Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

3. Ceza Dairesi, E. 2018/5246 K. 2018/13100 T. 18.9.2018

“Sanık … ve … hakkında müşteki …’nu kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Mağdur …’nun kovuşturma aşamasında 25/09/2012 tarihli duruşmadaki ifadesinde; sanık … hakkında şikayetçi olup, davaya katılmak istediğini ve sanıklardan Necati dışındakilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurun sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçmesinin, 5237 sayılı

TCK’nin 73/5. maddesi uyarınca iştirak halinde suç işlediği anlaşılan diğer sanık …’ye de sirayet edeceği, bu haliyle sanıklardan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri hususu da sorularak sonucuna göre, mağdur …’e yönelik soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten basit yaralama suçlarından TCK’nin 73/4-5 ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine dair karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Yasal faiz istenirken ticari faiz bakiyesi saklı tutulamaz.

Yasal faiz istenirken ticari faiz bakiyesi saklı tutulamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1704 K. 2020/534 T. 7.7.2020

“29. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tacir olan davacının ticari işine ilişkin davaya konu alacağını davalı üniversiteden tahsil amacıyla icra takibine koyduğu sırada alacağına yasal faiz işletilmesini istemekle birlikte ticari faiz isteme hakkını saklı tuttuğunu belirttiği açık ise de; faiz hakkının seçimlik ve yenilik doğuran bir hak olması nedeniyle seçim hakkının kullanılmakla tükendiği, bir hakkın saklı tutulabilmesi için talep edilenle saklı tutulanın aynı haktan doğması gerekmesine rağmen ticari ve yasal faizin aynı haktan doğmadıkları, bu nedenle ticari faiz hakkının saklı tutulmasına herhangi bir hukuki sonuç bağlanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda davacının artık bakiye ticari faizi isteyebileceğinden bahsedilemeyecektir.

30. Hâl böyle olunca, takip yapılır iken tercih hakkının yasal faiz yönünde kullanıldığı, bu sebeple takip sırasında talep edilebilecek faiz oranı net belli olduğundan daha sonra faiz oranının değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar veren direnme kararı yerindedir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Yabancı para alacağı için Türk Lirası cinsinden ödenmesi istemiyle açılan davanın ıslah edilerek dövizle ödenmesi istenemez.

Yabancı para alacağı için Türk Lirası cinsinden ödenmesi istemiyle açılan davanın ıslah edilerek dövizle ödenmesi istenemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/296 K. 2019/7125 T. 12.11.2019

“Dava, davalı banka tarafından kredi kullandırımı ve kredinin erken kapatılması sırasında alınan ücretlerin davalı bankadan istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000.- TL’nin tahsil edildiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Bilahare 15/11/2017 tarihli dilekçesi ile 10.000.- TL üzerinden açtıkları davayı 29.391,49 Euro olarak ıslah etmiş 10.000.- TL üzerinden yatırılan harç, yargılama sırasında tamamlanmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda davacıdan davalı Banka tarafından döviz cinsinden erken kapama komisyonu alınmış ise de, davada TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde yabancı para üzerinden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

İş kazası nedeniyle tazminat davasında zamanaşımı on yıldır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/5616 K. 2020/1181 T. 27.2.2020

“İşverenin iş kazasında kaynaklanan sorumluluğunun sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olduğunu belirttikten sonra zamanaşımı kavramı ve başlangıcı üzerinde durulmalıdır.

İş kazası sonucu işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146-161 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 125-140.) maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlgili maddeler arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.

Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde; “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır.

Kanun koyucu hem mülga Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hem de Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup, ancak aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımının süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Soğuk havada işyeri ısıtılmazsa işçi sözleşmeyi feshedebilir.

