Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Çek istirdatı davası arabuluculuğa tabi değildir.

Çek istirdatı davası arabuluculuğa tabi değildir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3048 K. 2020/1093 T. 10.2.2020

“Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı ve dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece dava türü itibarıyla arabulucaya müracaat edilmesinin dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davanın 7155 sayılı Yasa’nın 20. maddesi ile TTK’nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre TTK’nin 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Eldeki davada uyuşmazlık, TTK’nin 792. maddesine göre açılan çek istirdadı davasında ve  menfi tespit davasında arabulucuya başvurmanın dava şartı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. TTK’nin 792. maddesi  “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790’ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür” şeklindedir. Anılan madde hükmüne göre açılan davada davacının talebi, bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat değil kıymetli evrak olarak çeki haksız olarak elinde bulundurduğu iddia edilen hamilden çekin iadesidir. Bu itibarla TTK’nin 792. maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davasında arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. Bu itibarla ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin çek istirdadı davasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu yönündeki değerlendirmeleri yerinde değildir.

Davada diğer talep olan davacının çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinin yani menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı hususuna gelince, menfi tespit davasında davacı, davalıya borçlu olmadığının tespitini istemekte, buna karşın davalı taraf davacının borçlu olduğunu savunmaktadır. Netice itibarıyla mahkeme menfi tespit davasında davacının borçlu olup olmadığının tespiti ile birlikte davalının da alacaklı olup olmadığının tespitini yapacaktır.

Şu halde menfi tespit davasında dava konusunun bir miktar alacağa ilişkin olduğu açık olup 7155 sayılı Yasa’nın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesi kapsamında menfi tespit davasında arabulucuya başvurmak dava şartı ise de arabuluculuk dava şartına tâbi olmayan çek istirdadı davası ile birlikte açıldığından eldeki davada menfi tespit talebi de arabulucuk dava şartına tâbi olmayacaktır.

Bu durumda mahkemece işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

3. Ceza Dairesi, E. 2018/5246 K. 2018/13100 T. 18.9.2018

“Sanık … ve … hakkında müşteki …’nu kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Mağdur …’nun kovuşturma aşamasında 25/09/2012 tarihli duruşmadaki ifadesinde; sanık … hakkında şikayetçi olup, davaya katılmak istediğini ve sanıklardan Necati dışındakilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurun sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçmesinin, 5237 sayılı

TCK’nin 73/5. maddesi uyarınca iştirak halinde suç işlediği anlaşılan diğer sanık …’ye de sirayet edeceği, bu haliyle sanıklardan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri hususu da sorularak sonucuna göre, mağdur …’e yönelik soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten basit yaralama suçlarından TCK’nin 73/4-5 ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine dair karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Çocuğun babanın yanında yaşaması halinde, babanın nafaka ödemesi gerekmez.

Çocuğun babanın yanında yaşaması halinde, babanın nafaka ödemesi gerekmez.

12. Hukuk Dairesi, E. 2018/4960 K. 2019/591 T. 21.1.2019

“Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2012/32 Esas-2012/13 Karar sayılı boşanma ilamında lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda sair itirazlarının yanı sıra alacaklı ile boşandıktan sonra müşterek çocuğun kendisinin yanında kaldığını, tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını, bu nedenle nafaka ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

Lehine nafakaya hükmedilen çocuk yönünden borçlunun nafaka ödemekle sorumlu tutulabilmesi için çocuğun alacaklı yanında bulunması gerekir. Borçlu bunun aksini ileri sürerek, velayeti alacaklıya bırakılan müşterek çocuğun boşandıktan sonra kendi yanında kaldığını iddia etmekte olup, bu iddiası her türlü delille ispatlanabilir. Buna göre, mahkemece, müşterek çocuğun boşandıktan sonra borçlu baba yanında kaldığına ilişkin iddianın borçlunun bildirdiği her türlü delil incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve dar yetkili icra mahkemesince tanık dinlenemeyeceği gerekçesi ile bu yöndeki itirazın da reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Uyuşturucu Ticareti – Uyuşturucu Madde Kullanma Arasındaki Fark

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi belgede sahtecilik suçu Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

“Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.”

Belge ve Resmi Belge Kavramı

Olayları nakleden, içerdiği irade beyanları hukuken değer taşıyan ve belirli bir kimse tarafından oluşturulan her türlü yazıya belge denir.

