Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

3. Ceza Dairesi, E. 2018/5246 K. 2018/13100 T. 18.9.2018

“Sanık … ve … hakkında müşteki …’nu kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Mağdur …’nun kovuşturma aşamasında 25/09/2012 tarihli duruşmadaki ifadesinde; sanık … hakkında şikayetçi olup, davaya katılmak istediğini ve sanıklardan Necati dışındakilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurun sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçmesinin, 5237 sayılı

TCK’nin 73/5. maddesi uyarınca iştirak halinde suç işlediği anlaşılan diğer sanık …’ye de sirayet edeceği, bu haliyle sanıklardan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri hususu da sorularak sonucuna göre, mağdur …’e yönelik soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten basit yaralama suçlarından TCK’nin 73/4-5 ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine dair karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Yasal faiz istenirken ticari faiz bakiyesi saklı tutulamaz.

Yasal faiz istenirken ticari faiz bakiyesi saklı tutulamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1704 K. 2020/534 T. 7.7.2020

“29. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tacir olan davacının ticari işine ilişkin davaya konu alacağını davalı üniversiteden tahsil amacıyla icra takibine koyduğu sırada alacağına yasal faiz işletilmesini istemekle birlikte ticari faiz isteme hakkını saklı tuttuğunu belirttiği açık ise de; faiz hakkının seçimlik ve yenilik doğuran bir hak olması nedeniyle seçim hakkının kullanılmakla tükendiği, bir hakkın saklı tutulabilmesi için talep edilenle saklı tutulanın aynı haktan doğması gerekmesine rağmen ticari ve yasal faizin aynı haktan doğmadıkları, bu nedenle ticari faiz hakkının saklı tutulmasına herhangi bir hukuki sonuç bağlanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda davacının artık bakiye ticari faizi isteyebileceğinden bahsedilemeyecektir.

30. Hâl böyle olunca, takip yapılır iken tercih hakkının yasal faiz yönünde kullanıldığı, bu sebeple takip sırasında talep edilebilecek faiz oranı net belli olduğundan daha sonra faiz oranının değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar veren direnme kararı yerindedir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Çocuğun babanın yanında yaşaması halinde, babanın nafaka ödemesi gerekmez.

Çocuğun babanın yanında yaşaması halinde, babanın nafaka ödemesi gerekmez.

12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4960 K. 2019/591 T. 21.1.2019

“Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2012/32 Esas-2012/13 Karar sayılı boşanma ilamında lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda sair itirazlarının yanı sıra alacaklı ile boşandıktan sonra müşterek çocuğun kendisinin yanında kaldığını, tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını, bu nedenle nafaka ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

Lehine nafakaya hükmedilen çocuk yönünden borçlunun nafaka ödemekle sorumlu tutulabilmesi için çocuğun alacaklı yanında bulunması gerekir. Borçlu bunun aksini ileri sürerek, velayeti alacaklıya bırakılan müşterek çocuğun boşandıktan sonra kendi yanında kaldığını iddia etmekte olup, bu iddiası her türlü delille ispatlanabilir. Buna göre, mahkemece, müşterek çocuğun boşandıktan sonra borçlu baba yanında kaldığına ilişkin iddianın borçlunun bildirdiği her türlü delil incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve dar yetkili icra mahkemesince tanık dinlenemeyeceği gerekçesi ile bu yöndeki itirazın da reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Çekin karşılıksız kalması halinde alacaklının yerleşim yeri de yetkilidir.

Çekin karşılıksız kalması halinde alacaklının yerleşim yeri de yetkilidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8892 K. 2016/7362 T. 20.9.2016

“İİK’nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı yasanın 50. maddesiyle “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.” şeklindeki düzenleme uyarınca ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur.

Kambiyo senetlerinden doğan alacaklar aranacak alacak niteliğinde olduğundan bu alacaklar için 6098 sayılı TBK’nın 89/1. (818 Sayılı BK’nın 73/1) hükmü uygulanamaz. Çekten kaynaklanan borcun alacaklısı borçlunun yerleşim yerinde, birden fazla borçlu bulunması halinde borçlulardan birinin yerleşim yerinde, çekin keşide yerinde, ödeme yerinde (6102 sayılı TTK’nın 781/2 fıkrası uyarınca çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır. Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödeme yeri sayılır.) ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.

Ayrıca, muhatap bankaya ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çeke dayalı borç, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliği kazanır ve HMK’nın 10. maddesi uyarınca ifa yeri olarak BK.’nın 89. madde hükmü nedeniyle, alacaklının ikametgah yeri mahkemesi de ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkeme haline gelir.

