nafaka

Nafaka Nedir?

Nafaka, geçim kaynağı olarak mahkemece takdir edilen bir bedeldir. Bu yazımızda nafaka ve nafaka çeşitleri hakkında bilgi vereceğiz.

Nafaka Nedir?

Bir kimsenin geçindirmekle, bakıp gözetmekle yükümlü bulunduğu kimseye ya da kimselere, mahkeme kararıyla verdiği aylığa nafaka denir.

Genellikle boşanma davalarında karşımıza çıkar. Nafaka, boşanma davası sürerken ya da boşanma davasının sona ermesinden sonra maddi olarak zorluğa düşecek olan tarafa bağlanan ve her ay ödenmesi gereken para olarak da tanımlanabilir.

Aile hukukundan doğan kişisel bir borçtur. Bu nedenle ölümle sona erer ve mirasçılara geçmez.

Nafaka Çeşitleri Nedir?

1. Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası boşanma veya ayrılık davası esnasında istenebilen, özellikle eşlerin barınma, geçinme ve müşterek çocukların bakım ve giderlerini karşılama amacıyla takdir edilen nafakalardır.

Hâkim, tarafların malvarlıkları ve ekonomik güçlerini araştırarak nafaka miktarını belirler. Tarafların talebi olmadan da nafakaya hükmedebilir.

Tedbir nafakası ödeme yükümlülüğü kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Bu nafaka hükmedilirken tarafların kusur oranına bakılmaz.

Tedbir nafakasının boşanma davası açılmadan verilmesi mümkündür. TMK m.197: “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyalarından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır”.

Buna göre boşanma davası açılmadan tedbir nafakası talebinde bulunabilmek için; resmi bir evliliğin mevcut olması, eşlerin ayrı yaşamaları ve nafaka talebinde bulunan eşin ayrı yaşamakta haklı bir nedeninin bulunması gerekir.

2. Yoksulluk Nafakası

Evliliğin boşanma kararı ile sona ermesi nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş lehine hükmedilen nafaka türüdür.

Hâkim burada da tarafların malvarlığı ve ekonomik güçlerini araştırarak nafaka miktarını belirler. Ancak burada hâkim tarafların talebi olmadan kendiliğinden nafakaya hükmedemez.

Bu nafaka türünde tarafların kusuru önem arz eder. Nafaka talep eden tarafın diğer eşe göre eşit kusurlu olması veya kusurunun bulunmaması gerekir.

Yoksulluk nafakası süresiz olarak hükmedilmektedir. Ancak, nafaka alacaklısının evlendiği veya taraflardan birinin vefat ettiği hallerde kendiliğinden sona erer. Ayrıca nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması, nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi başkasıyla birlikte yaşaması ve onursuz bir hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla da sona erdirilebilir.

Nafaka, boşanma davası devam ederken talep edilebileceği gibi boşanma davasının kesinleşmesine müteakip 1 yıl içinde ayrı olarak da talep edilebilir.

3. İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanma, ayrılık veya evliliğin butlanına ilişkin karar verilmesinden sonra, velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin diğer eşe müşterek çocuğun bakım, eğitim ve sağlık masraflarının karşılanması için verilen nafaka türüdür.

Bu nafakaya hükmedilebilmesi için müşterek çocukların velayetine sahip olan eşin talepte bulunması gerekir. Ayrıca burada esas olan müşterek çocuğun bakımı olduğundan, tarafların kusur durumu önem arz etmez.

İştirak nafakası hesaplanırken, müşterek çocukların yaşları, eğitim durumları, günlük ihtiyaçları ve eşlerin maddi durumları dikkate alınır.

İştirak nafakası çocuk 18 yaşını doldurana ya da mahkeme kararıyla ergin kılınmasına kadar devam eder. Ancak mevzuatımıza göre anne ve babanın bakım yükümlülüğü çocuğun eğitim hayatı boyunca devam eder. Bu durumda çocuğun eğitim hayatı bitene kadar iştirak nafakası ödenmeye devam eder.