Bir şeyin belge olabilmesi için; yazılı olması, hukuki bir değere sahip olması ve belirli bir kişi tarafından düzenlenmesi gerekir. Örneğin noter tarafından düzenlenen belgeler, duruşma tutanakları, polisin düzenlediği kaza tespit raporu, arama tutanağı gibi. Kanunun geçerlilik şartı olarak düzenlediği koşullar hariç olmak üzere, belgenin imzalanmış olması şart değildir.

Belgeler, resmi ve özel belgeler olmak üzere ikiye ayrılır. Kamu görevlisinin görevi gereğince düzenlemiş olduğu belgelere resmi belgeler denir. Örnek olarak pasaport, sürücü belgesi, diploma verilebilir. Resmi belgenin ispat gücü özel belgelere göre daha yüksektir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları

TCK m. 204/1’de düzenlenen sahtecilik suçunun faili kamu görevlisi olmayanlar iken, TCK m. 204/2’de düzenlenen sahtecilik suçunun faili kamu görevlileridir. Suçun mağduru herkes olabilir.

Bu suçun oluşması üç farklı şekilde gerçekleşebilir; resmi belgeyi sahte olarak düzenleyerek, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirerek ve sahte resmi belgenin kullanarak.

  • Gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi: bir resmi belgenin gerçekmiş gibi üretilip, taklit imza atılarak sahte oluşturulmasıdır. Ayrıca sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunması gerekmektedir. Başka bir söylemle, sahte belgenin ilk bakışta dikkat çekmeyecek ve birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması gerekir.
  • Resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi: Resmi belge niteliği bulunan belgenin, ekleme yapmak veya belgedeki bir yazının, tarihin, imzanın silinmesi şeklinde gerçekleştirilebilir. Suçun oluşması için belgenin değiştirilmesi yeterlidir, ayrıca kullanılması gerekmez.
  • Sahte resmi belgenin kullanılması: Bir kimse sahte resmi belgeyi, belgenin sahte olduğunu bilerek kullanıyorsa bu suç gerçekleşecektir. Örneğin A kişisi B kişisinden sahte pasaport almış olsun. A, pasaportun sahte olduğunu bilerek kullanırsa belgenin kullanılması suretiyle suç işlenmiş olacaktır.

Resmi belgenin başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanılması durumunda, işlenen suç ile resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı cezalara hükmolunacaktır.

Resmi belgede sahtecilik suçu şikayete bağlı bir suç değildir. Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olacaktır. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Cezası ve Nitelikli Halleri

Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Suçun kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belge üzerinde gerçekleşmesi halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Kanun hükmü gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belgeler üzerinde sahtecilik yapılması halinde faile verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu belgelere örnek olarak noterde düzenlenen vekaletname, imza beyannamesi, mahkeme ilamları, noterde düzenlenen satış sözleşmesi verilebilir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda İndirim Halleri

TCK m. 211’de resmi belgede sahtecilik suçunun ”bir hukuksal ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenmesi” durumunda suçun cezasının yarı oranında indirileceği düzenlenmiştir.

Failin bu indirimden yararlanılabilmesi için, eylemi gerçek bir olay veya durumun kanıtlanması, ya da hukuksal ilişkiden kaynaklanan alacağının ispatı amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir.

Örneğin noterlik tarafından düzenlenen bir belgeyi kaybeden kimsenin, belgeyi sanki noter düzenlemiş gibi tekrar meydana getirirse, verilecek ceza yarıya indirilecektir.

Resmi Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçu

Bu suç TCK’nın 205. Maddesinde ayrı olarak düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre: “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun işlenmesi için öncelikle gerçek bir resmi belgenin var olması gerekir. Sahte olan bir belgenin bozulması bu suçu oluşturmayacaktır.

Bu suç da resmi belgede sahtecilik suçu gibi üç seçimlik hareketle işlenebilir: resmi belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesi suretiyle.

Suçun failinin kamu görevlisi olması halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bozulan, yok edilen veya gizlenen belgenin de kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş olması aranmaz.

Sağlık Görevlilerinin Gerçeğe Aykırı Belge Düzenlemesi

TCK m. 210/2: “Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”

Burada dikkat edilmesi gereken husus, suçun oluşması için sağlık çalışanının kamu görevlisi olmaması gerekmektedir. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması durumunda ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde resmi belgede sahtecilik hükümlerine dayanılacaktır.

Resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Afganistan uyruklu göçmeni kaçak olduğunu bildiği halde çalıştıran işverenin eylemi göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.

Afganistan uyruklu göçmeni kaçak olduğunu bildiği halde çalıştıran işverenin eylemi göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/33116 K. 2022/20539 T. 24.10.2022

“Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09/06/2020 tarih, 2018/116 esas 2020/279 sayılı kararı uyarınca, yasal olmayan yollardan Türkiye’ye giren, ikamet ya da çalışma izni olmayan, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istediği anlaşılan Afganistan uyruklu göçmeni, kaçak olduklarını bildiği hâlde istihdam etmek ve bu şahsın ülke içerisinde bir yerden başka bir yere gitmelerine aracı olmak suretiyle göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarına imkân sağlaması, kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmen yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi hâlinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden, TCK’nın 79. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu, sanığın bu eylemi aynı zamanda çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştırma kabahatine de uymakta ise de Kabahatler Kanunu’nun 15/3. maddesi uyarınca yalnızca TCK’nın 79/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

ses kaydı almak suç mudur

Ses Kaydı Almak Suç Mudur? Delil Olur Mu?

“Ses kaydı almak suç mudur?” konusu, günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte sıkça sorulan bir soru haline gelmiştir. Ses kaydı almanın kolaylaşmış olması ve cep telefonlarının birçok insanın günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş olmasıyla birlikte oldukça merak edilen bir konudur.

Bu yazımızda izinsiz ses kaydı almanın yasal durumu, Türk Ceza Kanunu’nun hangi maddelerini ihlal ettiği ve bu kayıtların delil olarak kullanılabilirliği konularını ele alacağız.

Ses Kaydı Almak Suç mu? İzinsiz Ses Kaydı Almak Hangi Suçu Oluşturur?

Özel yaşamın gizliliği ve mahremiyet gibi kavramları etkileyebilen bir eylem olan ses kaydı almak; İzinsiz olarak gerçekleştirildiğinde ceza kanunu bakımından bazı suçların oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu suçlara değinecek olursak:

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçu düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Yukarıdaki maddeden açıkça anlaşılacağı üzere kişilerin özel hayatının ses kaydı alınması yoluyla ihlal edilmesi, özel hayatın gizliliği suçunu oluşturmakta olup daha fazla cezayı gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir.

TCK m.134 gerekçesinde özel hayat kavramı “başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayı” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla herkes tarafından bilinebilecek durumdaki olaylar sırasında ses kaydı alınması bu suçu oluşturmaz.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu; iki veya daha fazla kişinin telefon, internet, e-posta, mektup, telgraf vb. araçları kullanarak kurdukları iletişimin gizlice ve izinsiz bir şekilde üçüncü kişiler tarafından dinlenmesi, okunması, kayda alınması halinde oluşur.

TCK m.132’ye göre: “Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuk aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

İzinsiz ses kaydı alarak haberleşmenin ihlal edilmesi, haberleşmenin taraflarından biri veya üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilebilir. Taraflardan birinin bu suçun faili olabilmesi için yalnızca haberleşmeyi kayda alması yetmemekte olup, aynı zamanda kaydedilen içeriği ifşa etmesi gerekir.

Kişiler Arasındaki Konuşmanın Dinlenmesi ve Kayda Alınması (TCK m.133)

Kişiler arasındaki konuşmanın dinlenmesi ve kayda alınması suçu Türk Ceza Kanunu’nun 133. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Bu maddede öngörülen suçun gerçekleşebilmesi için, ses kaydını alan failin konuşmanın taraflarından biri olmaması gerekir.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, konuşmanın aleni olup olmadığıdır. Kişilerin diğer insanlardan gizledikleri konuşmalar aleni olmayan konuşmalardır.

Örneğin herkese açık bir alanda yüksek sesle konuşan, konuşmalarını başkalarından gizleme gayreti içinde bulunmayan kişilerin konuşmalarını kaydetmek, bu suçu oluşturmayabilir.

İzinsiz Ses Kaydı Almanın Cezası Nedir?

İzinsiz ses kaydı almanın cezası, suçu oluşturan eyleme göre farklılık göstermektedir. Dolayısıyla fail somut olayın özelliklerine göre cezalandırılacaktır.

Ses kaydının izinsiz alınması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu(TCK m.134) oluşturuyorsa, suçun temel halinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, nitelikli hali olan ses kayıtlarının ifşa edilmesi durumunda ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacaktır.