Soğuk havada işyeri ısıtılmazsa işçi sözleşmeyi feshedebilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/20315 K. 2019/3657 T. 19.2.2019

“Davacı, işyerinin 31.05.2013 tarihinde diğer davalı …’a devri sonrasında fiziki olarak yetersiz olan işyerinde daha yoğun şekilde çalıştığını, iş yükünün artması karşısında sağlık sorunları yaşadığını, sağlık sebebiyle ayrılma kararı aldığını ancak üst yöneticilerin ayrılma talebine cevap vermediklerini iddia etmiştir. Davacı tanıkları da işyerinde ısıtma sisteminin olmadığını, kendi imkanları ile ısınmaya çalıştıklarını, işyerinin soğuk olduğunu, üşüdüklerini, davacının bu sebeple sürekli olarak hastalandığını beyan etmişlerdir. İşyerinin çalışma koşullarının ağır olduğu, yeterli ısınmadığı mahkemenin de kabulündedir. Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çalışma şartlarının iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun olmadığı, devir öncesi devam eden olumsuz işyeri çalışma koşullarının devir sonrasında da devam ettiği, işyerinde sağlıklı çalışma koşullarının sağlanmadığı, davacı feshinin bu sebeplerle haklı nedene dayandığı anlaşılmakla kıdem tazminatının kabulü gerekirken reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Faturaların ticari deftere kayıtlı olması hizmetin verildiğine karine teşkil eder.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/6697 K. 2017/2272 T. 21.3.2017

“Dava, emlak komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalının alacak iddiasının dayanağı olan 18 adet faturanın davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğu söz konusu faturaların kapalı olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Davalı tarafından davacıya kesilen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması faturalardaki hizmetin davacı tarafından verildiğine karine teşkil eder. Faturaların kapalı olarak düzenlenmesi ise fatura bedellerinin ödendiğine karine oluşturur. Mahkemece fatura asıllarının ibrazı sağlanarak faturalardaki imzaların davacı veya çalışanına ait olup olmadığı, açık faturanın bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak alınacak uygun sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemez.

Çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemez.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3234 K. 2019/1778 T. 19.3.2019

“Davacı vekili, taraflar arasında iplik alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkiden kaynaklanan ödemelerin de ödeme tarihindeki dolar kuru üzerinden yapılacağının kararlaştırıldığını ve uygulamanın teamül haline geldiğini, davalı aleyhine kur farkı ve cari hesap alacağına ilişkin icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında ham iplik alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki alım-satımda bedel olarak USD üzerinden faturalar düzenlendiği ve ödemelerin de bu şekilde yapıldığı, davacının 35.046,72-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından kur farkı faturası ve icra inkar tazminatı yönünden temyiz edilmiştir.

Dava, cari hesap ve kur farkı alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu incelendiğinde kur farkına esas olan faturalara yönelik ödemelerin bir kısmının çek ile yapıldığı görülmektedir. Çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır. Bu durumda mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak çek ile yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiye ödemeler yönünden kur farkı hesaplanarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

apartmanda açılabilecek iş yerleri

Yönetim Planı Nedir?

Yönetim planı tüm kat malikleri tarafından imzalanıp herkesi bağlar. Apartman veya sitelerin yönetim ve işleyişi yönetim planıyla belirlenir.

Yönetim Planı Nedir?

Yönetim planı, apartman veya site gibi yerlerde toplu olarak yaşayan insanların ortak kurallarını belirlemek ve bu toplu yaşamın belirli bir düzen içerisinde devam etmesine sağlayabilmek amacıyla yapılan bir sözleşmedir.

Kat Mülkiyeti Kanunu 28. maddesinde, yönetim planının tanımı yapılmıştır. Buna göre, yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler.

Yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir. Diğer bir ifadeyle yönetim planı bir apartmanın veya sitenin anayasası denilebilir.

Yönetim Planı Ne İşe Yarar?

Toplu yaşamın bulunduğu apartman ve sitelerde yaşanabilecek problemler ve bu problemlere karşı izlenecek yollar önceden düzenlenmiş olmalıdır. Böylece kat malikleri arasında çıkabilecek uyuşmazlıklar önceden belirlenmiş adil olarak düzenlenmiş ve kat maliklerinin menfaatine uygun yönetim planı hükümleri çerçevesinde sonuçlandırılır.