4. Yardım Nafakası

Yardım nafakası, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soy, alt soy ve kardeşe mahkemece hükmedilen yardım miktarının ödenmesidir. Yani yardım nafakası boşanma davaları ya da evlilik kurumundan bağımsızdır.

Talep olmadan hâkim tarafından hükmedilemez.

Nafakanın başlangıç tarihi dava tarihidir. Nafaka miktarı belirlenirken ekonomik koşullar, hak ve nefaset kuralları esas alınır.

Kardeşler arasındaki yardım nafakası yükümlülüğü diğer hısımlardan farklı olarak nafaka talep edilen kardeşin refah içinde yaşaması şartına bağlanmıştır.

Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka borçlusu borcunu ödememişse, nafaka alacaklısı icra takibi başlatarak alacağını tahsil edebilir. Ayrıca İcra İflas Kanunu m. 344’e göre, nafaka borçlusunun mahkeme kararına aykırı olarak nafaka borcunu ödememesi halinde şikâyet üzerine 3 aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılabilir.

Nafaka alacaklıları sıra cetvelinde birinci sırada yer alırlar. Ek olarak normal icra takiplerinde maaş haczi işleminde borçlunun maaşının yalnızca ¼’üne haciz konulabilmekteyken, nafaka için maaşın tamamına konulabilir. Ayrıca diğer icra takiplerinde emekli maaşına haciz konulamazken nafaka borcu için konulabilmektedir.

Nafaka hakkıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Kiracı Taşınmaza Yaptığı Masrafları İsteyebilir Mi?

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kira hukukunda tahliye davaları arasında en çok rastlanan davalardan olarak olarak gösterilebilir. Uygun şartların oluşması halinde, ev sahibi konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açabilmektedir. Bu yazımızda ihtiyaç nedeniyle tahliye davası hakkındaki bilgilere yer vereceğiz.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Nedir?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiralayan (ev sahibi) veya kiralayanın yakınları tarafından kiralanan taşınmaza ihtiyaç duyulması halinde açılan ve kiracının tahliyesini sağlayan davadır.

Buna göre ihtiyaç nedeniyle tahliye davası iki şekilde açılabilir. Bu haller TBK’nın 350. ve 351. maddelerinde düzenlenmiştir.

TBK m. 350: Kiraya veren, kira sözleşmesini;

  1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa,
  2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.”

TBK m. 351: “Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.”

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Şartları Nelerdir?

1. Konut İhtiyacının Varlığı

Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu (çocuk ve torunları), üstsoyu (anne babası ve onların anne babaları), kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açılabilir.

Yukarıda sayılan kişilerin dışındakiler için ihtiyaca dayanılarak tahliye davası açılamaz.

2. İhtiyacın Gerçek, Zorunlu ve Samimi Olması

İleri sürülen ihtiyacın samimi, zorunlu ve gerçek olması gerekir. Süreklilik unsuru, ev sahibinin konuta çok kısa süreliğine ihtiyaç duyması değil, belirli bir zaman dilimi için ihtiyacı olmasıdır. Samimi ve zorunlu olması ise davanın yalnızca kiracıyı tahliye edebilmek amacıyla açılması değil, gerçekten ortada ciddi ve zorunlu bir ihtiyacın bulunmasıdır.

Örneğin kiraya verenin kirada oturması, sağlık durumunun kiralanan eve geçmesini gerektirmesi, ev sahibinin çocuklarının evlenmesi hallerinde bu unsurlar karşılanmaktadır.

İhtiyacın ileri sürüldüğü anda mevcut olması gerekir. Çok uzun zaman sonra söz konusu olacak bir ihtiyaç için tahliye istenemez.

3. Davanın Süresinde Açılması

Konut ihtiyacına dayalı tahliye davalarında dava açabilme süresi, kira sözleşmesinin belirli süreli ya da belirsiz süreli olması haline göre ikili bir ayrımla hüküm altına alınmıştır.

