Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/5091 K. 2019/11807 T. 28.11.2019

“Dava, satın alınan aracın ayıplı olduğundan bahisle sözleşmenin iptali ile satış bedeli olarak ödenen bedelin ve yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, aracın satış ilanındaki kilometresinin 148.000 km olduğu, aracın 27.08.2012 tarihli muayenesinde kilometresinin 287.605, 28.08.2014 tarihli muayenesinde ise kilometresinin 148.335 olduğu, kilometresi düşürülen araçtaki bu durumun tespitinin ancak teknik inceleme ile anlaşılabileceği, aracın emsallerinin 2019 yılı itibarıyle 22.000,00 TL, kilometresinin düşürülmüş halinin ise 18.000,00 TL olduğu olduğu yönünde görüş bildirilmiş ve mahkemece davaya konu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilerek 4.000,00 TL değer kaybına hükmedilmiştir. 

Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, “mutlak metod”, “nisbi metod” ve “tazminat metodu” adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan “nispi metod” olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır.

Somut olayda bu hususlar gözetilmeksizin hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Sonradan çıkan gizli ayıbın satıcıya bildirilmesi gerekir.

Sonradan çıkan gizli ayıbın satıcıya bildirilmesi gerekir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/17257 K. 2019/6495 T. 23.5.2019

“Davacı, eldeki dava ile davalıdan satın aldığı dükkanın gizli ayıplı olması nedeni ile ödemiş olduğu su faturasının mutad kullanım miktarının hesaplanarak bakiyesinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, ayıp bulunmadığını ve süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; Mahkemece, satım tarihinden itibaren davacının taşınmazı gerekli şekilde muayene etmediği ve bu konuda gerekli özeni göstermediği, bu özensizliği yada dikkatsizliğinin davalıya yüklenemeyeceği, satın aldığı tarihten itibaren 5. aya kadar taşınmazı hiç açmadığı anlaşıldığından gizli ayıpla ilgili oluşan durumu süresinde ihbar etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddeye göre, (818 sayılı BK’nun 198.maddesi), alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır.

Somut olayda davacı kendisine tebliğ edilen yüksek miktarlı su faturası ile öğrendiği ayıbı davalıya bildirdiğini ve davalı tarafından arızanın giderildiğini bildirmiş olup, bu husus davalının da kabulündedir. O halde Mahkemece, davacının iddia ettiği gizli ayıbı su faturasının kendisine tebliği ile öğrendiği ve süresinde davalıya ihbar ettiği kabul edilerek işin esasının incelenmesi, taşınmazda davacının iddia ettiği ayıbın bulunup bulunmadığı ve davalının sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi sonucu hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Aracın piyasa değerinden düşük satılması ayıplı olduğuna karine teşkil etmez.

Aracın piyasa değerinden düşük satılması ayıplı olduğuna karine teşkil etmez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/37427 K. 2015/28490 T. 5.10.2015

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen, ayıptan sorumluluk hükümlerinden kaynaklanmakta olup, dava konusu aracın pert olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Dosya kapsamına göre dava konusu aracın pert olduğu davacıdan gizlenmiştir.

Türk Borçlar Kanununun 223. maddesi hükmüne göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Davacı, 08.02.2012 tarihinde noterden devraldığı aracı gizli ayıbı öğrenir öğrenmez 20.02.2012 tarihli ihtarname ile davalıya bildirmiş ve sonrasında bunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece her ne kadar aracın piyasa değerinden düşük satın alınması ve satın alma tarihinde yetkili servis sorgulamasının davacı tarafından yapılabileceği belirtilerek, davacının ayıbı bildiğine kanaat getirilmiş ise de; aracın piyasa değerinden düşük satın alınması davacının ayıbı bildiğine karine teşkil etmez. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme ve TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur.

Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın pert olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Ayıp davacıdan gizlenmiştir. Ayıbın gizlenmediğinin ispat yükü davalıda olup davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıptan sorumluluk borcu bulunmaktadır. Davacının olayda kusurundan söz edilemez.

Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ayıptan sorumluluk hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir. Davacı BK 219 ve sonraki ayıptan sorumluluk hükümlerine göre davalıdan ayıp oranında bedel indirimi istemekte haklıdır.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Velayetin değiştirilmesi davasında çocuğa tercihi sorulabilir.

