Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Alfa Avukatlık 01

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine aykırı şekilde düzenlenen arsa payları, bu arsa payı üzerinde mülkiyet sahibi olan kişilerin menfaatlerini zedeleyebilmektedir. Zira arsa payı, mülkiyet hakkı sahibine birtakım haklar tanımaktadır. Bu nedenle hatalı olarak düzenlenen arsa payının düzeltilmesi için arsa payının düzeltilmesi davası açılmaktadır.

Arsa Payı Ne Demektir?

Arsa payının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda tanımı yapılmıştır. Buna göre arsa payı, arsanın Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yazılı esasa göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına denir.

Kat mülkiyetine yahut kat irtifakına konu edilen bir yapıdaki bağımsız bölümlerden her biri için özgülenen mülkiyet payı arsa payı olarak adlandırılabilir. Ancak gerçekte paylara ayrılan şey arsanın kendisi değil bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyettedir.

Arsa Payı Nasıl Belirlenir?

Arsa payının belirlenmesinde, bağımsız bölümün konumu, bulunduğu kat, kullanım alanı, konut veya iş yeri gibi kullanma amacı, cephesi, manzarası, güneş veya rüzgâr gibi çevresel etkenler, ısınma ve aydınlatma sistemleri, mimari ve fiziksel özellikleri ve eklentiler gibi unsurlar dikkate alınır.

Örneğin aynı katta, aynı ölçüde, aynı mimari yapıda ve aynı kalitede olan 2 bağımsız bölümden birisinin deniz manzarasına sahip olması onun arsa payının daha yüksek olmasına sebep olabilir.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda 2007 tarihinde yapılan değişiklikten sonra arsa paylarının belirlenmesi, inşaat projesini hazırlayan mimar, mühendis ve konusunda uzman kişilerce yapılmaktadır. Böylece arsa payının tespiti teknik verilere göre belirlenmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Arsa payının düzeltilmesi davasının açılabilmesi için bazı şartların bulunması gerekir. Bu nedenle dava açmadan önce dava şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi önemlidir. Arsa payının düzeltilmesi davası niteliği gereği bir tespit davasıdır.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla birlikte, bağımsız bölüm için tespit edilen arsa payı yapılacak yargılama neticesinde yeniden hesaplanmakta yahut doğruluğu kontrol edilmektedir. Eğer ki arsa payının değerinin bağımsız bölümün özellikleriyle örtüşmediği ve arsa payının daha yüksek olması gerektiği tespit edilirse, mahkemece arsa payının düzeltilmesine karar verilmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası İçin Aranan Şartlar

Bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet sahibi olan kişi tarafından arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için öncelikle davacının korunmaya değer güncel hukuki yararının bulunması gerekir. Ayrıca davacı dava açmakta iyi niyetli olmalıdır.

Dava açılabilmesi için bağımsız bölüm için öngörülen arsa payı oranının hatalı olarak düzenlenmiş yahut hiç düzenlenmemiş olması gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilir.

Kanun koyucu, ana taşınmazda boş arsa payı bırakılmayacağını düzenlemiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 5’te, “Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz” denilerek buna işaret edilmiştir. Dolayısıyla boşta arsa payının bırakılmış olması halinde arsa payının düzeltilmesi davası açılabilir.

Keza taşınmazdaki ortak yerler için veya eklentiler için arsa payı öngörülmüş ise arsa payının düzeltilmesi davası açılabilecektir. Zira arsa payı ancak bağımsız bölümler için özgülenebilir. Dolayısıyla arsa payları düzenlenirken yanlışlıkla ortak yerlere veya eklentilere arsa payı verilmiş ise hukuki yararı bulunan her bir mülkiyet sahibi arsa payının düzeltilmesini isteyebilecektir.