Kira sözleşmesi belirli süreli ise, kira sözleşmesinin sonu dava açma süresidir. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde ise, kira sözleşmesinin feshindeki dönemlere ve bildirim sürelerine göre tespit edilecek olan tarihten başlayarak 1 ay içinde dava açılır.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Ne Zaman Açılır?

Sözleşmenin belirli süreli olması halinde sürenin sona ermesi akabinde bir ay içinde dava ikame edilebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde genel hükümlere göre fesih dönemi ve fesih bildirim süresi dikkate alınmaktadır. Bu sürelerden itibaren 1 ay içinde ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılmalıdır.

Bu sürelere uyulmadan açılan davalarda, diğer bütün koşullar gerçekleşse dahi dava reddolunur.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası İçin İhtar Zorunlu Mu?

Sözleşmenin belirli süreli olması halinde sürenin sona ermesi akabinde hiçbir ihtar ve bildirime gerek kalmaksızın bir ay içinde dava ikame edilebilecektir.

TBK’nın 347. maddesi doğrultusunda kiracının sözleşme süresinin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmaması halinde sözleşme aynı koşullarda bir yıl için uzatılmış olacaktır. Bu durumda da hiçbir ihtar ve bildirime gerek olmadan yenilenin sürenin sonundan itibaren bir ay içinde dava ikame edilebilecektir.

TBK’nın 329. maddesi uyarınca; belirsiz süreli kira sözleşmelerinde her altı aylık dönem bir fesih dönemi olup kiraya verenin altı aylık fesih döneminden en az 3 ay önce kiracıya bildirimde bulunmak ve altı aylık fesih dönemi dolduktan sonra bir ay içinde davayı açmak zorundadır.

Yeni Malikin İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası Hakkı

Taşınmazı sonradan edinen yeni malikin ihtiyacı nedeniyle kira sözleşmesinin feshi ile kiracının tahliyesi için dava açılması için, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumun kiracıya yazılı olarak bildirilmesi ve davanın altı ay sonra veya sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde açılması gerekir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiralanan taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk mahkemesidir.

Yeniden Kiralama Yasağı

İhtiyaç nedeniyle kiracının tahliyesi gerçekleştikten sonra kiraya veren, haklı bir sebep olmaksızın kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Aksi takdirde ev sahibi, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü olur.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin kararı hukuk mahkemesini bağlar.

Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin kararı hukuk mahkemesini bağlar.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/12324 K. 2017/154 T. 12.1.2017

Gerek dava dosyası kapsamından gerekse ceza dosyası kapsamından, davalının ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yangına sebebiyet vererek ölüme neden olma suçundan erteli adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanununun 53. maddesine göre (….m.74) hukuk hakimi kusurun olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar.

Şu halde, iş yerinde meydana gelen ölüm olayında ceza mahkemesinde belirlenen maddi olgulardan anlaşılacağı üzere, davalının da kusurlu olduğu sabittir. Ceza mahkemesince belirlenen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Hal böyle olunca, meydana gelen olayda davalının kusur oranı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/19520 K. 2018/4773 T. 3.10.2018

“Davacı vekili, davacının satın aldığı mallara karşılık davalıya 6 adet çek verdiğini, çeklerden biri davalı tarafından icra takibine konu edildikten sonra borç yenileme anlaşması yapılarak icraya konulan çek dahil olmak üzere davalı uhdesinde bulunan 6 adet çeke karşılık davacının ileri tarihli 5 adet bonoyu davalıya verdiğini, buna rağmen davalının uhdesinde bulunan bedelsiz kalan çeklerden üçü için icra takibi başlattığını ileri sürerek, icra takibine konu edilen ve davalının uhdesinde bulunan çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takipleri nedeniyle bu dosyalardaki menfi tespite konu takip miktarının %20’si oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalıdan aldığı malların karşılığı olan borcunu ödemediğini, tarafların yenileme anlaşması yapmadığını, TBK’nun 133. maddesine göre borcun yenilenmesi için tarafların bu yönde açık iradelerinin olması gerektiğini, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aleyhe delil teşkil eden davalı ticari defterlerinde çek ve senet kayıtlarına rastlanmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin içeriğine göre davalı şirket yetkilisinin evrak dökümünde sayılan davaya konu edilen çekleri davacı şirket yetkilisine iade edeceğini ve bu evraklara karşılık da davacı şirketten borcuna istinaden bonoları aldığını beyan ederek altını imzaladığı, sözleşme metninde yenileme özelliği bulunmasa da tarafların borcu yenileme iradeleri olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle 6 adet çekin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu edilen çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takiplerine konu olan çeklerin %20’si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Islah dilekçesinin davalıya tebliği zorunludur.

Islah dilekçesinin davalıya tebliği zorunludur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/6385 K. 2016/6880 T. 23.3.2016

“İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Somut olayda mahkemece davalıya bilirkişi raporu ve davacının vermiş olduğu ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9332 K. 2014/19696 T. 15.10.2014

“Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL tutarında ziynet alacağı talebinde bulunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporu sonrasında ziynet alacağına ilişkin davasını ıslah edip, alacak bedelini 20320 TL’ye yükseltmiştir.

Davacı tarafından ıslah edilen kısım yönünden ayrıca faiz isteminde bulunulmamıştır. Mahkemece, bu husus nazara alınarak kabul edilen ziynet alacağı bedelinin 10000 TL lik miktarı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, kabul edilen ziynet alacağı bedelinin tümü üzerinden dava tarihinden geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/5616 K. 2020/1181 T. 27.2.2020

“İşverenin iş kazasında kaynaklanan sorumluluğunun sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu belirttikten sonra zamanaşımı kavramı ve başlangıcı üzerinde durulmalıdır.

İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddeler arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde; “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır.

Kanun koyucu hem mülga Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hem de Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Kapıcının işçilik alacaklarından kat malikleri eşit sorumludur.

Kapıcının işçilik alacaklarından kat malikleri eşit sorumludur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/13459 K. 2015/22846 T. 1.7.2015

“Davacı vekili, davacının davalıların kat maliki oldukları … Apartmanında 15.09.2004 – 31.10.2010 tarihleri arasında apartman görevlisi olarak çalıştığını, davacının kiracı olarak gösterilip 15.09.2004 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen sigortasının 25.07.2007 tarihinde başlatıldığını, davacıya 10 ay için ücretlerinin ödendiğini, diğer ayların ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

(…)

Mahkemece davacının alacaklarından davalı kat maliklerinin müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir. 

Kat Mülkiyeti Kanununun 20. maddesinin Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça: a) Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak; b) Anagayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında; katılmakla yükümlüdür. c) Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Bu düzenleme dikkate alındığında davacının hüküm altına alınan alacaklarından davalı kat maliklerinin eşit olarak sorumlu olması gerektiği sabittir. Hal böyle olunca mahkemece bu gerekçe ile davacının alacaklarından davalı kat maliklerinin eşit olarak sorumluluğuna karar verilmesi gerekli iken müştereken ve müteselsilen sorumluluğa dair kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yıllık Ücretli İzin Alfa Avukatlık 01

Yıllık Ücretli İzin Hakkı

Yıllık ücretli izin hakkı, işçi lehine öngörülen bir haktır. Dinlenme hakkı çerçevesinde işverenin işçiye yıllık izin kullandırması gerekir. Ancak yıllık ücreti izin zaman zaman işçi ve işveren arasında  problem yaşanmasına neden olmaktadır. Bu yazımızda işçi ve işverenin yıllık ücretli izin konusundaki haklarını inceleyeceğiz.

Yıllık Ücretli İzin Hakkı Nedir?

Anayasal bir hak olarak dinlenme hakkı çerçevesinde, yıllık ücretli izin kavramı, işçiye tanınan ve emredici nitelikte olan, işçinin çalışma süreleri doğrultusunda belirli süreler ile kullanılan bir haktır. Yıllık izin ücretinde, işçinin ücretinden herhangi bir kesinti yapılmaz.

İşçinin yıllık izin ücreti hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ve başkasına devredilemeyen ve kullanmaktan vazgeçilemeyen bir haktır.

Yıllık ücretli izin kavramı içerisinde iki unsur barındırır. Buna göre işçi bir yandan serbestçe vakit geçirerek dinlenebilmeli diğer yandan bu süreç boyunca işçinin ücreti ödenmeye devam etmelidir. Dolayısıyla yıllık izin süresince işçiye ücreti ödenmek zorundadır.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre Yıllık Ücretli İzin Hakkı

Yıllık ücretli izin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İş Kanunu m. 53/1’e göre, “İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir” denilmektedir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, “Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez” denilerek bunun mutlak hak olduğu belirtilmiştir (İş Kanunu m. 53/2).

Yıllık Ücretli İzin Süreleri?

İşçi olarak çalışanlar tarafından “yıllık iznim kaç gün” sorusu sıklıkla sorulmaktadır. İş Kanunu m. 53/4’te yıllık ücretli izin süreleri düzenlenmiştir. Buna göre normal işçileri için,

“İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;

  1. a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,
  2. b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,
  3. c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden,

Az olamaz.”

Yıllık izin süreleri iş sözleşmesiyle veya toplu iş sözleşmesiyle uzatılabilir. Ancak işçi aleyhine kısaltılamaz.

Yazımız sonunda yıllık ücretli izin süresine dair tablodan, izin süresini hesaplayabilirsiniz.

Yıllık İzne Ne Zaman Hak Kazanacağım?

Yıllık ücreti izin hakkının doğması için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl boyunca çalışmış olması gerekir.

İşverenin birden fazla işyerinin bulunması halinde, işçinin bir yıllık çalışma süresinin hesabında bu sürenin tamamı dikkate alınır. İş Kanunu m. 54/1’te bu husus, “Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır” şeklinde düzenlenmiştir.

Yıllık Ücretli İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller

En az bir yıl boyunca çalışma süresinin hesabında başlıca şu haller dikkate alınır:

  • İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler,
  • Kadın işçilerin doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler,
  • İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler,
  • Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla),
  • İş Kanunu m. 66’da sözü geçen zamanlar,
  • Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri,
  • İşveren tarafından verilen diğer izinler ile İş Kanunu m. 65’teki kısa çalışma süreleri,
  • İş Kanunu’nun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.

Yıllık ücretli izin hakkının hesabında yukarıda belirtilen süreler işçi çalışmış gibi sayılarak çalışma süresinin belirlenmesinde dikkate alınır (İş Kanunu m. 55).

İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez. Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.

Yıllık Ücretli İzin Bölünebilir Mi?

Uygulamada işverenler tarafından işçinin yıllık izin hakkı parça parça kullandırılabilmektedir. Ancak İş Kanunu m. 56/1’e göre, yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Yıllık izin, işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi zorunludur.

Bu nedenle yıllık iznin bölünerek kullandırılması hatalı bir uygulama olup kanuni düzenlemelere aykırıdır.

Yıllık Ücretli İzin Nasıl Talep Edilir?

İşçinin yıllık izin isteyebilmesi için öncelikle yıllık ücretli izin şartlarının oluşması gerekir. Bu takdirde işçi yıllık izin isteyebilir.

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 7. maddesine göre, işçi hak ettiği yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirir.

Yıllık Ücretli İzin Ne Zaman Kullandırılabilir?

İşçinin yıllık iznini kullanması için kullanmak istediği tarihten en az bir ay öncesinde bu isteğini işverene bildirmesi gerekir. İşveren tarafından uygun görülmesi halinde işçinin istediği günlerde işçi yıllık iznini kullanır.

Öte yandan işveren, işçinin hangi tarihlerde yıllık izne çıkacağı konusunda işçinin bildirdiği sürelerle bağlı değildir. Diğer bir ifadeyle yıllık izin, işverenin yönetim hakkı çerçevesinde kullandırılan bir izindir.