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

terk.nedeniyle.boşanma.davası.03

Terk Sebebiyle Boşanma Davası

1. Türk Medeni Kanunu’na Göre Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Terk sebebiyle boşanma davası, boşanma davaları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Terk, evlilik birliği sürerken eşlerden birisinin ortak konuttan haklı bir sebep olmadan sürekli olarak ayrılmasıdır. Eşlerden birinin evi terk etmesi boşanma sebepleri arasında sayılmaktadır. Bu durumda evi terk eden eşe karşı TMK m. 164’e göre terk sebebiyle boşanma davası açılabilir.

IV. Terk

MADDE 164

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Belirtmek gerekir ki, terk nedeniyle boşanma davası teknik ve hukuki bilgi gerektiren bir dava olup, mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki danışmanlık almanız tavsiye edilmektedir. Bu hususta detaylı bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

2. Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Terk nedeniyle boşanma davasının hangi mahkemede açılacağı sıklıkla sorulmaktadır. Boşanma davalarında yetkili mahkeme, TMK’nın 168. maddesinde düzenlenmiştir. Terk nedeniyle boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

II. Yetki

MADDE 168

Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Terk nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde ise asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla boşanma davasını görecektir.

3. Terk Sebebiyle Boşanma Davasının Koşulları

 3.1. Ortak Konutun Terk Edilmesi

Terk sebebiyle boşanmanın koşullarından ilki ortak konutun terk edilmesidir. Aşağıdaki hallerde terk fiilinin varlığından bahsedilir:

  • Eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi,
  • Eşin, haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi,
  • Eşin, evi terk etmemiş olsa dahi, diğer eşi konutu terk etmeye zorlaması,
  • Diğer eşin haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engellenmesi.

3.2. Terk Eden Eşin Kusurlu Olması

Terke dayalı boşanma sebebi sayılması için aranan koşullardan birisi de terk eden eşin kusurlu olmasıdır. Sınırlı durumlar dışında ortak konuttan bir süreliğine ya da devamlı uzak kalan eş, bu davranışı dolayısıyla kusurlu sayılır ve ortak konutu terk olgusu gerçekleşmiş olur.

Eşlerden birinin zorunlu iş seyahati, askerlik görevinin yerine getirilmesi, ameliyat vb. sağlık sebepleri gibi sebepleriyle ortak konuttan ayrılması, eşin evi terk ettiği sonucunu doğurmaz.

3.3. Terk Durumunun En Az 6 Ay Devam Etmesi

Terk sebebiyle boşanma davası açabilmek için, terk olayının belirli bir süre devam etmesi şartı aranır. Terk nedenine açılacak davada terk olgusunun davanın açıldığı tarihten geriye doğru en az 6 ay devam etmesi gerekir.

Kanun’da düzenlenen 6 aylık terk süresinin kesintisiz olarak devam etmesi gerekir. Ancak içten olmadığı bariz olan kısa süreli geri dönüşler, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Bu durumda terk süresi kesintiye uğramaz.

3.4. Ortak Konutu Terk Eden Eşe İhtarname Gönderilmesi

Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesinin en önemli şartı, terk edilen eş tarafından haklı bir sebep olmaksızın evi terk eden eşe karşı ihtar gönderilerek eve dönüş çağrısı yapılmasıdır. Terk eden eşe karşı gönderilecek ihtarname, aile mahkemesi hakimliği veya noter aracılığıyla yapılır.

İhtar yoluyla eve dön çağrısı yapılan evin kullanıma elverişli olması gerekir. Eşin dönmesini istediği evin bağımsız bir aile konutu olması aranır. Örneğin terk eden eşi anne baba evine çağırmak veya yaşanamayacak bir eve çağırmak geçerli değildir.

Terk eden eşe gönderilecek ihtarın birtakım şekli ve hukuki unsurları taşıması gerekir. Aynı zamanda bu ihtar eşler arasındaki evlilik düzenine uygun olmalıdır. Aksi halde terk nedeniyle açılan boşanma davası, ihtarın geçerlilik şartlarını taşımaması nedeniyle reddedilebilir.

Eşlerin kendi başına hazırladıkları ihtarnameler çoğu zaman geçersiz olmakta, bu nedenle açılan boşanma davalarının çoğu ihtarnamedeki geçersizlik yüzünden reddedilmektedir. ALFA Avukatlık, terk nedeniyle açılacak boşanma davalarında, eşler arasındaki evlilik birliğine uygun, hukuki ve şekli şartları taşıyan ihtarname hazırlayarak hukuki hizmet vermektedir.