Açıkladığımız üzere arsa payı kat mülkiyeti yahut kat irtifakı kurulmuş yapılar hakkında düzenlenmektedir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için, taşınmazın kat mülkiyeti veya kat irtifakı niteliğini devam ettiriyor olması gerekir. Örneğin ana taşınmazın yıkılmış olması halinde, kat mülkiyeti yahut kat irtifakı sona erecektir. Dolayısıyla yıkılan bir taşınmaz hakkında arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kat mülkiyeti kanununa göre, arsa payının tespitinde ana taşınmazın maliki yahut tüm paydaşları tarafından imzalanan ve içeriği mimar veya mühendisler tarafından düzenlenip belediye tarafından onaylanan proje esas alınır. Diğer bir ifadeyle bağımsız bölümlerin nitelikleri belediyece onaylı proje üzerinden tespit edilir ve buna göre arsa payının tespiti yapılır. Bu nedenle paydaşların tümü tarafından imzalanarak kabul edilen ve belediyece onaylanan projenin bulunması halinde, bağımsız bölüm malikinin arsa payının düzeltilmesi davasını açabilmesi mümkün değildir. Zira bağımsız bölüm maliki, daha önce hazırlanmış olan projeyi kendi rızasıyla onaylamış ve imzalamıştır.

Bağımsız Bölümde Sonradan Yapılan Değişiklikler

Bağımsız bölümlerde, ortak alanlarda veya ana taşınmazın yapısında sonradan yapılan değişiklikler arsa payının düzeltilmesi davasında dikkate alınmaz. Diğer bir ifadeyle ana taşınmazda arsa payları düzenlendikten sonra bağımsız bölümlerde tadilat yapılmış olması yahut mimari değişiklik yapılmış olması, bağımsız bölümün değerini arttırmış olsa bile buna dayanarak arsa payının düzeltilmesi istenemez.

Nitekim bu konuda Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez” denilmektedir.

Sonuç olarak, bağımsız bölümlerde tadilat yapılması nedeniyle bağımsız bölümün değeri artsa bile sonrada yapılan bu değişiklikleri için arsa payı oranının arttırılması için dava açılamaz.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasını Kimler Açabilir?

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir” denilmektedir.

Bu hükme göre arsa payının düzeltilmesi davası kat maliki veya kat irtifakı sahibi tarafından açılabilir. Bu kişilerin vefat etmesi halinde ise mirasçılarının dava açma hakkı bulunmaktadır.

Bağımsız bölümü sonradan satın alan kişiler de dava hakkı vardır. Yani yeni malik arsa payının düzeltilmesi davası açabilir.

Kanunda sayılan bu kişiler dışındaki kişilerin, örneğin kiracının arsa payının düzeltilmesi davası açma hakkı yoktur.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Arsa payının düzeltilmesi davasında, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda arsa payları yeniden hesaplanır. Bu durumda diğer arsa payı sahiplerinin arsa paylarının değişmesi muhtemeldir.

Bu sebeple arsa payının düzeltilmesi davası, davacı dışındaki diğer tüm bağımsız bölüm sahiplerine karşı açılmalıdır. Zira dava neticesinde verilecek karar diğer bağımsız bölüm sahiplerinin arsa paylarını değiştirebilecek, dolayısıyla bağımsız bölüm sahibinin menfaati bundan etkilenecektir.

Yargıtay da arsa payının düzeltilmesi davalarında diğer tüm bağımsız bölüm maliklerinin davalı olarak gösterilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

20. HD., E. 2017/5442 K. 2019/1190 T. 20.2.2019

“Dava; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 3. maddesi kapsamında, anataşınmazın bağımsız bölümlerine ait arsa paylarının değerlerine göre yeniden belirlenerek tapuya tescil edilmesi istemine ilişkindir.

Davanın niteliği gereği yargılamanın sonunda verilecek karar, dava konusu anataşınmazdaki tüm bağımsız bölümlerin tapuda kayıtlı maliklerinin hukukunu da yakından ilgilendirdiğinden, hükmün infazının sağlanabilmesi açısından usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, dava konusu anataşınmazın bağımsız bölümlerinin tamamını gösterir son tapu kayıtları celbedilip, bağımsız bölüm maliklerinin davaya dahil edilmesi ve sonrasında tarafların tamamının iddia ve delilleri doğrultusunda oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, izah edildiği şekilde eksik ve yetersiz inceleme ile yukarıda anılan kanuni gereklilikler de dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre sulh hukuk mahkemesidir. Nitekim Kat Mülkiyeti Kanunu ek madde 1’de, “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir” denilmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 gereğince, “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” denilmiştir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir.