Eğer ses kaydı alınması neticesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK m.132) suçu oluşuyorsa, suç ses kaydı alınması suretiyle gerçekleştirildiğinden temel hali 1 yıldan 3 yıla kadar olan hapis cezası bir kat artırılır.

Ses kaydı içerikleri hukuka aykırı olarak ifşa edilirse 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eylem TCK m.133’te yer alan kişiler arasındaki konuşmanın dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturuyorsa bu suçun cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.

Ayrıca, aleni olmayan bir konuşmaya katılan kimse konuşanların sesini rızaları olmadan kaydederse hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.

İzinsiz ses kaydı alınması sebebiyle 1 yıldan az süreyle hükmedilen hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir. Bu suçlar hakkında diğer koşulların da sağlanması halinde HAGB kararı verilebilir.

İzinsiz Ses Kayıtları Mahkemelerde Delil Olarak Gösterilebilir mi?

Kural olarak kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Dolayısıyla hukuka aykırı delil yok hükmündedir ve hükme esas alınamaz.

Bu durumda izinsiz ses kayıtları mahkemelerde delil olarak gösterilebilir mi? Gizlice alınan ses kayıtları delil olarak kullanılamaz, ancak bunun istisnaları vardır. Aşağıda detaylıca değineceğiz.

Ses Kaydı Almak Nasıl Yasal Olur? Ses Kaydı Almak Hangi Durumlarda Suç Teşkil Etmez?

Ses kaydı alan kişinin eyleminin hukuka uygun olması için, bir suçun meydana geldiği sırada başka bir şekilde delil elde etme imkanının bulunmaması ve kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engellemek amacıyla hareket edilmesi gerekir.

Zorunluluk hali bulunan bu durumlarda eylem hukuka uygun hale geleceğinden, suç teşkil etmez ve kişi cezalandırılmaz. Dolayısıyla elde edilen ses kayıtları mahkemelerde delil olarak kullanılabilecektir.

Bu konuda en çok merak edilen hususlardan biri, eşlerin aldığı ses kayıtlarının boşanma davalarında delil olarak kullanılıp kullanılamayacağıdır.

Yargıtay kararlarına göre, eşlerden biri ses kaydını yalnızca diğer eşin evliliğe uygun olmayan davranışlarını kanıtlamak ve mahkemeye delil olarak sunmak amacıyla almışsa, bu ses kayıtları kanıt olarak kabul edilir. Detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

“Ses kaydı almanın suç olup olmadığı ve cezası” hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yine “ses kaydı almanın cezaları” hakkında Mevzuat sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Ancak alanında uzman bir ceza avukatından destek almanız tavsiye edilir.

uyuşturucu madde kullanma suçu

Koşullu Salıverilme Nedir?

Ceza hukuku, suç işleyen bireylerin adalet sistemi içinde cezalandırılmasını ve topluma kazandırılmasını sağlayan önemli bir alanı kapsar. Koşullu salıverilme, ceza hukukundaki önemli kavramlardan biridir ve suç işlemiş kişilerin cezalarını belirli şartlar altında daha kısa bir sürede tamamlamalarına olanak tanır.

Hapis cezasının infazına başlayan kişi, cezaevinde kaldığı süre zarfında iyi halli olduğu ve topluma uyum sağlayacağına dair cezaevi kurulunda kanaat getirilmişse kişinin kalan cezasını cezaevinin dışında, özgür bir biçimde cezaevi dışında geçirmesine koşullu salıverilme denir. Bu makalede, koşullu salıverilme kavramını, uygulama sürecini ve hukuki anlamını ele alacağız.

Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Nedir?

Koşullu salıverilme, bir başka söylemle şartlı tahliye; hükümlünün, mahkeme tarafından belirlenen şartlar altında cezasını tamamladıktan bir süre sonra tahliye edilmesi anlamına gelir.

Yargılama neticesinde hüküm giyen bir kişi, cezasını çekmeye başladıktan belirli bir süre sonra, kanun tarafından belirlenen koşullara uygun davranışlar sergilediğinde ve topluma yeniden uyum sağlayacağına dair güvence verdiğinde, cezaevinden salıverilir. Bu sayede, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması ve suç tekrarını önlemek hedeflenir.

Koşullu Salıverilme Süreci?

