fazla.çalışma.ücreti.alfa.avukatlık.01

Fazla Çalışma Ücreti

Fazla çalışma ücreti, işçinin kanuni sınırlar dışında çalışmasını ifade eder. Fazla çalışmanın sürelerinin ne kadar olduğu kanunda düzenlenmiştir. Ülkemizde işverenler tarafından işçilere sıklıkla fazla mesai yaptırılmaktadır. İşçinin fazla çalışma ücretine hak kazanması, fazla çalışma ücretinin nasıl hesaplanacağı konularını yazımızda inceleyeceğiz.

İş Kanunu’na Göre Ücret

Fazla çalışma ücretinden bahsedilebilmesi için öncelikle bazı temel kavramların açıklanmasına ihtiyaç vardır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 32/1’de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler.

Taraflar arasında ücretin tutarı konusunda uyuşmazlık çıkması halinde ücret, Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesi gereğince emsal ücrete göre tespit edilmektedir. Bu madde işverenin, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmelerinde belirlenen, sözleşmede belirlenmemesi halinde ise asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu hususlarında düzenlemeler içermektedir.

Fazla Çalışma Ücreti Nedir?

4857 sayılı İş Kanunu 63. maddesi çalışma süresi başlığı altında, “Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır” denilmektedir.

İş Kanuna İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’ne göre fazla çalışma; İş Kanunu’nda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olarak tanımlanmıştır. Fazla çalışmanın her saati için işçiye verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen tutarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenmesi gerekmektedir.

İşçiye Zorla Fazla Mesai Yaptırılabilir Mi?

Fazla çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekmektedir. İşçinin onay vermemesi durumunda işveren tarafından işçiye fazla mesai yaptırılamaz. Bu nedenle işverenin işçiye zorla fazla mesai yaptırması mümkün değildir.

İşçi, fazla çalışma için verdiği onayı vermiş olsa dahi onayı geri alabilir. Fazla çalışmak istemeyen işçi, otuz gün öncesinden işverene yazılı bildirmek şartıyla verdiği onayı geri alabilir.

Fazla Çalışma Ücreti Nasıl İspat Edilir?

Mahkeme önünde fazla çalışma yaptığını öne süren işçi bu iddiasını ispatlamakla mükelleftir. İşçi fazla çalışma sürelerini yazılı delilerle ispatlayabileceği gibi tanık beyanlarıyla da ispatlaması mümkündür. Uygulamada işçinin fazla mesai yaptığı iddiası genellikle tanıklarla ispatlanmaktadır.

Dinlenilecek tanıkların işyerinde çalışma düzenini bilecek konumda olmaları önem arz etmektedir. İşyerinde çalışması olmayan kişilerin beyanları bu yönde yeterli olmaz. Tanıklar işyeri çalışanlar olabileceği gibi, işyeri yakınlarında olup da işyerindeki çalışma gün ve saatler konusunda bilgi sahibi kişilerden de olabilmektedir.

Fazla Çalışma Ücretinin Ödendiği Nasıl İspatlanır?

İşçi tarafından fazla mesainin yapıldığının tanıklar yoluyla ispatlanması halinde, işçinin fazla çalışma ücretine hak kazandığı kesin hale gelir. Bu durumda artık işveren, işçinin hak ettiği fazla mesai ücretini ödediğini ispat etmekle yükümlüdür.

Burada işveren, fazla mesai ücretini ödediğini tanık yoluyla ispat edemez. İşveren, zayıf konumda bulunan işçiye karşı ödeme itirazını usulünce ispatlamalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, işveren fazla çalışma ücretinin ödendiğini yazılı delille olarak ispatlamalıdır. İşveren, ödeme itirazını ücret bordrosu veya banka dekontlarıyla ispatlamalıdır.

Fazla Çalışma Ücreti Bakımından Ücret Bordrolarının Delil Niteliği

Ücret bordrolarının delil olarak nitelendirilmesi ya da sunulan bordoların içeriğinde farklı hususlar bulunması konusunda Yargıtay genelde şu temel ilkeleri esas almıştır.

  • İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. İşçinin imzasını taşıyan bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği var sayılır.
  • İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği görülüyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ispatı yazılı delille mümkün olmaktadır. Bu delillere örnek olarak işyeri puantaj kayıtları, takograf, kamu kurumlarına ait resmi kayıtlar gösterilebilir.
  • İşçi bordroyu imzalasa dahi, bordro üstünde işçinin daha fazla alacağının bulunduğu şerh (ihtirazi kayıt, çekince) olması halinde fazla çalışma ispatı her türlü delille yapılabilmektedir.
  • Bordronun imzasız olması halinde ise, fazla çalışma her türlü delille ispatlanabilir.
  • Bordroların bir kısmın imzalı bir kısmının imzasız olması halinde imzalı olanlar için tanık dinlenilmez. Bordroları imzalı aylara dair fazla çalışmalar kesin delille ispatlanabilir.

Fazla Çalışma Ücreti Nasıl Hesaplanır?

Fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenmelidir. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, bu halde sadece kalan yüzde elli zamlı kısmı ödenecektir.

Fazla çalışma ücreti hesaplanırken çalışmanın ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekmektedir. Bu hesaplama ücretinin kabaca formülü şu şekildedir;

Fazla çalışma ücreti = güncellenmiş saat ücreti x 1,5 x çalışılan hafta sayısı x haftalık fazla çalışma süresi

Yargıtay’a Göre Fazla Çalışma Ücreti Hesaplanması

İş davalarında mahkemeler ve dosyada rapor hazırlayan bilirkişiler, Yargıtay’ın verdikleri emsal kararlar doğrultusunda hesaplama yaparlar.

Fazla çalışma, genel tatil ve hafta ücretleri fesih tarihindeki ücret üzerinden değil, hak kazanılan döneme ait çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır. Bu durumda, feshin tarihindeki çıplak brüt ücret yine fesih tarihindeki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanır. Bu durumda, fesih tarihindeki çıplak brüt ücret yine fesih tarihindeki bürüt asgari ücrete oranlanmalı (bölünmeli) be bir kat sayı tespit edilmeli, hak kazanılan dönemlere ait brüt asgari ücret 225’e bölünerek, davacının saat ücreti belirlenmeli, bulunan saat ücreti ile kat sayı çarpılarak dönem ücretleri güncellenmelidir.

Yargıtay’ın Fazla Mesai Hesaplama Yöntemi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016 tarihli kararında (Yargıtay 9. HD 2014/30839 E. -2016/3851), fazla çalışma ücretini detaylıca şu şekilde hesaplamıştır;

“Fazla çalışma, genel tatil ve hafta ücretleri fesih tarihindeki ücret üzerinden değil, hak kazanılan döneme ait çıplak brüt ücret üzerinden hesaplanır. Bu durumda, feshin tarihindeki çıplak brüt ücret yine fesih tarihindeki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanır. Bu durumda, fesih tarihindeki çıplak brüt ücret yine fesih tarihindeki bürüt asgari ücrete oranlanmalı (bölünmeli) be bir kat sayı tespit edilmeli, hak kazanılan dönemlere ait brüt asgari ücret 225’e bölünerek, davacının saat ücreti belirlenmeli, bulunan saat ücreti ile kat sayı çarpılarak dönem ücretleri güncellenmelidir.

Fazla çalışma ücreti = güncellenmiş saat ücreti x 1,5 x çalışılan hafta sayısı x haftalık fazla çalışma süresi

Davacı fazla çalışma ücretini net miktar olarak talep etmiş ise, yukarıda hesaplanan brüt 27,49 TL fazla çalışma ücretinden önce %14 oranında SGK işçi payı ve %1 oranında da işsizlik sigortası primi kesintisi yapılarak gelir vergisi matrahı bulunur, bulunan matrah üzerinden % 15 oranında gelir vergisi kesintisi yapılır ayrıca brüt 227,49 TL üzerinden (hesaplama tarihi itibariyle) binde 7,59 oranında damga vergisi kesintisi yapılır, tüm kesintiler toplanır ve 227,49 TL’den çıkartılarak net rakama ulaşılır.