Arsa payının düzeltilmesi davası her zaman açılabilir mi?

Bağımsız bölüm maliklerinden her biri güncel hukuki menfaatlerinin olduğunu ispatlamak şartıyla arsa payının düzeltilmesini her zaman isteyebilirler. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında herhangi bir zaman aşımı yahut hak düşürücü süre yoktur.

Bununla birlikte ana taşınmazın yıkılması yahut yok olması halinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı son bulacağından, bu durumda arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kentsel Dönüşümlerde Arsa Payının Önemi

Ülkemizde kentsel dönüşüm süreci oldukça hızlanmıştır. Yaşanan depremler nedeniyle vatandaşlar kentsel dönüşüme girerek binalarını yenilemek istemektedirler. Arsa payı, kentsel dönüşüm süreçlerinde bağımsız bölüm maliklerine birtakım haklar tanımaktadır.

Kentsel dönüşüm 6306 sayılı Kanun’da yer alan hükümlere göre yürütülmektedir. Kentsel dönüşüm kararının verilmesinde arsa payı temel ölçüttür. Zira kanun koyucu, kentsel dönüşüm kararında aranan üçte iki çoğunluk arsa payı esasına göre belirlenmektedir. Bu nedenle bağımsız bölüm sahiplerinin oy hakları bakımından arsa payının doğru tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Keza kentsel dönüşüm sürecinde kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerinin satılması gündeme gelebilmektedir. Bu tür durumlarda açık arttırma usulüyle yapılan satışlarda bedelin ödenmesi bakımından arsa payı dikkate alınacaktır.

Diğer yandan kentsel dönüşüm neticesinde bina yıkılacağı için, daha sonrasında arsa payının düzeltilmesine ilişkin dava açılamaz. Dolayısıyla kentsel dönüşüm sürecine girmeden önce, bağımsız bölümlerin esasını etkileyecek derecede hata barındırıyorsa arsa payının düzeltilmesi davasının açılması faydalı olabilir. Kentsel dönüşüm süreci bittikten sonra dava açılamayacağından, haklarının zedelenmemesi adına sürecin avukat tarafından yürütülmesi önemlidir.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli Alfa Avukatlık 01

Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli

Ev sahipleri, kira sözleşmesi yapılırken kiracıya boş olarak tahliye taahhüdü imzalatmaktadır. Kiracıyı evden çıkartmak istediklerinde ise tahliye taahhüdünü icra takibine koyarak taşınmazın tahliyesini sağlamaktadır. Kiracı, başlatılan icra takibine karşı itiraz ederek takibi durdurabilir. Kiracının icra takibiyle kendisine gönderilen tahliye emrine karşı itiraz edebileceği başlıca itiraz sebepleri vardır. Bu yazımızda “kiracı tahliye taahhüdüne nasıl itiraz etmeli” sorusunun yanıtını arayacağız.

Tahliye Taahhüdü Ne Demektir?

Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin imzalandığı esnada kiraya veren ev sahibi tarafından genellikle kira sözleşmesiyle beraber boş olarak imzalatılan bir taahhüt metnidir. Kiracı, tahliye taahhüdünde yazılı olan tarihte kiralanan taşınmazı boşaltmayı taahhüt etmektedir.

Tahliye taahhüdü çoğu zaman üst kısmı boş olarak imzalanmakta, ev sahibi daha sonra kendi menfaatine uygun şekilde tahliye taahhüdünü doldurup icraya koymaktadır.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibi

Kiraya veren ev sahibi, tahliye taahhüdüne dayanarak kiralanan taşınmazın tahliye edilmesi için icra takibine başvurabilir. Burada ev sahibi, kiracının taşınmazı tahliye etmeyi taahhüt ettiği metne göre kira sözleşmesinin süresinin bitmesi sebebine dayanarak icra takibine başvurmaktadır.

Süre bitimi nedeniyle icra takibi olarak bilinen İcra ve İflas Kanunu m. 272’de düzenlenen icra takip yolu, uygulamada 14 örnek takip yolu olarak adlandırılmaktadır. Bu yol, kiracının tahliye edilebileceği en hızlı yollardan biridir.

Kiraya veren kiracının taşınmazı boşaltmayı taahhüt ettiği tarihten itibaren bir ay içerisinde icra takibine başvurmalı yahut dava açmalıdır. Aksi halde kiraya verenin süre bitimi nedeniyle tahliye isteme hakkı ortadan kalkar. Nitekim İİK m. 272’de, “Mukavelename ile kiralanan bir taşınmazın müddeti bittikten bir ay içinde mukavelenin icra dairesine ibrazı ile tahliyesi istenebilir” şeklinde bir aylık süre hüküm altına alınmıştır

Buradaki takip yolu ilamsız icra takibi olarak adlandırılmaktadır. Yani ev sahibinin icra takibine dayanak gösterdiği belge bir mahkeme kararına (yani ilama) yahut mahkeme kararı yerine geçecek bir belge niteliğine sahip değildir. Bu nedenle kiracı, kendisine gönderilen tahliye emrine itiraz ederek icra takibini durdurabilir.

Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Takibinde Tahliye Emrine İtiraz

Kiraya veren ev sahibi tarafından tahliye taahhüdüne dayalı olarak icra takibine başvurulması üzerine kiracıya tahliye emri gönderilir. Tahliye emrinde kiracının tahliye taahhüdüne istinaden başlatılan icra takibine karşı 7 gün içerisinde itiraz edebileceği ve 15 gün içerisinde taşınmazı boşaltması gerektiği yazılır (İİK m. 272).

Kiracı kendisine gönderilen tahliye emrine itiraz etmediği takdirde ve 15 günlük süre içerisinde taşınmazı boşaltması halinde icra dairesi aracılığıyla taşınmazdan zorla çıkartılır. Bu nedenle kiracının tahliye taahhüdüne dayanarak başlatılan icra takibinde tahliye emrine itiraz etmesi oldukça önemlidir. Zira bu halde ev sahibinin tahliye kararı almak için dava açması zorunlu olmayıp itiraz edilmeyen icra takibinde 15 günlük süre dolması üzerine kiracı derhal evden çıkartılabilir (İİK m. 273).

Tahliye emrine karşı itiraz icra dairesine yapılır. Borçlu kiracı tahliye emrine itirazında itiraz sebeplerini göstererek 7 günlük süre içerisinde itiraz etmelidir. Kiracının itirazı üzerine icra takibi durur (İİK m. 274/2).

Tahliye Emrine Karşı Hangi Sebeplerle İtiraz Edilebilir?

Kiracı, kendisine gönderilen tahliye emrine karşı imzaya itiraz edebileceği gibi kira sözleşmesinin yenilendiğine yahut kira sözleşmesinin uzatıldığına dair itiraz edebilir (İİK m. 272/3).

İmzaya itiraz kira sözleşmesine itiraz olabileceği gibi sadece tahliye taahhüdüne de itiraz edilebilir. Yani kiracı, takibin dayanağı olarak gösterilen kira sözleşmesini kabul etmekle beraber tahliye taahhüdü altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir.

Belirttiğimiz üzere kira sözleşmesinin yenilenmesi veya uzatılması tahliye emrine karşı bir itiraz sebebidir. Örneğin kiracı tahliye taahhüdü düzenlendikten sonra ev sahibiyle yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını yahut tahliye taahhüdüne rağmen ev sahibinin taşınmazın boşaltılması için kendisine yeniden süre verildiğini ileri sürerek ödeme emrine itiraz edebilir.