Yönetim planında genel olarak, sitenin veya apartmanın işleyişi, kullanım tarzı, yönetici ve denetçilerin hakları, kat maliklerin hak ve borçları ve apartmanın yahut sitenin işleyişine ilişkin diğer kurallar yer alır.

Yönetim Planı Zorunlu Mu?

Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulurken yönetim planının tapuya sunulması gerekir. Bu nedenle toplu yaşamın kurallarını düzenleyen yönetim planının hazırlanması zorunludur.

Aksi takdirde kat malikleri veya arsa sahibinin kar irtifakı veya kat mülkiyeti kurabilmesi mümkün değildir. Tapu dairesi, yönetim planı olmayan yapılan başvuru hakkında ret kararı verecektir.

Ev Satın Alırken Yönetim Planı

Yeni bir ev alırken genellikle yönetim planı incelenmektedir. Halbuki yeni malik, ev satın aldığı site veya apartmandaki toplu yaşam kurallarına ilişkin yönetim planıyla bağlıdır. Yönetim planı kat malikine haklar tanıdığı gibi birtakım borçlar da tanımaktadır. Ayrıca birtakım yükümlülükler de yüklemektedir.

Genel itibariyle taşınmazda yapılacak tadilatlar, ödenecek aidatlar, yönetim ve apartman işleyişi, toplu yaşamaya ilişkin saat kuralları, otopark, bahçe ve benzeri hususların kullanımında yönetim planı düzenleme yapmıştır. Kat malikleri bu düzenlemelere uymak zorundadır.

Bu nedenle yeni bir ev alırken, kat malikinin hangi kurallara bağlı olacağını bilmesi önemlidir. Zira birtakım kurallar kat malikinin o evi almaktan beklediği faydayı sağlamayabilir.

Hukuki açıdan değerlendirme yapabilmek ve kat malikinin hak ve yükümlülüklerini doğru şekilde tespit edebilmek için ev satın almadan önce konusunda uzman bir avukattan görüş almak faydalı olacaktır.

Yönetim Planı Nasıl Hazırlanır?

Toplu yaşamın sürdürülebilmesi için hazırlanan yönetim planı, kat maliklerinin menfaatine düzenlenmelidir. Zira yönetim planının asıl amacı, sitede veya apartmanda yaşayan kişilerin hayatını kolaylaştırmaktır.

Yönetim planı düzenlenirken, hükümlerinin açık ve anlaşılabilir olması oldukça önemlidir. Farklı anlamlara gelebilecek, muğlak olan veya karıştırılması mümkün olan hükümlerin yönetim planında yer almamasına dikkat edilmelidir.

Şüphesiz ki yönetim planı, Kat Mülkiyeti Kanunu’na ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı nitelikte hükümler teşkil etmemelidir.

Site veya apartmanın kendine özgü koşulları, yönetim planında buna uygun düzenlemeler yapılmasını gerektirebilir. Bu nedenle şablon yönetim planı kullanılması, ileride uyuşmazlık çıkmasına sebep olabilir. Her site veya apartmanın koşullarına uygun şekilde yönetim planı düzenlemesi şarttır.

Yönetim Planında Hüküm Yoksa Ne Yapılır?

Yönetim planı hazırlanırken eksik veya hatalı düzenlemeler yapılması halinde bazı uyuşmazlıklar yönetim planı çerçevesinde çözülmeyebilir. Yahut mevcut uyuşmazlık önceden beklenmeyecek bir uyuşmazlık olabilir. Bu tür durumlarda, yönetim planında hüküm yoksa ne yapılacağı sıkça sorulmaktadır.

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 28’de, yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde, ana gayrimenkulün yönetiminden doğacak anlaşmazlıkların Kat Mülkiyeti Kanunu’na ve genel hükümlere göre karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

Yönetim Planı Nasıl Değiştirilir?

Bazı durumlarda yönetim planının değiştirilmesi gerekebilir. Yönetim plânının değiştirilebilmesi için bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyu şarttır. Kanun’daki 4/5 çoğunluk emredici nitelikte olup değiştirilemez.