Koşullu salıverilme, hükümlünün cezasını çekmeye başladıktan belirli bir süre sonra gündeme gelir. Her ülkenin ve yargı sisteminin farklı yasaları ve uygulamaları bulunsa da, genel olarak koşullu salıverilme işleyişi şu adımlardan oluşur:

  • Ceza İnfaz Kurumu Değerlendirmesi: Hükümlü, cezasını çekmeye başladıktan belirli bir süre sonra, ceza infaz kurumu tarafından değerlendirmeye alınır. Bu değerlendirme sürecinde, hükümlünün cezaevi içindeki davranışları, eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılımı ve toplum uyumuna yönelik çabaları göz önünde bulundurulur.
  • Koşullu Salıverilme Kararı: Ceza infaz kurumu, hükümlünün cezaevindeki performansını ve uyumunu değerlendirdikten sonra, koşullu salıverilme kararı için mahkemeye başvurur. Mahkeme, hükümlüyü serbest bırakma konusunda uygun görürse, belirli koşullar ve denetim mekanizmalarıyla koşullu salıverilme kararı verir.
  • Koşullar ve Denetim: Koşullu salıverilme kararı alınan hükümlü, belirli şartları yerine getirmek zorundadır. Bu şartlar arasında, belirli bir süre boyunca suç işlememek, düzenli olarak belirlenen bir denetim merciine rapor vermek, eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmak gibi koşullar bulunabilir. Hükümlü bu koşullara uymak zorundadır, aksi takdirde koşullu salıverilme iptal edilebilir ve cezaevine geri gönderilebilir.

Koşullu Salıverilmenin Hukuki Anlamı

Koşullu salıverilme, ceza hukukunda suç işlemiş bireylerin cezaevi koşullarında belirli bir süre geçirmelerinin ardından, adaletin bir parçası olarak topluma kazandırılmasını sağlayan bir mekanizmadır. Bu uygulama, hükümlülerin suç tekrarını önlemeyi ve toplumda yeniden saygın bir birey olarak yer almasını hedefler.

Koşullu salıverilmenin amacı, hükümlüyü suça yönelten faktörlerin azaltılması, topluma uyum sağlama becerilerinin geliştirilmesi ve yeniden suça dönüşü önleyecek destek mekanizmalarının oluşturulmasıdır. Ayrıca, cezaevlerinin doluluk oranlarını azaltmak ve toplumun güvenliğini korumak da koşullu salıverilmenin hukuki anlamında önemli faktörlerdir.

Sonuç

Koşullu salıverilme, suç işlemiş bireylerin cezalarını belirli şartlar altında daha kısa bir sürede tamamlamalarını ve topluma kazandırılmalarını sağlayan önemli bir hukuki süreçtir. Ceza hukuku içinde önemli bir yere sahip olan koşullu salıverilme, adalet sistemi içinde suçluların rehabilitasyonunu ve topluma uyumunu amaçlar.

Bu mekanizma, hükümlülerin suça dönüşünü önlemeyi ve toplumda saygın bir yere gelmelerini hedefler. Her ülkenin ve yargı sisteminin farklı uygulamaları olsa da, koşullu salıverilme ceza hukukunda önemli bir rol oynayan etkili bir araçtır.

Koşullu salıverilme hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yine koşullu salıverilme hakkında Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

israrla.takip.sucu.01

Israrlı Takip Suçu Nedir?

Israrlı takip suçu, bir kişinin başka bir kişiye ısrarla fiziken takip etme veya iletişim araçları ile temas kurmaya çalışması olarak Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmıştır. Bu suç, kadına yönelik şiddeti engellemek amacıyla ortaya çıkmış olup, hukuki yaptırımları ve cezai sonuçları vardır. Bu metinde, israrlı takip suçu hakkında detaylı bilgiler, suçun unsurları ve koşulları bulunmaktadır.

1. Israrlı Takip Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçunun amacı, özellikle kadına yönelik şiddet içeren fiiller henüz işlenmeden failin cezalandırılarak mağdurun korunmasıdır. Her ne kadar ısrarlı takip suçunun ortaya çıkışı kadına yönelik şiddetin engellenmesi olsa da suçun mağduru herhangi bir kimse olabilir.

TCK m.123/A

“(1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Suçun;

  1. a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  2. b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  3. c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.”

2. Israrlı Takip Ne Demektir?

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) 34. maddesinde ısrarlı takip, “başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkâr davranışlar” şeklinde tanımlamıştır.