Velayetin değiştirilmesi davasında çocuğa tercihi sorulabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/13471 K. 2017/1490 T. 14.2.2017

Davacı baba, davalı annenin sosyal ilişkilerinin çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi bakımından tehlike arz ettiğini iddia etmiş, mahkemece 26.11.2015 tarihinde velayet konusunda görüşlerine başvurulan ortak çocuk, annenin daha önce arkadaşları ile birlikte evde sigara içip alkol aldıklarını, ancak artık bu şekilde davranışlar göstermediğini beyan etmiştir.

Velayete ilişkin hususlar kamu düzenini ilgilendirir ve re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu sebeple, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.

Davacı babanın iddiaları ve küçüğün beyan içeriği gereğince, ortak çocuğun velayet konusunda görüşlerine başvurulduğu tarih dikkate alındığında, 26.11.2015 günlü beyanı sonrası yaşadığı veya yaşamak istediği ortamı değerlendirmesine imkan verecek, dolayısıyla velayeti konusunda görüşünün alınmasını gerektirecek ölçüde uzun süre geçtiği de gözetilerek, bizzat ya da istinabe yoluyla; eğitim, kültür ve yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihinin hakim tarafından yeniden kendisinden sorulması (Yargıtay HGK 16.03.2012 tarih, 2011/2-884 Esas, 2012/197 Karar ) ve gerektiğinde yeniden psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan (4787 sayılı Kanun m. 5) ortak çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun yüksek menfaatine uygun olacağı tespit edilip, sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Hukuksal semere edilen çentik fabrikası için intifadan men şartı aranmaz.

Hukuksal semere edilen çentik fabrikası için intifadan men şartı aranmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/10104 K. 2017/949 T. 28.2.2017

Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa ve maddi zararı yoksa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır.

Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşma sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir.

Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali ve davaya konu taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Somut olaya gelince; yukarıda belirtilen ilkeler ve gerçekleşen olgular dikkate alındığında fabrika niteliğinde bulunan ve kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen çeltik fabrikası yönünden paydaşlar arasında intifadan men şartı aranmayacağından davacılar yönünden ecrimisil koşullarının oluştuğu kuşkusuzdur. Ecrimisil davaları yukarıda belirtilen İBK uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi ise de davalılar tarafından yasal sürede zamanaşımı itirazında bulunulmamıştır.

Öte yandan, ecrimisil davalarını malik olan kişinin o yeri kullanan ve kullandıran aleyhine açabileceği de açıktır.

Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, 2002-2010 tarihleri arasında davacıların payları oranında bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Arabuluculuk tutanağının geçersizliği somut delillerle mümkündür.

Arabuluculuk tutanağının geçersizliği somut delillerle mümkündür.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/436 K. 2022/1380 T. 07.02.2022

“Davacı taraf,  dava dilekçesinde, 29/04/2020 tarihli arabuluculuk tutanakları ile davalının kendi arabulucusuna zorlanarak iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia etse de, yukarıda açıklandığı üzere iş sözleşmesi görev değişikliğini kabul etmemesi nedeniyle davacı talebiyle sonlandırılmıştır.

Davacının irade fesadına yönelik “baskı, yıldırma ve zorlama” iddialarıyla ilgili ise ispata yönelik somut tanık anlatımları olmadığı gibi başkaca da delil sunulmamıştır. Öte yandan arabulucunun “tarafsız olmadığı” iddiası da ispatlanmamıştır.

Mahkemece, arabulucu önünde yapılan anlaşmanın ibra niteliğinde olduğu, ibraya ilişkin hükmün emredici nitelikte bulunduğu ve  6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 1. maddesi uyarınca tarafların  ancak  üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konuda arabulucuya gidebilecekleri hususun düzenlendiği, ibra niteliğinde belge üzerinde  tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri bir durum söz konusu olmadığı, gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.

Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkansız hale gelir. Nitekim 6325 sayılı Kanunun 18/5 madde hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Avukatın vekalet ücreti sıra cetvelinde rüçhanlı alacak niteliğindedir.