2. HD., E. 2016/1616 K. 2017/7101 T. 8.6.2017

“Terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için, ayrılık en az dört ay sürmüş ve bu durumun devam ediyor olması gerekir. Bu sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz (TMK m.164). Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının 20.06.2014 tarihinde müşterek haneden ayrıldığı, ihtarın ise 13.08.2014 tarihinde, kanunda öngörülen (TMK m.164/1) dört aylık süre dolmadan istenildiği anlaşılmaktadır. Oysa ihtarın geçerli olması için en az dört aylık sürenin geçmesi zorunludur. Olayda bu şarta uyulmadan ihtar talebinde bulunulduğu gibi terk ihtarı davacı-karşı davalı kadına 04.12.2014 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kanunda öngörülen 2 aylık süre dolmadan karşı davanın 19.01.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan davalı-karşı davacı erkeğin terke dayalı boşanma davasının reddi gerekirken kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

2. HD., E. 2014/13339 K. 2015/5431 T. 24.3.2015

“Terk edilen eş (TMK.md.164) diğerini yukarıda açıklanan kurallara uygun olarak ortak konuta çağırmakla yükümlüdür. Çünkü ortak hayat bunu zorunlu kılar (TMK.md.185/3). Bu itibarla kanunda gösterilen (TMK.md.164) sürelerin başında tarafların kanuni koşullara uygun ortak konutunun olmadığı anlaşıldığından ihtar geçersiz olmakla, davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır.”

4. Terk Sebebiyle Boşanma Davasının Açılamayacağı Haller

Hangi hallerde terk nedeniyle boşanma davası açılamayacağı sıklıkla sorulmaktadır. Yargıtay, bazı hallerde terk sebebiyle boşanma davası açılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce avukata danışmak faydalı olacaktır.

Yargıtay’a göre terke dayalı boşanma davasının açılamayacağı bazı emsal haller şunlardır:

2. HD., E. 2012/21546 K. 2013/7826 T. 21.3.2013

“Mahkemece; davacının anne babasının davacının yanında yerleşmek niyetiyle kalmadıklarını kabul edilerek, terk nedenine dayalı davanın kabulüne karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı kocanın ailesinin kadının evden ayrılmasından itibaren oğullarıyla birlikte oturdukları, hatta kendi evlerini satılığa çıkardıkları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının ihtarla çağrıldığı evin bağımsız olduğundan söz edilemez. Bu halde, davalı kadın eve dönmemekle haklıdır. Davacının terk sebebine dayalı davasının reddi gerekirken kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”

2. HD., E. 2020/2658 K. 2021/1627 T. 24.2.2021

“Davalı-davacı erkeğin, eşine 02.10.2013 ve 16.01.2014 tarihlerinde ayrı ayrı terk ihtarı gönderdiği, eşinin evden ayrılmasından sonra evin kilidini değiştirdiği sabittir. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı-davacı erkeğin ihtarının samimi olmadığı anlaşılmaktadır.”

2. HD., E. 2015/25093 K. 2016/462 T. 13.1.2016

“Dava terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasıdır (TMK m. 164). Türk Medeni Kanunun 164. maddesi gereğince boşanma davası açma hakkı, terk edilen eşe aittir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. ( TMK m.164/1. fıkra son cümle).Toplanan delillerden davalı kadının eşini eve almadığı ve eşini ortak konutu terk etmeye zorladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda terk edenin davalı, terk edilenin de davacı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.”

2. HD., E. 2012/21354 K. 2012/27035 T. 14.11.2012

“Kadın, kocasının fiziki şiddetine maruz kalınca ortak evden ayrıldığına göre terkte haklı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Her ne kadar terkte haklı olmak terk edene, ilanihaye ortak konuta dönmeme hakkı vermez ise de, terk tarihi ile ihtar istek tarihi arasında, dövme eyleminin eşte meydana getirdiği kin, öfke ve kızgınlığın etkisinin tamamen son bulacağı makul ve kabul edilebilir uzunlukta bir sürenin geçmesi de gerekir. Olayda dövme eylemi ile ihtar istek tarihi arasında makul bir sürenin geçmediği görülmektedir.”

2. HD., E. 2014/16372 K. 2015/66 T. 12.1.2015

“Mahkemece, davalı (kadın) müşterek haneyi terk etmesi sebebiyle kusurlu bulunarak, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş ise de toplanan delillerden; … Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 11.12.2009 tarih ve 2009/151 esas ve 2009/269 karar sayılı nafaka dosyasında “kocanın başka bir kadınla ilişki yaşamaya başlaması üzerine, davalı (kadın)’ın müşterek haneyi terk ettiği ve ayrı yaşamakta haklı olması sebebiyle de davalı (kadın) yararına tedbir nafakasına hükmedildiği” anlaşılmaktadır. Bu durumda, kadının müşterek haneyi terk etmesi haklı sebebe dayalı olup, kusur olarak atfedilemeyeceği gibi, ayrı yaşanılan dönemde kadına atfı kabil başkaca bir kusurun varlığı da ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, başka bir kadınla birlikte yaşayarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davacı koca tamamen kusurludur.”

Terk nedeniyle boşanma davasındaki hukuki hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz.