Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası arazi üzerindeki yapı veya bitkilerin mülkiyet hakkının hukuki durumuna dair açılan bir davadır. İzaleyi şuyu yani ortaklığı giderilmesi davalarında muhdesatın aidiyeti davası sıklıkla açılmaktadır. Bu yazımızda “muhdesatın aidiyetinin tespiti davası nedir” sorusuna yanıt arayacağız.

Muhdesat Ne Demektir?

Muhdesat kavramı, taşınmaz üzerinde bulunan yapı veya bitkilerdir. Ancak gayrimenkul üzerindeki bir bitkinin yahut yapının muhdesat kavramında değerlendirilebilmesi için, bunun kalıcı olması gerekir. Taşınabilir veya kolayca sökülüp götürülebilir tarzdaki yapılar, muhdesat kavramına dahil edilmez.

Örnek olarak taşınmaz üzerine sürekli olarak kalmak amacıyla yapılan bina, inşaat, eklentileri veya dikilen bitkileri ve ağaçları muhdesat kavramı arasında saymak mümkündür.

Hukuki niteliği bakımından muhdesat taşınmazın bütünleyici parçasıdır (Türk Medeni Kanunu m. 718/2).

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası

Uygulamada muhdesatın tespiti davası, muhdesatın aidiyeti davası veya muhdesatın aidiyetinin tespiti davası olarak da bilinen bu davada, taşınmaz üzerinde yer alan muhdesatın mülkiyete dair hukuk durumu için açılan bir davadır.

Hukuki niteliği itibariyle muhdesatın aidiyetinin tespiti davası bir tespit davasıdır. Bu davada mülkiyetin tespiti talep edilememektedir.

8. HD., E. 2013/23813 K. 2014/18473 T. 16.10.2014

“Dava konusu muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe geren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyetin tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasından “…mülkiyetinin davacı …’a ait olduğunun…” sözlerinin çıkarılmasına, yerine “… Davacı … tarafından meydana getirildiğinin…” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA,”

Bu davanın açılabilmesi için, davacının güncel korunmaya değer hukuki yararının bulunması ve dava sonuna kadar da hukuki yararın bulunması gerekir. Örneğin ortaklığın giderilmesi (izaleyi şuyu) davası, taşınmazda kentsel dönüşümün söz konusu olması, kamulaştırma yapılması durumlarında, davacının güncel hukuki yararının bulunduğu kabul edilir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası ve İzaleyi Şuyu Davası İlişkisi

İzaleyi şuyu yani ortaklığın giderilmesi davaları, oldukça uzun süren davalardır. Bilhassa muhdesat hakkında uyuşmazlık bulunması, bu davaların sürecini uzatmaktadır. Bu iki dava arasında birbiriyle önemli ilişki bulunmaktadır.

Ortaklığın giderilmesi davaları, taşınmazdaki hissedarlar tarafından taşınmazın satılması ve buradan gelecek paranın bölüşülmesi şeklinde basitçe açıklanabilir. Ancak söz konusu taşınmazın satış bedeline taşınmaz üzerindeki başka bir yapı veya bitkinin bulunması katkı sağlıyorsa buna dair muhtesatın tespiti istenmelidir.

Taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılmışsa, muhdesat iddiası ileri süren davacının hukuki yararının bulunduğu kabul edilir. Ancak ortaklığın giderilmesi davasında henüz satış yapılmadan önce muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilir. İzaleyi şuyu davası karara çıkıp kesinleştikten sonra artık muhdesatın tespiti davası açılamaz.

Öte yandan, muhdesatın ortaklığın giderilmesi davasındaki değere esas alınabilmesi için, bunun taşınmazda değer artışına neden olması gerekir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasının Bekletici Mesele Yapılması

Ortaklığın giderilmesi davası aşamasında davalılardan birinin muhdesat iddiası ileri sürmesi halinde mahkemece tarafa muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açması için süre verilmesi gerekir.

Bu sürede muhdesatın aidiyetini tespit davası açılırsa, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkeme muhdesat kararının neticesini beklemelidir.

14. HD., E. 2019/408 K. 2019/7318 T. 6.11.2019

“Somut olaya gelince; davalı … vekili, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan elma ağaçlarıyla ilgili olarak Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/394 Esas sayılı dosyasıyla muhdesatın aidiyetinin tespiti istemiyle dava açtığını beyan etmiştir.

O halde mahkemece, bu davanın davalı yararına sonuçlanması halinde bütünleyici parçanın aidiyeti belirlenmiş olacağından satış bedelinin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda dağıtılması gerekecektir. Mahkemece muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin bu davanın bekletici mesele yapılması ve satış bedelinin bu davanın sonucuna göre dağıtılması gerekirken anılan davanın sonuçlanması beklenilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.”