Örneğin 100 kat malikinin bulunduğu bir apartmanda yönetim plânının değiştirilebilmesi için en az 80 malikin yönetim planının değiştirilmesi yönünde oy kullanması gerekir.

Belirtelim ki yönetim planının değiştirilmesi için aranan çoğunluk toplantıya katılan maliklerin değil tüm maliklerin beşte dördüdür. Buradan çıkan sonuç, tüm kat malikleri tarafından imzalanan yönetim planını, daha sonra kat maliklerinin beşte dördü çoğunlukla değiştirilebilmektedir.

Yönetim Planı Nasıl İptal Edilir?

Yasaya ve emredici kurallara aykırı bir hüküm yönetim planında yer almışsa yönetim planının İptal edilmesi mümkündür. Bu tür durumlarda kat maliki, diğer kat malikleri ile aykırı bir yönetim planı hükmünün iptali konusunda anlaşamazsa bu hükme karşı hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 33’te, hâkimin müdahalesi düzenlenmiştir. Hâkimin müdahalesi istemiyle açılan davada, yönetim planı incelenerek bu hükmün aykırılığının tespit edilmesi halinde İptal edilebilmesi mümkündür.

Öte yandan yasaya açıkça aykırı olan bir hükmün batıl olması da mümkündür. Bu durumda mahkeme tarafından yönetim planındaki hükmün batıl olduğu tespit edilir.

Kanuna veya emredici kuralları açıkça aykırı olmayan yönetim planı hükmünün ise mahkeme tarafından iptali mümkün olmadığından, bu hükmün kat malikleri tarafından beşte dört çoğunluk ile değiştirilmesi gerekir.

Yönetim Planı Bağlayıcı Mıdır?

Toplu yaşamın kuralları önceden yönetim planıyla belirlenmektedir. Kat malikleri, kat mülkiyeti kurulurken imzalamış oldukları yönetim planıyla bağlıdır.

Site ve apartman yönetim planı ve bu yönetim planında sonradan yapılan değişiklikler, bütün kat maliklerini ve onların külli ve cüzi haleflerini bağlar. Genellikle, “mirasçılar yönetim planıyla bağlı mıdır”, “yeni malik yönetim planıyla bağlı mıdır”, “kiracı yönetim planıyla bağlı mıdır” veya “taşınmazı yeni satın alan yönetim planıyla bağlı mıdır” şeklinde sorular sorulmaktadır.

Bu konuda kanun koyucu, toplu yaşam kurallarının bağlayıcılığı sebebiyle kat maliki sıfatının değişmesi halinde yönetim planının bağlayıcı olduğunu düzenlemiştir. Örneğin, kat malikinin vefat etmesi halinde bunun mirasçıları yahut taşınmazı satın alan yeni malik yönetim planıyla bağlıdır.

Yönetici ve denetçiler yönetim planında yer alan hükümlerle bağlıdır. Aynı zamanda apartman ve sitenin işleyişiyle ilgili olduğundan, kiracı yönetim planıyla bağlıdır.

Yönetim Planı Ne Zaman Düzenlenir?

Apartman veya sitelerde kat mülkiyeti kurulurken talep edilen belgelerden birisi de yönetim planıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 12. maddesinde, “Bağımsız bölümlerin kullanılış tarzına, birden çok yapının varlığı halinde bu yapıların özelliğine göre 28 inci maddedeki esaslar çerçevesinde hazırlanmış, kat mülkiyetini kuran malik veya malikler tarafından imzalanmış bir yönetim plânı” kat mülkiyeti için gerekli belgeler arasında sayılmıştır.

Kat Mülkiyeti Kanunu madde 14’e göre, kat irtifakının kurulması sırasında arsa sahibinin veya tüm maliklerin imzalamış olduğu yönetim planının tapu dairesine verilmesi gerekir. Öte yandan kat irtifakının kurulduğu sırada yönetim planı tapu dairesine verilmiş ise kat mülkiyetine geçildiği sırada yeniden yönetim planının sunulması aranmaz.