 Fazla Çalışma Yapılamayacak Haller

İş Kanuna İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’yle bazı işçilerin fazla çalışma yapması yasaklanmıştır.  Bu kişiler;

  • 18 yaşından küçük olan işçiler,
  • Gebe veya yeni doğum yapmış ve çocuk emzirmekte olan işçiler,
  • Kısmi süreli iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan işçiler,
  • Yer altında çalıştırılan maden işçileri,
  • Onayları iş sözleşmesiyle ya da sonradan verilmiş olan ancak sağlık durumu nedeniyle çalışamayacak durumda olan işçiler,

Fazla çalışma yapması yasaklı olup, işverence işçilerin fazla çalışma yapmaya zorlanması halinde işçinin haklı fesih hakkı doğmaktadır.

Fazla Çalışma Ücretinin Zamanaşımı

Hukukta her alacak için bir zamanaşımı süresi kararlaştırılmıştır. Her ne kadar bu zamanaşımı alacak kalemini ortadan kaldırmaz ise de yapılan itiraz nedeniyle söz konusu alacak borçludan talep edilememektedir. İlgili mevzuata göre, fazla çalışma ücreti talebi 5 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Bu süre, fazla çalışma sürecinin yaşandığı andan itibaren başlar. Dolayısıyla, işçilerin haklarını korumak ve zamanında talepte bulunmak için bu süre sınırlamasını dikkate almak önemlidir.

Fazla çalışma ücretleri hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/19520 K. 2018/4773 T. 3.10.2018

“Davacı vekili, davacının satın aldığı mallara karşılık davalıya 6 adet çek verdiğini, çeklerden biri davalı tarafından icra takibine konu edildikten sonra borç yenileme anlaşması yapılarak icraya konulan çek dahil olmak üzere davalı uhdesinde bulunan 6 adet çeke karşılık davacının ileri tarihli 5 adet bonoyu davalıya verdiğini, buna rağmen davalının uhdesinde bulunan bedelsiz kalan çeklerden üçü için icra takibi başlattığını ileri sürerek, icra takibine konu edilen ve davalının uhdesinde bulunan çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takipleri nedeniyle bu dosyalardaki menfi tespite konu takip miktarının %20’si oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalıdan aldığı malların karşılığı olan borcunu ödemediğini, tarafların yenileme anlaşması yapmadığını, TBK’nun 133. maddesine göre borcun yenilenmesi için tarafların bu yönde açık iradelerinin olması gerektiğini, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aleyhe delil teşkil eden davalı ticari defterlerinde çek ve senet kayıtlarına rastlanmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin içeriğine göre davalı şirket yetkilisinin evrak dökümünde sayılan davaya konu edilen çekleri davacı şirket yetkilisine iade edeceğini ve bu evraklara karşılık da davacı şirketten borcuna istinaden bonoları aldığını beyan ederek altını imzaladığı, sözleşme metninde yenileme özelliği bulunmasa da tarafların borcu yenileme iradeleri olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle 6 adet çekin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu edilen çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takiplerine konu olan çeklerin %20’si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez.

Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/12185 K. 2013/13238 T. 10.5.2013

“Davacı kadının açtığı boşanma davasında mahkemece kusurun tamamen davacı kadında olduğu kabul edilerek boşanmaya ve davalı koca yararına 10000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Yapılan tahkikat ve toplanan delillerden davacı kadının güven sarsıcı davranış içerisine girmesine karşılık, davalı kocanın da eşini kendi babasıyla yaşamaya zorladığı ve tartışma sırasında eşinin üzerine bıçakla yürüyerek korkuttuğu anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olup, birinin kusurunun diğerinden baskın olduğu söylenemez. Tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken mahkemece kusurun tamamen davacıda olduğunun kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemeyeceği halde (TMK.md.174/2) davalının bu konudaki talebinin reddi yerine, davalı koca yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9332 K. 2014/19696 T. 15.10.2014

“Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL tutarında ziynet alacağı talebinde bulunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporu sonrasında ziynet alacağına ilişkin davasını ıslah edip, alacak bedelini 20320 TL’ye yükseltmiştir.

Davacı tarafından ıslah edilen kısım yönünden ayrıca faiz isteminde bulunulmamıştır. Mahkemece, bu husus nazara alınarak kabul edilen ziynet alacağı bedelinin 10000 TL lik miktarı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, kabul edilen ziynet alacağı bedelinin tümü üzerinden dava tarihinden geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Tebligatın mavi zarfla yapılmasının aranması aşırı şekilcilik olur.

Tebligatın mavi zarfla yapılmasının aranması aşırı şekilcilik olur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/6004 K. 2019/8960 T. 23.5.2019

“Somut olayda; ipotek borçlusu K2’a çıkartılan satış ilanı tebligatının 16.4.2018 günü, muhatabın adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, borçlunun mernis adresine, “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, bu adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair “meşruhat” bulunan tebligatın 04.5.2018’de tebliğ edildiği, tebligat zarfının ise beyaz renkli olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, şikayete konu tebligatta, kanun ve yönetmeliğe uygun olacak şekilde, tebliğin, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin usulüne uygun meşruhat bulunduğu nazara alındığında tebliğin usule uygun yapıldığı anlaşılmaktadır.

Tebligatın açık mavi zarfla yapılmasının aranmasının ise, aşırı şekilcilik olduğunun, icra dairelerinde mavi renkli zarf bulunmaması halinde, beyaz renkli zarfa usulüne uygun şekilde söz konusu şerhin yazılması halinde, salt zarfın beyaz renkli olması nedeniyle usulsüz olduğu sonucuna varılamayacağının kabulü gerekir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Yabancı para alacağı için Türk Lirası cinsinden ödenmesi istemiyle açılan davanın ıslah edilerek dövizle ödenmesi istenemez.

Yabancı para alacağı için Türk Lirası cinsinden ödenmesi istemiyle açılan davanın ıslah edilerek dövizle ödenmesi istenemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/296 K. 2019/7125 T. 12.11.2019

“Dava, davalı banka tarafından kredi kullandırımı ve kredinin erken kapatılması sırasında alınan ücretlerin davalı bankadan istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.- TL’nin tahsil edildiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak ıslah etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan harç, yargılama sırasında tamamlanmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden erken kapama komisyonu alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde yabancı para üzerinden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/5616 K. 2020/1181 T. 27.2.2020

“İşverenin iş kazasında kaynaklanan sorumluluğunun sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu belirttikten sonra zamanaşımı kavramı ve başlangıcı üzerinde durulmalıdır.

İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddeler arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde; “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır.

Kanun koyucu hem mülga Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hem de Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/6697 K. 2017/2272 T. 21.3.2017

“Dava, emlak komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının alacak iddiasının dayanağı olan 18 adet faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğu söz konusu faturaların kapalı olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Davalı tarafından davacıya kesilen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması faturalardaki hizmetin davacı tarafından verildiğine karine teşkil eder. Faturaların kapalı olarak düzenlenmesi ise fatura bedellerinin ödendiğine karine oluşturur. Mahkemece fatura asıllarının ibrazı sağlanarak faturalardaki imzaların davacı veya çalışanına ait olup olmadığı, açık faturanın bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak alınacak uygun sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

E Devletten Dava Sorgulama

E-Devlet’ten Dava Sorgulama

E-Devlet Nedir? Dava Sorgulama Nasıl Yapılır?

E-Devlet, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kullanabildiği, birçok devlet kurumu hizmeti aracılığıyla kuruma gitmeden işlem yapılabilen bir dijital platformdur. Bu sistem vatandaşların çeşitli kamu ve kamu tüzel kişilerinin hizmetlerine kolayca erişebilmesi için tasarlanmıştır. Çoğu işlemi internet üzerinden yapabilmeye olanak sağlamaktadır. Günümüzde artan dava yoğunluğu dikkate alındığında, binlerce vatandaşın E-Devlet’ten dava sorgulama yöntemini araştırdığı görülmektedir. Davalar ve davaların mevcut durumu hakkında bilgi almak için E-Devlet sistemi kullanılabilir. Bu makalede, vatandaşların E-Devlet üzerinden nasıl dava sorgulayabileceğini adım adım açıklayacağız.

E-Devlet’e Giriş ve Şifre Alma

E-Devlet sistemine giriş yapabilmek için öncelikle PTT aracılığıyla T.C. kimlik numaranıza ya da yabancı kimlik numaranıza atanmış bir şifre alınması gerekmektedir. E-Devlet şifre alma ücreti 2023 yılı için 2 TL olarak belirlenmiştir. PTT şubeleri aracılığı ile alınan şifre ile sisteme girmek için E-Devlet giriş sayfasında T.C. kimlik numarası ve PTT’den alınan şifrenin girilmesi gerekmektedir. PTT üzerinden alınan şifre ile ilk defa sisteme giriş yapıldığında yeni şifre oluşturulmalıdır. O aşamada iletişim bilgileri ve yeni şifre girilerek E-Devlet sistemine tam olarak giriş yapılmaktadır.

E-Devlet’ten Dava Sorgulama

Sisteme giriş yapıldıktan sonra E-Devlet’ten dava sorgulamak için sayfanın üst kısmında yer alan arama kutusuna “dava sorgulama” yazarak çıkan seçeneğe tıklanması gerekmektedir. Bir başka yöntem olarak anasayfada yer alan kurumlar ve hizmetler kısmından Adalet Bakanlığı seçilebilir. Açılan sayfada dava dosyası sorgulama butonuna basılması gerekmektedir.

Yine açılan sayfada dava dosyası sorgulama ve icra dosyası sorgulama şeklinde 2 farklı seçenek görünecektir. Bu aşamada kullanıcı dava dosyalarını görüntülemek için “Dava Dosyası Sorgula” butonuna, icra dosyalarını görüntülemek için “İcra Dosyası Sorgulama” butonuna tıklamalıdır.

Açılan ekranda hakkınızda açılmış veya tarafınızca açılmış herhangi bir dava dosyası bulunmaması halinde “Adınıza açılmış ya da müdahil olduğunuz bir dava kaydı bulunamamıştır.” şeklinde yanıt çıkacaktır. Yine hakkınızda açılan ya da tarafınızca açılan herhangi bir icra dosyası bulunmaması halinde “Adınıza açılmış ya da müdahil olduğunuz bir icra dosyası kaydı bulunamamıştır.” şeklinde yanıt çıkacaktır.

Adınıza açılmış herhangi bir dava ya da icra dosyası bulunması halinde kayıtlar liste olarak gösterilecektir. Çıkan listede Adli Birim adı, Dosya Yıl/No, Açılış Tarihi ve Taraf Rolü hakkında detaylar görünecektir. Yine dosyaların sağında bulunan “Detay Görüntüle” butonuna basılarak dosya hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu bilgiler içerisinde duruşma tarihi, dosya durumu, dava türü ve taraflar gibi detaylar incelenebilir.

İcra dosyasının yanında bulunan “Detayları Görüntüle” butonuna basıldığında ise, dosyanın alacaklısı, borçlusu, varsa üçüncü kişiler, dosya açılış tarihi ve diğer detaylar görüntülenebilir.

E-Devlet’ten yapılan Dava Sorgulama kısmında dosyanın içerisindeki evrakların görüntülenmesi mümkün değildir. Dosya içerisindeki evrakları, daha detaylı bilgileri, bir başka söylemle dosyanın tamamının görüntülenebilmesi için UYAP Vatandaş Portal’a giriş yapılmalıdır. UYAP Vatandaş Portal aracılığı ile dosyanın içerisindeki tüm evrakları, dosya hesabını, taahhüt ve reddiyat bilgilerini görüntüleyebilir, kart veya internet bankacılığı ile dosyaya ödeme yapabilirsiniz.