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Tarafları

Bu davada davacı taraf, taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisi tarafından inşa edildiğini yahut dikildiğini iddia eden kişidir. Davacı bir kişi olabileceği gibi birden fazla kişi de olabilir.

Davalı taraf, bu iddiayı ileri süren davacı dışındaki tapu maliklerinin tamamıdır. Diğer tapu maliklerinin davada taraf olarak gösterilmesi zorunludur. Kamu düzenine ilişkin bu husus mahkemece resen gözetilmelidir.

7. HD., E. 2010/6101 K. 2010/5721 T. 12.10.2010

“Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Taraf koşulu sağlanmadan eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.

O halde, muhdesatların davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen tüm paydaşların davada taraf olmalarının zorunlu olduğu düşünülerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı, yargılamaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.”

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında İspat Yükü

Muhdesatın aidiyeti davasında ispat külfeti davacıya aittir. Davacı, muhdesatın varlığını ve bunun kendisine ait olduğunu usulünce ispatlamalıdır. Davacı, taşınmaz üzerindeki yapının yahut bitkinin kalıcı olarak kendisi tarafından inşa edildiğini yahut dikildiğini tanık dahil her türlü delille birlikte ispatlayabilir.

Buna göre taşınmazın yapılmasına ilişkin faturalar, inşaat projeleri, uydu fotoğrafları, tanık anlatımları önem arz eder. Muhdesat iddiası nasıl ispatlanır konusunda davacının geniş bir delil sunma imkanı vardır. Bunlarla birlikte muhdesatın tapu sicilinde gösterilmiş olması da bu davanın ispatı noktasında önemli bir karinedir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Ne Zaman Açılır?

Söz konusu davanın açılabilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre yoktur. Ancak şüphesiz ki davanın açılabilmesi için öncelikle muhdesatın tespitinde hukuki yararın bulunması gerekir.

Ayrıca, kadastro öncesinde yapılan muhdesatlar bakımından, kadastro tutanakları kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra artış kadastro öncesindeki haklara dair itiraz edilemeyeceğini ve dava açılamayacağını belirtmek gerekir. Dolayısıyla kadastronun bulunduğu bir uyuşmazlıkta muhdesatın inşa edildiği yahut dikildiği tarih önem arz edecektir. Kadastro Kanunu m. 12’deki bu hükme göre, on yıl geçtikten sonra dava açılamayacak, muhdesata dair haklar ileri sürülemeyecektir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın tespiti davasında görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2). Bu davayla bağlantılı olan ortaklığın giderilmesi davasında ise sulh hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 4/1). Buna göre birbiriyle bağlantılı olsa da bu iki dava farklı mahkemelerde görülecektir.

Yetkili mahkeme ise genel yetkili mahkeme olarak davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Söz konusu davanın taşınmazdan kaynaklandığı düşünülse de taşınmazın aynıyla ilgili bir dava olmadığından, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkeme yetkili değildir. Buna göre, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında yetkili mahkeme davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesidir. Bununla birlikte bu davada kesin yetki söz konusu olmadığından davalı tarafından yetki itirazının ileri sürülmesi gerekir.

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Sonunda Verilecek Karar

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde muhdesatın tespiti davasının kabul edilmesi durumunda, bu karar, muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitiyle sınırlı hüküm doğurur. Dolayısıyla, muhdesatın davacıya ait olduğuna dair mülkiyet hakkının tesisine karar verilemez. Diğer bir ifadeyle, muhdesatın tespiti davası mülkiyetin tescili imkanı vermez.

Muhdesatın aidiyeti davası bir tespit davasıdır. Bu nedenle verilen karar tespit hükmünden ibarettir. Bununla birlikte ortaklığın giderilmesi davasında yapılan paylaştırmada, muhdesatın aidiyetinini tespitine dair karar dikkate alınır. Dolayısıyla izaleyi şuyu davasında paraların paylaştırılmasında muhdesatın tespiti kararı oldukça önemlidir.

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

Şikayetten vazgeçme iştirak eden sanığa da sirayet eder.

3. Ceza Dairesi, E. 2018/5246 K. 2018/13100 T. 18.9.2018

“Sanık … ve … hakkında müşteki …’nu kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Mağdur …’nun kovuşturma aşamasında 25/09/2012 tarihli duruşmadaki ifadesinde; sanık … hakkında şikayetçi olup, davaya katılmak istediğini ve sanıklardan Necati dışındakilerden şikayetçi olduğunu beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurun sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçmesinin, 5237 sayılı

TCK’nin 73/5. maddesi uyarınca iştirak halinde suç işlediği anlaşılan diğer sanık …’ye de sirayet edeceği, bu haliyle sanıklardan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmedikleri hususu da sorularak sonucuna göre, mağdur …’e yönelik soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca kasten basit yaralama suçlarından TCK’nin 73/4-5 ve CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine dair karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

 

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Alfa Avukatlık 01

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine aykırı şekilde düzenlenen arsa payları, bu arsa payı üzerinde mülkiyet sahibi olan kişilerin menfaatlerini zedeleyebilmektedir. Zira arsa payı, mülkiyet hakkı sahibine birtakım haklar tanımaktadır. Bu nedenle hatalı olarak düzenlenen arsa payının düzeltilmesi için arsa payının düzeltilmesi davası açılmaktadır.

Arsa Payı Ne Demektir?

Arsa payının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nda tanımı yapılmıştır. Buna göre arsa payı, arsanın Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yazılı esasa göre bağımsız bölümlere tahsis edilen ortak mülkiyet paylarına denir.

Kat mülkiyetine yahut kat irtifakına konu edilen bir yapıdaki bağımsız bölümlerden her biri için özgülenen mülkiyet payı arsa payı olarak adlandırılabilir. Ancak gerçekte paylara ayrılan şey arsanın kendisi değil bağımsız bölümler üzerindeki mülkiyettedir.

Arsa Payı Nasıl Belirlenir?

Arsa payının belirlenmesinde, bağımsız bölümün konumu, bulunduğu kat, kullanım alanı, konut veya iş yeri gibi kullanma amacı, cephesi, manzarası, güneş veya rüzgâr gibi çevresel etkenler, ısınma ve aydınlatma sistemleri, mimari ve fiziksel özellikleri ve eklentiler gibi unsurlar dikkate alınır.

Örneğin aynı katta, aynı ölçüde, aynı mimari yapıda ve aynı kalitede olan 2 bağımsız bölümden birisinin deniz manzarasına sahip olması onun arsa payının daha yüksek olmasına sebep olabilir.

Kat Mülkiyeti Kanunu’nda 2007 tarihinde yapılan değişiklikten sonra arsa paylarının belirlenmesi, inşaat projesini hazırlayan mimar, mühendis ve konusunda uzman kişilerce yapılmaktadır. Böylece arsa payının tespiti teknik verilere göre belirlenmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Arsa payının düzeltilmesi davasının açılabilmesi için bazı şartların bulunması gerekir. Bu nedenle dava açmadan önce dava şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi önemlidir. Arsa payının düzeltilmesi davası niteliği gereği bir tespit davasıdır.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla birlikte, bağımsız bölüm için tespit edilen arsa payı yapılacak yargılama neticesinde yeniden hesaplanmakta yahut doğruluğu kontrol edilmektedir. Eğer ki arsa payının değerinin bağımsız bölümün özellikleriyle örtüşmediği ve arsa payının daha yüksek olması gerektiği tespit edilirse, mahkemece arsa payının düzeltilmesine karar verilmektedir.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası İçin Aranan Şartlar

Bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet sahibi olan kişi tarafından arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için öncelikle davacının korunmaya değer güncel hukuki yararının bulunması gerekir. Ayrıca davacı dava açmakta iyi niyetli olmalıdır.

Dava açılabilmesi için bağımsız bölüm için öngörülen arsa payı oranının hatalı olarak düzenlenmiş yahut hiç düzenlenmemiş olması gerekir. Aksi halde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilir.

Kanun koyucu, ana taşınmazda boş arsa payı bırakılmayacağını düzenlemiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu m. 5’te, “Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz” denilerek buna işaret edilmiştir. Dolayısıyla boşta arsa payının bırakılmış olması halinde arsa payının düzeltilmesi davası açılabilir.

Keza taşınmazdaki ortak yerler için veya eklentiler için arsa payı öngörülmüş ise arsa payının düzeltilmesi davası açılabilecektir. Zira arsa payı ancak bağımsız bölümler için özgülenebilir. Dolayısıyla arsa payları düzenlenirken yanlışlıkla ortak yerlere veya eklentilere arsa payı verilmiş ise hukuki yararı bulunan her bir mülkiyet sahibi arsa payının düzeltilmesini isteyebilecektir.

Açıkladığımız üzere arsa payı kat mülkiyeti yahut kat irtifakı kurulmuş yapılar hakkında düzenlenmektedir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davası açılabilmesi için, taşınmazın kat mülkiyeti veya kat irtifakı niteliğini devam ettiriyor olması gerekir. Örneğin ana taşınmazın yıkılmış olması halinde, kat mülkiyeti yahut kat irtifakı sona erecektir. Dolayısıyla yıkılan bir taşınmaz hakkında arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kat mülkiyeti kanununa göre, arsa payının tespitinde ana taşınmazın maliki yahut tüm paydaşları tarafından imzalanan ve içeriği mimar veya mühendisler tarafından düzenlenip belediye tarafından onaylanan proje esas alınır. Diğer bir ifadeyle bağımsız bölümlerin nitelikleri belediyece onaylı proje üzerinden tespit edilir ve buna göre arsa payının tespiti yapılır. Bu nedenle paydaşların tümü tarafından imzalanarak kabul edilen ve belediyece onaylanan projenin bulunması halinde, bağımsız bölüm malikinin arsa payının düzeltilmesi davasını açabilmesi mümkün değildir. Zira bağımsız bölüm maliki, daha önce hazırlanmış olan projeyi kendi rızasıyla onaylamış ve imzalamıştır.