Uygulamada yaşanan tereddüt nedeniyle, kat malikleri “ne zamana kadar yönetim planının hazırlanması gerekir” sorusunun cevabını merak etmektedir. Yukarıdaki hükümlere göre kat irtifakı kurulmadan önce yönetim planı konusunda kat maliklerince mutabık kalınması gerekir. Tapuya yönetim planının sunulması kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulması sırasında aranan belgelerden olduğundan, ihtilaf yaşanmaması için kat maliklerinin bu konuda önceden anlaşmış olması gerekir.

Yönetim Planıyla İlgili Davalar Hangi Mahkemede Açılır?

Yönetim planı taşınmazın aynıyla ilgili davalardan olduğundan yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesindedir.

Görevli mahkeme ise sulh hukuk mahkemesidir.

Yönetim planı nereden temin edilir?

Kat irtifakı yahut kat mülkiyetinin kurulduğu sırada yönetim planının tapuya verilmesi gerekir. Tapu kayıtları, ilgilisine her zaman açıktır. Bu nedenle kat malikleri tapu sicillerini inceleyebilecektir.

Yönetim planını temin etmek isteyen kat maliki ilgili sıfatına sahip olduğundan, taşınmazın bağlı bulunduğu tapuya başvurarak yönetim planının kendisine gösterilmesini isteyebilir.

Apartman veya sitenin en önemli metni olan yönetim planı, uzmanlık gerektiren ve taşınmazla ilgili oldukça önemli sorumluluklar yükleyen bir sözleşmedir. Bu nedenle yönetim planının hazırlanması ve değiştirilmesinin avukat tarafından hazırlanması faydalı olur.

Yönetim planı hakkında daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

KULLANILMAYAN YILLIK İZİNLER YANAR MI Alfa Avukatlık 01

Kullanılmayan Yıllık İzin Yanar Mı?

Yıllık izin ücreti, belirli çalışma sürelerini doldurmuş olan işçiye tanınan anayasal bir dinlenme hakkıdır. İşçi yıllık izin kullanma hakkından vazgeçemez. Yıllık iznin hangi tarihlerde kullanılacağı konusunda işverenin takdir yetkisi varsa da bu işçinin yıllık izin kullanma hakkını ortadan kaldırmaz.

Ülkemizde işçilerin yıllık iznini kullanmadan çalıştıkları görülmektedir. Bu tür durumlarda, kullanılmayan yıllık izinlerin akıbeti sorulmaktadır. İşçiler, kullanılmayan yıllık izin yanar mı sorusunun cevabını merak etmektedir.

Yıllık İzin Ücretine Hak Kazanılması

4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde çalışan işçilerden, kıdeminde bir yılı doldurması üzerine yıllık ücretli izin kullanma hakkına sahip olurlar. Bu takdirde işçi, yıllık ücretli izne ayrılmak isteyebilir.

Yıllık ücretli izne hak kazanılması ve kullanılması hakkında, “Yıllık Ücretli İzin Hakkı” isimli yazımızı okuyabilirsiniz.

Kullanılmayan Yıllık İzin Yanar Mı?

İşçinin yıllık izin hakkı bulunsa da işverenlerin bu hakkı işçiye kullandırmadıkları görülmektedir. İşverene karşı zayıf konumda olan işçi, yıllık izin hakkını kullanmayı talep etse dahi işveren buna rıza göstermeyebilir.

Bu tür durumlarda, işçiler yıllık izinlerinin yanacağını düşünerek işten ayrılmadan önce toplu olarak yıllık izinlerini kullanmaktadır. Halbuki kullanılmayan yıllık izinler ücrete dönüşmektedir. Dolayısıyla işçinin yıllık iznini kullanmaması halinde bunun ücretini talep edebilmesi mümkündür. Diğer bir ifadeyle kullanılmayan yıllık izinler yanmaz.