3. Israrlı Takip Suçunun Unsurları

3.1. Israrlı Takip Suçunun Koşulları Nelerdir?

Israrlı takip suçunun fiili, TCK m. 123/A’da, “Israrlı bir şekilde; fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak” olarak belirtilmiştir. O halde ısrarlı takip suçu iki halde oluşabilir. Bunlardan birincisi; ısrarlı bir şekilde fiziken takip etmek, ikincisi ise ısrarlı bir şekilde temas kurmaya çalışmaktır.

Israrlı şekilde fiziksel takip seçimlik hareketine örnek olarak mağdurun peşinden gitmek, yakınlarında dolaşmak, notlar yazıp bırakmak, mağdurun konutunun önünde beklemek, varlığını bir şekilde hissettirmek gösterilebilir.

Mağdurla ısrarlı bir şekilde temas kurmaya çalışmak seçimlik hareketinde ise, failin temas kurmaya çalışma ısrarı yeterlidir. Örneğin mağduru defalarca kez arama, sosyal medyadan defalarca kez mesaj gönderme eylemleri mağdur tarafından okunmasa bile bu suçun oluşmasına sebebiyet verecektir. Temas kurmaya çalışmak suretiyle ısrarlı takip suçu üç şekilde gerçekleşebilir. Bunlar:

  1. Haberleşme ve İletişim Araçlarını Kullanma: Israrlı bir biçimde mesaj göndermek, e-posta göndermek, mektup göndermek, telefon etmek gibi hareketler ısrarlı takip suçunu oluşturacaktır.
  2. Bilişim Sistemlerini Kullanma: Whatsapp, Instagram, Facebook, Twitter, YouTube ve bunun gibi sosyal medya uygulamalarını kullanmak suretiyle de bu suç gerçekleşebilecektir.
  3. Üçüncü Kişileri Kullanma: Failin üçüncü bir kişiyi mağdurla görüşmesi için göndermesi veya failin üçüncü bir kişiye mağduru defalarca kez aratması, mesaj attırması şeklinde olabilir.

3.2. Israrlı Takip Suçunun Oluşması İçin Eylemin Ne Kadar Tekrar Etmesi Gerekir?

Israr, ısrarlı bir şekilde fiziken takip etmek ve ısrarlı bir şekilde temas kurmaya çalışmak şeklindeki her iki seçimlik hareketin de kurucu unsurudur. Suçun oluşması için eylemlerin kaç defa tekrarlanması gerektiğine dair bir düzenleme yoktur. Ancak her halde en az iki kere gerçekleşmesi zorunludur. Bu olgu her somut olayın kendine özgü koşullarına göre belirlenecektir.

3.3. Israrlı Takip Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Israrlı takip suçuna ilişkin madde hükmüne göre, suçun;

  1. Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
  2. Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
  3. Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi hallerinde ısrarlı takip suçunun nitelikli hali oluşacaktır.

Kanun “boşandığı eşe karşı işlenmesi” demek suretiyle, suçun eski sevgiliye veya nişanlıya karşı işlenmesi halinde suçun nitelikli halinin oluşmayacağını göstermektedir.

4. Israrlı Takip Suçunun Cezası Nedir?

Israrlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyetin failin eylemleri nedeniyle mağdur olan kişi tarafından, mağdurun fiil ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde ve suçun TCK m. 66 uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabi olması sebebiyle her halükârda 8 yıl içerisinde yapılması gerekir.

Israrlı takip suçunun temel hali altı aydan iki yıla kadar, nitelikli hali ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5. Israrlı Takip Suçu Nedeniyle Tutuklama Mümkün Müdür?

CMK m. 100/4 gereğince, hapis cezasının alt sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Israrlı takip suçunun temel hali iki yıla kadar hapis cezasını öngördüğünden, suçun temel şekli bakımından tutuklama tedbirine başvurulamaz. Ancak nitelikli hal kapsamında 3 yıllık bir üst sınır belirlendiğinden, ilgili kişi hakkında tutuklama kararı verilebilecektir.

6. Israrlı Takip Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu düzenlenmiştir. Madde metni uyarınca daha önce kasıtlı bir suç işlememiş olan sanık hakkında, hükmedilen cezanın 2 yıl veya daha kısa süreli olması ve sanığın da talebinin bulunması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Öyleyse ısrarlı takip suçunun temel hali bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir. Ancak ısrarlı takip suçunun yeniden işlenmesi halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün değildir.

7. Israrlı Takip Suçu Uzlaştırmaya Tabi Mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253 kapsamında düzenlenen uzlaştırma, ceza soruşturması ve davasında tarafsız bir kimsenin arabuluculuğuyla uyuşmazlığın çözülmesi için suçun mağduru ve failinin iletişim kurduğu süreçtir.

CMK m. 253/3’te ısrarlı takip suçunda uzlaştırma bakımından, “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma yoluna gidilemez” denilmiştir. Kanun koyucu ısrarlı takip suçu şikâyete tabi bir suç olmasına rağmen özel olarak uzlaştırma kapsamı dışında tutulmuştur.

8. Israrlı Takip Suçu Hakkındaki Emsal Kararlar

Israrlı takip suçu 12 Mayıs 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni bir düzenleme olduğundan ve suçun cezası temyiz yoluna açık olmadığından Yargıtay’ın bu konudaki emsal kararları oldukça azdır. Israrlı takip suçu bakımından Yargıtay’ın emsal olabilecek bazı kararları vardır.

Yargıtay 4. CD, E: 2020/22848, K: 2022/6156, 01.03.2022:

‘‘Sanığın, müştekiye yönelik farklı zamanlarda gerçekleştirdiği, telefona mesaj gönderme şeklindeki suça konu eylemlerinin, TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun “ısrar” öğesini oluşturması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, aynı Kanun’un 43/1. maddesinin uygulanması…’’

Yargıtay 4. CD. E:2019/2009 K: 2021/25261, 25.10.2021:

“Sanığın, gece vakti katılanlar ve şikayetçinin birlikte yaşadıkları eve giderek onları rahatsız ettiğinin ve katılan Hale Yıldız’ı tehdit ettiğinin kabul edilmesi, yine katılan Hale Yıldız ile şikayetçi Azime Yıldız’a farklı günlerde birden fazla tehdit içeren mesaj gönderdiğinin tespit edilmesi karşısında, sanık hakkında hükmedilen cezalarda, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu açısından TCK’nın 43/2. Maddesi delaletiyle aynı Kanun maddesinin 1. fıkrası, tehdit suçu açısından ise anılan Kanun’un 43/1. maddesine göre artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi…”

Israrlı Takip Suçu Örnek Şikâyet Dilekçesi

İZMİR CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

MÜŞTEKİ                    : Ad SOYAD (T.C. No: ….)

VEKİLİ                        : Av. Emre ŞENTÜRK – Av. Berk KABAAĞAÇLI

                                     Mansuroğlu Mah. 1593/1 Sk. No:10 D:64 İnce Plaza Bayraklı/İZMİR

ŞÜPHELİ                     : Ad SOYAD (T.C. No: ….)

SUÇ                              : Israrlı Takip Suçu

SUÇ TARİHİ                : …/…/…

AÇIKLAMALAR          :

Müvekkilimiz, 2023 yılının Nisan ayında eşinden anlaşmalı olarak boşanmıştır. Boşanma kararından haberdar olan ve müvekkilimiz ile aynı işyerinde işçi olarak çalışan şüpheli müvekkile her hafta çiçek almaya, defalarca kez sosyal medya üzerinden mesajlar göndermeye başlamıştır.

Müvekkil, şüphelinin hiçbir mesajına dönüş yapmayıp kendisini engellemiş, bunun üzerine şüpheli başka sosyal medya hesapları açarak müvekkile mesaj göndermeye devam etmiştir. Şüphelinin gönderdiği tüm mesajların görüntüsü ektedir.

Şüpheli davranışlarında ısrarcı olmaya devam etmiş, müvekkilin evinin kapısına hediyeler bırakmış, müvekkilimizi evinde dahi defalarca rahatsız etmiştir. Buna dair apartman güvenlik kamera kayıtları ektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere şüpheli müvekkile karşı TCK m.123/A’da belirtilen ısrarla takip suçunu işlemiştir. Şüphelinin işlediği suçtan cezalandırılması için soruşturma başlatılmasını talep ederiz.

DELİLLER                    :

  1. Mesajların bulunduğu ekran görüntüleri,
  2. Güvenlik kamera kayıtları,
  3. Tanık beyanları.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda arz edilen nedenlerle şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederiz. …/…/…

                                                                                                                 Müşteki Vekili

                                                                                                                Av. Emre ŞENTÜRK

Israrlı takip suçu hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.