Tahliye Taahhüdü Altındaki İmzaya İtiraz

Kiracı kendisine gönderilen tahliye emrinde yazılı tahliye taahhüdü altındaki imzayı inkâr edebilir. Kiracı eğer ki imzaya itiraz edecekse bunu ayrıca ve açıkça yapmalıdır. Tahliye emrine genel olarak “itiraz ediyorum” demek usulen imzaya itiraz sayılmaz. Bu durumda kiracı imzaya itiraz etmemiş sayılır ve tahliye taahhüdü altındaki imza kiracıya ait kabul edilir.

Benzer şekilde kiracı kira sözleşmesi altındaki imzaya da itiraz edebilir. Yani takip dayanağı gösterilen kira sözleşmesinin ev sahibi ile aralarındaki kira sözleşmesi olmadığını, kira sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek itiraz edebilir. Burada da kiracı imzaya itiraza ilişkin usullere uymak zorundadır.

Tahliye Taahhüdünün Sonradan Doldurulduğu İtirazı

Yargıtay, kira sözleşmesinin imzalandığı tarihle aynı tarihte imzalanan tahliye taahhüdünü geçersiz saymaktadır. Bunun sebebi kiracının kira sözleşmesinin imzalandığı esnada özgür iradesiyle tahliye taahhüdünü imzalamadığı, diğer bir ifadeyle baskı altında tahliye taahhüdünü imzalamak zorunda kaldığı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kira sözleşmesinin düzenlendiği tarih ile tahliye taahhüdünün düzenlendiği tarih aynı ise tahliye taahhüdü geçersiz kabul edilir.

Tahliye taahhüdünün geçersiz sayılmaması için kira sözleşmesiyle birlikte imzalanan tahliye taahhüdünün alt kısmı sadece kiracı tarafından imzalanmakta, ancak tahliye tarihi, taahhüt tarihi, kiralananın adresi, kiracı ve ev sahibinin adı ve soyadı kısımları boş bırakılmaktadır. Ev sahibi daha sonra tahliye talebini kullanmak istediğinde boş kalan kısımları doldurarak tahliye taahhüdünü kullanmaktadır.

Tahliye Taahhüdünün Sonradan Doldurulduğunu İspat Külfeti

Kiracı tahliye taahhüdünün boş olarak imzalanıp sonradan doldurulduğunu ileri sürerek itiraz etmiş ise bunu ispat külfeti altındadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, boş kâğıda imza atan kişinin bunun sonuçlarına katlanacağını ifade etmektedir.

Bu nedenle tahliye taahhüdünün boş olarak imzalanıp üzerinin sonradan doldurularak kullanılması mümkündür. Ev sahibi, tahliye taahhüdünü geçersiz kılmak için, tahliye taahhüdünün imza tarihini kira sözleşmesinin imza tarihinden daha ileriki bir tarih olarak doldurmaktadır.

Kiracı, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesi ile aynı gün düzenlendiğini yazılı olarak ispat edemediği takdirde, kiraya veren ev sahibi tarafından sunulan tahliye taahhüdü geçerli kabul edilir.

6. HD., E. 2005/874 K. 2006/121 T. 05.06.2006

“Öte yandan davacı tahliye taahhüdünün altındaki imzaya da karşı çıkmamış ve boş olarak verdiğini savunmuştur. Kiralananda otururken verilen tahliye taahhüdü geçerlidir. İmza edilerek verilen tahliye taahhüdünün sonradan doldurulması geçerliliğine halel getirmez. Zira boş kağıda imza atan kişinin onun sonucuna katlanmasını gerektirir.

Kiracı Tahliye Emrine İtiraz Etti, Şimdi Ne Olacak?

Kiracının tahliye emrine itiraz etmesi üzerine tahliye taahhüdüne dayanarak başlatılan icra takibi durur. Bu durumda kiraya veren ev sahibi, takibin devamını sağlamak ve kiracıyı tahliye edebilmek için dava açarak kiracının itirazını hükümsüz hale getirmelidir.

Ev sahibi, kiracının itiraz sebeplerine göre icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebileceği gibi genel mahkemelerde yani sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davasıyla icra takibinin devamını sağlayabilir. Böylece kiraya veren ev sahibi, kiracının tahliye emrine itiraz etmesine karşılık mahkeme kararıyla kiracıyı taşınmazdan tahliye edebilir.