Kullanılmayan Yıllık İzinlerin Ücrete Dönüşmesi

İş akdi çerçevesinde işçinin kanuni hakkı olan yıllık ücretli iznin kullandırılmaması durumunda bu hak iş sözleşmesinin sonunda ücrete dönüşür. Diğer bir ifadeyle, işçi yıllık iznini kullanmazsa işin sonlanmasıyla birlikte bunun karşılığı ücreti alabilir.

İşveren, işçiye yıllık izin ücretlerini ödediğini ispatlamakla yükümlüdür. Bu konuda ispat külfeti işverene bırakıldığına göre, yıllık izin kullanmayan işçilerin yıllık izin ücretlerini dava edebilmesi mümkündür.

İş sözleşmesinin sona ermesi durumunda yıllık izin ücreti, İş Kanunu m. 59’da düzenlenmiştir. Buna göre; “İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.”

Kullanılmayan Yıllık İzin Ücretinin Zamanaşımı

Kullanılmayan yıllık izin ücretleri zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı süresi iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren beş yıldır. Dolayısıyla kullanılmayan yıllık izinler ücrete dönüşse de işçinin bu alacaklarını zamanaşımı süresi içerisinde talep etmesi gerekir. Aksi halde işveren iş sözleşmesinin feshinden itibaren beş yıl geçtikten sonra işçinin yıllık izin ücretlerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir.

Devlet Memurlarında Kullanılmayan Yıllık İzin

Devlet memurları, 657 sayılı Devler Memurları Kanunu’na tabidir.

657 sayılı Kanun’un 103. maddesinde, yıllık izinlerin kullanışı şu şekilde düzenlenmiştir: “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izliyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer”.

Kullanılmayan yıllık izin ücretleriyle ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Alfa Avukatlık 01

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine aykırı şekilde düzenlenen arsa payları, bu arsa payı üzerinde mülkiyet sahibi olan kişilerin menfaatlerini zedeleyebilmektedir. Zira arsa payı, mülkiyet hakkı sahibine birtakım haklar tanımaktadır. Bu nedenle hatalı olarak düzenlenen arsa payının düzeltilmesi için arsa payının düzeltilmesi davası açılmaktadır.

Arsa Payı Ne Demektir?

Arsa payının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda tanımı yapılmıştır. Buna göre arsa payı, arsanın Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yazılı esasa göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına denir.

Kat mülkiyetine yahut kat irtifakına konu edilen bir yapıdaki bağımsız bölümlerden her biri için özgülenen mülkiyet payı arsa payı olarak adlandırılabilir. Ancak gerçekte paylara ayrılan şey arsanın kendisi değil bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyettedir.

Arsa Payı Nasıl Belirlenir?

Arsa payının belirlenmesinde, bağımsız bölümün konumu, bulunduğu kat, kullanım alanı, konut veya iş yeri gibi kullanma amacı, cephesi, manzarası, güneş veya rüzgâr gibi çevresel etkenler, ısınma ve aydınlatma sistemleri, mimari ve fiziksel özellikleri ve eklentiler gibi unsurlar dikkate alınır.

Örneğin aynı katta, aynı ölçüde, aynı mimari yapıda ve aynı kalitede olan 2 bağımsız bölümden birisinin deniz manzarasına sahip olması onun arsa payının daha yüksek olmasına sebep olabilir.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda 2007 tarihinde yapılan değişiklikten sonra arsa paylarının belirlenmesi, inşaat projesini hazırlayan mimar, mühendis ve konusunda uzman kişilerce yapılmaktadır. Böylece arsa payının tespiti teknik verilere göre belirlenmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Arsa payının düzeltilmesi davasının açılabilmesi için bazı şartların bulunması gerekir. Bu nedenle dava açmadan önce dava şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi önemlidir. Arsa payının düzeltilmesi davası niteliği gereği bir tespit davasıdır.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla birlikte, bağımsız bölüm için tespit edilen arsa payı yapılacak yargılama neticesinde yeniden hesaplanmakta yahut doğruluğu kontrol edilmektedir. Eğer ki arsa payının değerinin bağımsız bölümün özellikleriyle örtüşmediği ve arsa payının daha yüksek olması gerektiği tespit edilirse, mahkemece arsa payının düzeltilmesine karar verilmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası İçin Aranan Şartlar

Bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet sahibi olan kişi tarafından arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için öncelikle davacının korunmaya değer güncel hukuki yararının bulunması gerekir. Ayrıca davacı dava açmakta iyi niyetli olmalıdır.

