tutarın ne olduğu ve hangi miktarın icra dosyasına aktarılmadığının tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Bu nedenle işverenlerin maaş haczi müzekkerelerini dikkate almaması veya çalışanla yaptıkları özel bir anlaşmaya dayanarak icra kesintisini uygulamamaları hukuken risklidir.

Maaş haczinden önce verilen muvafakat geçerli midir?

İİK m. 83/a, kanunun haczedilemeyeceğini veya kısmen haczedilebileceğini düzenlediği haklara ilişkin olarak hacizden önce yapılan anlaşmaları kural olarak geçersiz kabul etmektedir.

Özellikle borçlunun daha borç doğduğu veya icra takibi başlamadan önce “maaşımın tamamının haczedilmesini kabul ediyorum” şeklinde bir belge imzalaması, tek başına kanuni haciz sınırlarını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamasında da hacizden önce verilen ve maaşın haczedilebilirlik sınırlarını genişletmeyi amaçlayan muvafakatlerin İİK m. 83/a kapsamında geçersiz olduğu kabul edilmektedir.

Bununla birlikte emekli aylıkları bakımından 5510 sayılı Kanun m. 93’ün özel düzenlemesi ve takip kesinleştikten sonra verilen muvafakatin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle her maaş haczi dosyasında aynı sonuca ulaşmak mümkün değildir.

Sonuç

Maaş haczi, kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında alacaklının alacağını tahsil edebilmesi amacıyla borçlunun işverenden olan ücret alacağının kanunen haczedilebilir kısmına yönelik uygulanan önemli bir cebri icra yöntemidir.

Maaş haczinde temel düzenlemelerden biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesidir. Bu hüküm maaş, ücret ve benzeri gelirlerin kısmen haczedilebileceğini düzenlemekte ve haczedilecek miktarın dörtte birden az olamayacağını belirtmektedir. İşçiler açısından ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesi, aylık ücretin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu nedenle işçi ücretleri bakımından genel kural maaşın 1/4’ünün, yani yüzde 25’inin haczedilmesidir.

Bununla birlikte nafaka alacakları, emekli aylıkları ve birden fazla icra dosyasının bulunması gibi durumlarda özel hükümler uygulanmaktadır. Özellikle emekli aylıkları bakımından 5510 sayılı Kanun m. 93’te öngörülen haczedilmezlik kuralı dikkate alınmalıdır. Nafaka alacakları ise diğer adi alacaklardan farklı olarak öncelikli bir hukuki rejime tabidir.

Birden fazla maaş haczi bulunması hâlinde ise hacizler kural olarak sıraya konulur ve öndeki haczin kesintisi sona ermeden sonraki haciz için kesinti yapılmaz.

Sonuç olarak, maaş haczi uygulanırken yalnızca “maaşın yüzde kaçı kesilir?” sorusuna cevap vermek yeterli değildir. Alacağın türü, çalışanın statüsü, maaşın niteliği, mevcut hacizlerin sırası, nafaka borcu bulunup bulunmadığı ve icra dosyasının kesinleşme durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Maaşından kanuni sınırların üzerinde kesinti yapıldığını düşünen borçlunun ise hak kaybına uğramaması için icra dosyasını incelemesi ve gerekli hâllerde icra müdürlüğüne başvuru veya icra hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna başvurması önem taşımaktadır.

Bu nedenle maaş hacziyle karşılaşan kişilerin, özellikle birden fazla icra dosyası, nafaka borcu, emekli aylığı veya yüksek tutarlı ücret kesintisi söz konusuysa, somut dosyanın belgeleri üzerinden hukuki değerlendirme yapması gerekir.