Sonuç olarak, e-Devlet’ten dosya sorgulamak için yukarıda anlatılan adımları izleyebilir, daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

E-Devlet üzerinden Dosya ve Dava sorgulamak için buradan E-Devlet giriş sayfasına gidebilirsiniz.

üst araması alfa avukatlık

Alışveriş Merkezine (AVM) Girerken Üst Araması Yapılabilir mi?

Alışveriş Merkezlerine Girerken Üst Araması Yapılabilir Mi?

Günlük yaşantımızda alışveriş merkezleri, birçok farklı mağazanın ve işletmenin buluşma noktasıdır. Türkiyede’de ortak buluşma noktası olarak sıkça tercih edilen AVM’ler zaman zaman hukuki sorunların ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Günümüzde sıkça sorulan bir soru olan “Alışveriş merkezlerine girerken üst araması yapılabilir mi?” sorusunun hukuki durumunu ve sınırlamalarını açıklayacağız.

Alışveriş Merkezleri ve Güvenlik

Alışveriş merkezleri, birçok müşterinin giriş-çıkış yaptığı ve kalabalık mekanlardır. Bu nedenle, güvenlik önlemleri alışveriş merkezlerinde büyük önem taşır. Alışveriş merkezlerinin güvenliğini sağlamak ve hırsızlık gibi olayları önlemek adına, bazı işletmeler ve güvenlik görevlileri, müşterilerin ve ziyaretçilerin üstünü arama uygulamalarına başvurabilir. Ancak, bu tür uygulamalar, kişisel haklar ve mahremiyet konularında bazı soru işaretleri doğurabilir. Bu sebeple, çoğu AVM’de üst arama uygulaması yerine X-Ray cihazı kullanımı tercih edilmektedir.

Üst Arama Uygulamalarının Amacı

Alışveriş merkezine girerken yapılan üst arama uygulamalarının temel amacı, hırsızlık, terör saldırıları veya alışveriş merkezlerine getirilmesi yasak olan tehlikeli maddelerin engellenmesi gibi güvenlik konularında önlem almaktır. Bu tür uygulamalar, alışveriş merkezi işletmelerinin güvenlik politikalarının bir parçası olabilir. Bu sayede, alışveriş merkezi içerisinde güvenli bir ortam sağlanması ve müşterilerin güvenli bir şekilde alışveriş yapması ve vakit geçirmesi hedeflenir.

Üst Arama ve Kişisel Haklar

Üst araması, kolluk tarafından önleme araması veya adli arama olarak iki farklı şekilde icra edilebilir. Kamu görevlisi olan kolluk personelleri haricinde özel güvenlik görevlilerinin üst araması yapma hakkı bulunmamaktadır. Ancak özel güvenlik görevlileri duyarlı kapıdan ve X-ray cihazından geçirme, dedektörle arama gibi önleyici aramanın yanı sıra mevzuatla verilmiş diğer görevleri yapabilir.

Üst Arama Yöntemleri ve Sınırlamalar

Üst araması konusu kişisel haklar ve mahremiyet konularında bazı hassasiyetleri de beraberinde getirir. Kişisel haklar, anayasa ve diğer kanunlar tarafından koruma altına alınmıştır ve her bireyin bu haklara sahip olduğu kabul edilir. Üst arama uygulamalarının bu hakları ihlal edebilecek bir durum olarak algılanmaması önemlidir.

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un “Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri” başlıklı 7. maddesi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin “Özel güvenlik görevlilerinin kontrol yetkileri” başlıklı 21. maddesinde, özel güvenlik görevlilerinin yetkileri tanımlanmıştır.

Özel güvenlik görevlilerinin; koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyalarını X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme ve görev alanında haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve mevzuatla tanımlanmış diğer yetki ve sorumlulukları bulunmaktadır.