Avukatın vekalet ücreti sıra cetvelinde rüçhanlı alacak niteliğindedir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/860 K. 2017/1031 T. 5.4.2017

“Avukatlık Kanunu’nun 166/2. maddesine göre avukat sözleşme ile kararlaştırılan ve hakim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı, kendi çalışması sonucunda müvekkilinin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ve davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para yahut alınacak mallar üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkına haizdir. … hakkı vekaletnamenin düzenlenme tarihine göre, vekaletname umumi ise iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi başvurma tarihine göre sıra alır. Dairemizin istikrar kazanan uygulaması da bu yöndedir (Dairemiz’in 11.07.2013 tarih ve 2013/3893 – 4893 sayılı ilamı).

Somut olayda, şikayetçi, ilama dayanan dava dosyasında vekil olarak davayı takip etmiş ve lehine yasal sınırlar içinde ücreti vekalet takdir edilmiştir. Şikayetçinin müvekkili ile yaptığı ücreti vekalet sözleşmesi 11.02.2011 tarihli ve vekaletnamesi ise, 15.02.2011 tarihli olup şikayetçinin takibinin ise 06.05.2015 tarihli olduğu, … 25. İcra Müdürlüğü’nün 2012/18311 E. sayılı dosyasında 21.05.2012 tarihinde başlatılan ilamlı takipte ise şikayetçinin alacaklı vekili olarak borçlu iş sahibini temsil ettiği gözetildiğinde, şikayetçinin iş sahibi adına ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmi başvuru tarihi, şikayet olunanların haczinden önce olduğundan şikayet olunan alacaklılara 1. sırada yer verilmesi doğru değildir.

Avukatlık Kanun’un 164/2. maddesi kapsamındaki sınırlar kapsamında kalmak kaydıyla, şikayetçinin alacağının rüçhanlı olduğu gözetilerek, sıra cetvelinin düzenlenmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Muhdesatın taşınmaz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Muhdesatın taşınmaz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/8458 K. 2017/2734 T. 28.2.2017

“Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).

22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.

Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.

Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, dava konusu 326 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 2 katlı taşınmazın 2. katının davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece anılan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın davacıya aidiyetine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Eğitim tazminatı davasına karşı davalı pilot takas ileri sürebilir.

Eğitim tazminatı davasına karşı davalı pilot takas ileri sürebilir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/874 K. 2014/16639 T. 28.5.2014

“Davacı, davalı pilot ile aralarında imzaladıkları hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle 10.000 USD eğitim tazminatı ile 500 Euro cezai şartın tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı, hizmet akdini haklı sebeplerle feshettiğini, davacıya borcu olmadığı gibi eğer dava kabul edilecekse davacı şirkette 1150 EURO kullandırılmayan izin ücreti ile 780 sektör uçuş parası olmak üzere toplam 1930 Euro alacağının mevcut olduğunu ,bu alacağa karşılık takas mahsup talebinde bulunduğunu savunmuştur.

Mahkemece davalının savunması üzerinde durulmadan alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının savunduğu hususlar takas-mahsup defi niteliğinde olup mahkemece davalının savunması üzerinde durularak bu hususta taraf delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Davacı tarafından talep edilmedikçe işlemiş faize hükmedilemez.

Davacı tarafından talep edilmedikçe işlemiş faize hükmedilemez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/14742 K. 2015/33148 T. 16.11.2015

Davacı, davalı ile 15/03/2011 tarihinde 12.000 kg peynir alımı için sözleşme imzaladığını, davalının sözleşme gereği teslim etmesi gereken peynirleri teslim etmediğinden sözleşmenin fesh edildiğini, İzmir D.. İ.. Destek Komutanlığının ihtiyacı olan 10000 kg peynirin C.. C.. Gıda San. Dış. Tic. Ltd. Şti. nden kg mı 7,10 TL den satın alındığını, ihalede en iyi ikinci fiyatın kg başına 6,72 TL olduğunu, bu durumda kg başına 0,38 TL olmak üzere 10000 kg üzerinden 3.800,00 TL hazine zararının oluştuğunu ileri sürerek bu miktarın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, 3.800,00 tl asıl alacak ile dava tarihine kadar işlemiş faiz 687.31 TL olmak üzere toplam 4.487,31 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, karar verilmiş, Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26/1.maddesine göre; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”

Somut olayda davacı; dava dilekçesinde 3.800,00 TL’nin reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, yalnızca asıl alacak ile birlikte asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken davacının talebi aşılarak 687,31 TL işlemiş faizin de davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.