Dava açılabilmesi için bağımsız bölüm için öngörülen arsa payı oranının hatalı olarak düzenlenmiş yahut hiç düzenlenmemiş olması gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilir.

Kanun koyucu, ana taşınmazda boş arsa payı bırakılmayacağını düzenlemiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 5’te, “Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz” denilerek buna işaret edilmiştir. Dolayısıyla boşta arsa payının bırakılmış olması halinde arsa payının düzeltilmesi davası açılabilir.

Keza taşınmazdaki ortak yerler için veya eklentiler için arsa payı öngörülmüş ise arsa payının düzeltilmesi davası açılabilecektir. Zira arsa payı ancak bağımsız bölümler için özgülenebilir. Dolayısıyla arsa payları düzenlenirken yanlışlıkla ortak yerlere veya eklentilere arsa payı verilmiş ise hukuki yararı bulunan her bir mülkiyet sahibi arsa payının düzeltilmesini isteyebilecektir.

Açıkladığımız üzere arsa payı kat mülkiyeti yahut kat irtifakı kurulmuş yapılar hakkında düzenlenmektedir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için, taşınmazın kat mülkiyeti veya kat irtifakı niteliğini devam ettiriyor olması gerekir. Örneğin ana taşınmazın yıkılmış olması halinde, kat mülkiyeti yahut kat irtifakı sona erecektir. Dolayısıyla yıkılan bir taşınmaz hakkında arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kat mülkiyeti kanununa göre, arsa payının tespitinde ana taşınmazın maliki yahut tüm paydaşları tarafından imzalanan ve içeriği mimar veya mühendisler tarafından düzenlenip belediye tarafından onaylanan proje esas alınır. Diğer bir ifadeyle bağımsız bölümlerin nitelikleri belediyece onaylı proje üzerinden tespit edilir ve buna göre arsa payının tespiti yapılır. Bu nedenle paydaşların tümü tarafından imzalanarak kabul edilen ve belediyece onaylanan projenin bulunması halinde, bağımsız bölüm malikinin arsa payının düzeltilmesi davasını açabilmesi mümkün değildir. Zira bağımsız bölüm maliki, daha önce hazırlanmış olan projeyi kendi rızasıyla onaylamış ve imzalamıştır.

Bağımsız Bölümde Sonradan Yapılan Değişiklikler

Bağımsız bölümlerde, ortak alanlarda veya ana taşınmazın yapısında sonradan yapılan değişiklikler arsa payının düzeltilmesi davasında dikkate alınmaz. Diğer bir ifadeyle ana taşınmazda arsa payları düzenlendikten sonra bağımsız bölümlerde tadilat yapılmış olması yahut mimari değişiklik yapılmış olması, bağımsız bölümün değerini arttırmış olsa bile buna dayanarak arsa payının düzeltilmesi istenemez.

Nitekim bu konuda Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez” denilmektedir.

Sonuç olarak, bağımsız bölümlerde tadilat yapılması nedeniyle bağımsız bölümün değeri artsa bile sonrada yapılan bu değişiklikleri için arsa payı oranının arttırılması için dava açılamaz.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasını Kimler Açabilir?

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir” denilmektedir.

Bu hükme göre arsa payının düzeltilmesi davası kat maliki veya kat irtifakı sahibi tarafından açılabilir. Bu kişilerin vefat etmesi halinde ise mirasçılarının dava açma hakkı bulunmaktadır.

Bağımsız bölümü sonradan satın alan kişiler de dava hakkı vardır. Yani yeni malik arsa payının düzeltilmesi davası açabilir.