9. HD., E. 2016/1371 K. 2019/10340 T. 8.5.2019

“Yıllık ücretli izin alacağının Anayasa dinlenme hakkı olmakla birlikte işverenin yönetim hakkı kapsamında kullandırılan bir izin türüdür. Dairemiz uygulamasında işverenin yönetim hakkı kapsamında olan çok uzun süre sebepsiz kullandırılmaması halinde yıllık ücretli izin kullandırılmaması açısından haklı fesih kabul edilmektedir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı işçinin kıdemine göre hak ettiği izin süresi toplam 148 gün olup kullandırılan izin süresi 98 gündür. Davacının işe başladığı 2002 yılından itibaren ve özellikle 2005 yılından itibaren izinlerin tamamına yakını kullandırılmıştır. Bu durum karşısında izin kullanmamada işverenin yönetim hakkının kötüye kullandığının söz edilmeyeceğinden davacının yıllık ücretli izninin bir kısmını kullanmamasının haklı feshi nedeni oluşturmayacağı, işyerinden ayrıldıktan 2 gün sonra zabıt katipliği görevine başlamış olması da dikkate alınarak kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Dolayısıyla işveren, işin durumu ve işçilerin durumunu gözeterek, yıllık izne çıkacak olan işçinin tarihlerini belirleyebilir. İşverenin bu konuda yönetim hakkı çerçevesinde takdir yetkisi vardır. İşçi yıllık izne çıkacağı tarihi kendisi belirleyemez.

İşçinin kullanmadığı yıllık izinlerin ne olacağı da oldukça gündemde bir sorudur. Bu konuyla ilgili “Kullanılmayan Yıllık İzinler Yanar Mı?” isimli yazımızı inceleyebilirsiniz.

Yıllık İzne Çıkmadan Önce İşçiye Ücret Ödenir Mi?

İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.

İşveren, İş Kanunu m. 57’ye göre bu ücreti peşin olarak vermelidir. Zira yıllık izin ücretinin amacı, işçinin dinlenme sürecinde çalışmayarak tatil yapabilmesi, gerekli motivasyonu sağlayabilmesidir. İşçinin ücret alamadığı için yıllık izin süresince çalışmak zorunda kalması, yıllık iznin düzenlenmesiyle bağdaşmamaktadır.

Yıllık Ücretli İzin Nasıl Hesaplanır?

Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.

Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.

Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan para dışında işveren tarafından ödenir.

Yıllık ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.

Yıllık İznin Kullandırılmaması Halinde İşçi İş Sözleşmesini Feshedebilir Mi?

Belirttiğimiz üzere, işverenin yıllık izin kullandırma da bir takdir yetkisi vardır. Ancak işveren yönetim hakkına dayalı bu belirlemede iyi niyetli olarak davranmalı, işçiler arasındaki eşitlik ilkesine dikkat etmelidir. İşveren, şüphesiz ki iş düzenini koruyarak hareket etmek zorundadır.

Yargıtay, yıllık ücretli izinlerin çok uzun süre kullandırılmaması ve talebe rağmen haksız bir nedenle kullandırılmaması halinde işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebileceğini içtihat etmiştir.

9. HD., E. 2017/15409 K. 2020/4242 T. 11.3.2020

“Yıllık ücretli izin kullandırılmamasının haklı fesih sebebi sayılabilmesi için, yıllık ücretli izinlerin çok uzun süre kullandırılmaması ve talebe rağmen haksız bir nedenle kullandırılmaması gereklidir.”

Yıllık Ücretli İzin Tablosu

İşçinin yıllık ücretli izin sürelerinin belirlenmesi için aşağıda hazırladığımız tablodan faydalanabilirsiniz.

İŞÇİNİN KIDEMİ YILLIK İZİN SÜRESİ
 

 

Normal İşçi

 

 

1 – 5 yıl arası

5 – 15 yıl arası

15 yıl ve üzeri

14 gün

20 gün

26 gün

Yeraltı İşçileri 0 – 5 yıl arası

5 – 15 yıl arası

15 yıl ve üzeri

18 gün

24 gün

30 gün

 

18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük işçiler

 

 

Kıdem süresine bakılmaz.

 

En az 20 gün

 

Yıllık ücretli izin hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.