İmza Tarihine İtiraz Edilmesi Halinde Görevli Mahkeme

Tahliye taahhüdüne ilişkin icra takiplerinde, borçlu kiracının tahliye emrine itiraz etmesi üzerine alacaklı, icra mahkemesine başvurarak taşınmazın tahliyesini isteyebilir. İcra mahkemeleri, genel mahkemelere göre daha seri yargılama yapan ve uyuşmazlığı hızlı şekilde sonuçlandıran mahkemelerdir. Bu nedenle kiraya verenin icra mahkemesinde dava açması daha avantajlıdır.

Ancak kiraya veren ev sahibinin icra mahkemesine başvurabilmesi için, birtakım koşulların sağlanmış olması gerekir. Kiraya veren alacakların elinde kanunda sayılan belgelerin bulunması gerekir. Bu belgeler İİK m. 275’te sayılmıştır.

Kiracının tahliye taahhüdü altındaki imza tarihine itiraz etmesi yani sonradan doldurulduğunu iddia etmesi halinde, kiraya veren ev sahibi, kiracının bu itirazını kanunda sayılan belgelerle ispatlamak zorundadır. Aksi halde ev sahibi kiraya veren icra mahkemesine başvurursa dava reddedilir.

8. HD., E. 2017/4596 K. 2018/1655 T. 6.2.2018

“Davalı süresi içinde icra müdürlüğüne yaptığı itirazında, tahliye taahhütnamesi altındaki imzayı kabul ederek, tanzim tarihi ve tahliye tarihi doldurulmadan imza edilip alacaklıya verildiğini bu nedenle taahhüdün geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Bu nitelikteki itiraz tahliye taahhüdünün “tarihine” itiraz niteliğindedir. 04/12/1957 tarih 11/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve İ.İ.K 275. maddesine göre tahliye talebi noterlikçe resen tanzim veya ” tarih ” ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye müstenit olup da kiracı, kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösteremezse itiraz kaldırılır. Aksi takdirde itirazın kaldırılması talebi reddolunur. İtirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim icra edildikten veya kaldırılma talebi reddolunduktan sonra kiracının veya kiralayanın genel hükümlere göre mahkemeye müracaat hakları bulunmaktadır.

Alacaklı, noterlikçe resen tanzim edilmiş veya ” tarih ” ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir belgeye dayanmadıkça, tahliye taahhüdündeki imza ve tahliye tarihine itiraz edilmesi halinde icra mahkemesinden kiralananın tahliyesi istenemez.”

Sonuç olarak, kiracının tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunu ileri sürerek itiraz etmesi halinde kiraya veren ev sahibi icra mahkemesine başvuramaz. Genel mahkemelerde, yani sulh hukuk mahkemesinde dava açarak itirazın iptalini istemelidir.

Kiracı Tahliye Taahhüdüne Nasıl İtiraz Etmeli?

Yukarıda değindiğimiz üzere, kiracının tahliye emrine karşı çeşitli itiraz sebepleri ileri sürebilir. Ancak bazen kiracının itirazını haklı gösterecek belgeler gerekir. Aksi halde kiraya veren kiracıyı kolaylıkla evden çıkartabilir.

Bu nedenle kiracının tahliye taahhüdüne istinaden başlatılan icra takibinde kendisine gönderilen tahliye emrine karşı sunacağı itiraz sebepler oldukça önemlidir. Kiracı, bazı itiraz sebepleriyle ev sahibinin iddialarını boşa çıkarıp tahliye olmanın önüne geçebilir. Bu itiraz sebepleri oldukça teknik ve hukuki yardım gerektirir. Kiracının basit bir ihmali veya yanlış şekilde itiraz etmesi halinde, kiracı hem taşınmazı hemen boşaltmak hem de dava masrafları ödemek zorunda kalabilir.

Kiracının tahliye emrine nasıl itiraz etmesi gerektiği konusunda daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.