Kanunda sayılan bu kişiler dışındaki kişilerin, örneğin kiracının arsa payının düzeltilmesi davası açma hakkı yoktur.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Arsa payının düzeltilmesi davasında, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda arsa payları yeniden hesaplanır. Bu durumda diğer arsa payı sahiplerinin arsa paylarının değişmesi muhtemeldir.

Bu sebeple arsa payının düzeltilmesi davası, davacı dışındaki diğer tüm bağımsız bölüm sahiplerine karşı açılmalıdır. Zira dava neticesinde verilecek karar diğer bağımsız bölüm sahiplerinin arsa paylarını değiştirebilecek, dolayısıyla bağımsız bölüm sahibinin menfaati bundan etkilenecektir.

Yargıtay da arsa payının düzeltilmesi davalarında diğer tüm bağımsız bölüm maliklerinin davalı olarak gösterilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

20. HD., E. 2017/5442 K. 2019/1190 T. 20.2.2019

“Dava; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 3. maddesi kapsamında, anataşınmazın bağımsız bölümlerine ait arsa paylarının değerlerine göre yeniden belirlenerek tapuya tescil edilmesi istemine ilişkindir.

Davanın niteliği gereği yargılamanın sonunda verilecek karar, dava konusu anataşınmazdaki tüm bağımsız bölümlerin tapuda kayıtlı maliklerinin hukukunu da yakından ilgilendirdiğinden, hükmün infazının sağlanabilmesi açısından usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, dava konusu anataşınmazın bağımsız bölümlerinin tamamını gösterir son tapu kayıtları celbedilip, bağımsız bölüm maliklerinin davaya dahil edilmesi ve sonrasında tarafların tamamının iddia ve delilleri doğrultusunda oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, izah edildiği şekilde eksik ve yetersiz inceleme ile yukarıda anılan kanuni gereklilikler de dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre sulh hukuk mahkemesidir. Nitekim Kat Mülkiyeti Kanunu ek madde 1’de, “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir” denilmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 gereğince, “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” denilmiştir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir.

Arsa payının düzeltilmesi davası her zaman açılabilir mi?

Bağımsız bölüm maliklerinden her biri güncel hukuki menfaatlerinin olduğunu ispatlamak şartıyla arsa payının düzeltilmesini her zaman isteyebilirler. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında herhangi bir zaman aşımı yahut hak düşürücü süre yoktur.

Bununla birlikte ana taşınmazın yıkılması yahut yok olması halinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı son bulacağından, bu durumda arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kentsel Dönüşümlerde Arsa Payının Önemi

Ülkemizde kentsel dönüşüm süreci oldukça hızlanmıştır. Yaşanan depremler nedeniyle vatandaşlar kentsel dönüşüme girerek binalarını yenilemek istemektedirler. Arsa payı, kentsel dönüşüm süreçlerinde bağımsız bölüm maliklerine birtakım haklar tanımaktadır.

Kentsel dönüşüm 6306 sayılı Kanun’da yer alan hükümlere göre yürütülmektedir. Kentsel dönüşüm kararının verilmesinde arsa payı temel ölçüttür. Zira kanun koyucu, kentsel dönüşüm kararında aranan üçte iki çoğunluk arsa payı esasına göre belirlenmektedir. Bu nedenle bağımsız bölüm sahiplerinin oy hakları bakımından arsa payının doğru tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Keza kentsel dönüşüm sürecinde kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerinin satılması gündeme gelebilmektedir. Bu tür durumlarda açık arttırma usulüyle yapılan satışlarda bedelin ödenmesi bakımından arsa payı dikkate alınacaktır.

Diğer yandan kentsel dönüşüm neticesinde bina yıkılacağı için, daha sonrasında arsa payının düzeltilmesine ilişkin dava açılamaz. Dolayısıyla kentsel dönüşüm sürecine girmeden önce, bağımsız bölümlerin esasını etkileyecek derecede hata barındırıyorsa arsa payının düzeltilmesi davasının açılması faydalı olabilir. Kentsel dönüşüm süreci bittikten sonra dava açılamayacağından, haklarının zedelenmemesi adına sürecin avukat tarafından yürütülmesi önemlidir.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.