Özel güvenlik görevlilerinin genel kolluk görevlileri gibi üst arama yetkisi bulunmamaktadır. Ancak genel kolluğun olmadığı yerlerde görev yaparken güvenlik sistem ve cihazları ile önleyici amaçlı kontroller yapabilmektedirler.

Alışveriş merkezlerinde yapılan üst arama uygulamaları da yukarıda belirtildiği gibi gerçekleştirilmeli, güvenlik görevlileri tarafından üst arama işlemi kolluk görevlilerin gerçekleştirdiği gibi değil, teknik cihazlarla gerçekleştirilmelidir. Güvenlik görevlilerinin elle kaba üst araması yapma yetkisi bulunmamaktadır.

Ancak, kişisel hakların sınırları ve istisnaları da vardır. Kamu düzeni ve güvenliği, başkalarının haklarını koruma, suç önleme ve soruşturma gibi nedenlerle bazı durumlarda kişisel haklar kısmen veya geçici olarak sınırlandırılabilir. Bu nedenle, alışveriş merkezlerinde üst araması gibi uygulamalar, meşru amaçlarla sınırlı, kanun ve yönetmelikle uygun ve orantılı şekilde gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca, üst araması yapacak kişilerin cinsiyet, yaş, etnik köken veya fiziksel özelliklere göre ayrımcılık yapmaması ve tüm müşterilere eşit şekilde davranması önemlidir. Özellikle belirtilmesi gereken husus ise, erkek müşterilere erkek güvenlik görevlileri, kadın müşterilere ise kadın güvenlik görevlileri tarafından arama yapılmalıdır. Üst araması, müşterilerin onurunu incitecek veya aşağılayacak şekilde yapılmamalıdır.

Hukuki Sorumluluklar ve Sınırlamalar

Üst araması sırasında, işletme ve güvenlik görevlileri, müşterilerin mal ve eşyalarına zarar vermemek ve müşteri güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Eğer üst araması sırasında müşterinin kişisel eşyalarına zarar verilirse veya müşteriye zarar gelirse, işletme ve güvenlik görevlileri verdikleri zararlardan sorumludurlar. Burada güvenlik görevlisi ile işletmenin müteselsil sorumluluğundan söz edilebilir.

Bu nedenle, alışveriş merkezlerinde üst araması uygulamaları gerçekleştirilecekse, işletmelerin ve güvenlik görevlilerinin uygun eğitimler almış olması ve hukuki sorumlulukları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Ayrıca, işletmelerin müşteri bilgilerini gizli tutma ve kişisel verilerin korunması konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak özel kanunlarda üst araması yapılamayacak kişiler ve yerler hakkındaki düzenlemeler haricinde, AVM ve benzeri toplu yaşam ve organizasyon alanlarına girerken güvenlik görevlileri tarafından teknik aletler kullanılarak (duyarlı kapıdan ve X-ray cihazından geçirme, dedektörle arama gibi) arama yapılabilmektedir. Ancak güvenlik görevlilerinin elle kaba üst arama yetkisi bulunmamaktadır. Bu yetki kanunla yalnızca kolluk birimlerine tanımlanmıştır.

Yukarıdaki açıklamalarımızla son zamanlarda sıkça sorulan Alışveriş merkezlerine girerken üst araması yapılabilir mi? sorusunu cevaplandırmaya çalıştık. Alışveriş merkezine girerken üst araması, güvenlik önlemi olarak uygulanabilen bir işlemdir. Ancak, üst arama uygulamalarının kişisel haklar ve mahremiyet konularında hassasiyet gerektiren bir uygulama olduğu unutulmamalıdır. Üst araması uygulamalarının, hukuki çerçevede ve meşru amaçlarla sınırlı ve orantılı şekilde gerçekleştirilmesi önemlidir. Müşterilerin güvenliği ve kişisel haklarının korunması, alışveriş merkezlerinin öncelikleri arasında yer almalıdır.

“Alışveriş merkezlerine girerken üst araması yapılabilir mi?” hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yine “Üst Araması” hakkında Mevzuat sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Ancak alanında uzman bir ceza avukatından destek almanız tavsiye edilir.