Bağımsız Bölümde Sonradan Yapılan Değişiklikler

Bağımsız bölümlerde, ortak alanlarda veya ana taşınmazın yapısında sonradan yapılan değişiklikler arsa payının düzeltilmesi davasında dikkate alınmaz. Diğer bir ifadeyle ana taşınmazda arsa payları düzenlendikten sonra bağımsız bölümlerde tadilat yapılmış olması yahut mimari değişiklik yapılmış olması, bağımsız bölümün değerini arttırmış olsa bile buna dayanarak arsa payının düzeltilmesi istenemez.

Nitekim bu konuda Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Bağımsız bölümlerden her birine bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez” denilmektedir.

Sonuç olarak, bağımsız bölümlerde tadilat yapılması nedeniyle bağımsız bölümün değeri artsa bile sonrada yapılan bu değişiklikleri için arsa payı oranının arttırılması için dava açılamaz.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasını Kimler Açabilir?

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 3/2’de, “Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir” denilmektedir.

Bu hükme göre arsa payının düzeltilmesi davası kat maliki veya kat irtifakı sahibi tarafından açılabilir. Bu kişilerin vefat etmesi halinde ise mirasçılarının dava açma hakkı bulunmaktadır.

Bağımsız bölümü sonradan satın alan kişiler de dava hakkı vardır. Yani yeni malik arsa payının düzeltilmesi davası açabilir.

Kanunda sayılan bu kişiler dışındaki kişilerin, örneğin kiracının arsa payının düzeltilmesi davası açma hakkı yoktur.

Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Kime Karşı Açılır?

Arsa payının düzeltilmesi davasında, davanın kabulüne karar verilmesi durumunda arsa payları yeniden hesaplanır. Bu durumda diğer arsa payı sahiplerinin arsa paylarının değişmesi muhtemeldir.

Bu sebeple arsa payının düzeltilmesi davası, davacı dışındaki diğer tüm bağımsız bölüm sahiplerine karşı açılmalıdır. Zira dava neticesinde verilecek karar diğer bağımsız bölüm sahiplerinin arsa paylarını değiştirebilecek, dolayısıyla bağımsız bölüm sahibinin menfaati bundan etkilenecektir.

Yargıtay da arsa payının düzeltilmesi davalarında diğer tüm bağımsız bölüm maliklerinin davalı olarak gösterilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

20. HD., E. 2017/5442 K. 2019/1190 T. 20.2.2019

“Dava; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 3. maddesi kapsamında, anataşınmazın bağımsız bölümlerine ait arsa paylarının değerlerine göre yeniden belirlenerek tapuya tescil edilmesi istemine ilişkindir.

Davanın niteliği gereği yargılamanın sonunda verilecek karar, dava konusu anataşınmazdaki tüm bağımsız bölümlerin tapuda kayıtlı maliklerinin hukukunu da yakından ilgilendirdiğinden, hükmün infazının sağlanabilmesi açısından usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, dava konusu anataşınmazın bağımsız bölümlerinin tamamını gösterir son tapu kayıtları celbedilip, bağımsız bölüm maliklerinin davaya dahil edilmesi ve sonrasında tarafların tamamının iddia ve delilleri doğrultusunda oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, izah edildiği şekilde eksik ve yetersiz inceleme ile yukarıda anılan kanuni gereklilikler de dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Arsa Payının Düzeltilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre sulh hukuk mahkemesidir. Nitekim Kat Mülkiyeti Kanunu ek madde 1’de, “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir” denilmektedir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 gereğince, “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” denilmiştir. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir.

Arsa payının düzeltilmesi davası her zaman açılabilir mi?

Bağımsız bölüm maliklerinden her biri güncel hukuki menfaatlerinin olduğunu ispatlamak şartıyla arsa payının düzeltilmesini her zaman isteyebilirler. Dolayısıyla arsa payının düzeltilmesi davasında herhangi bir zaman aşımı yahut hak düşürücü süre yoktur.

Bununla birlikte ana taşınmazın yıkılması yahut yok olması halinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı son bulacağından, bu durumda arsa payının düzeltilmesi davası açılamaz.

Kentsel Dönüşümlerde Arsa Payının Önemi

Ülkemizde kentsel dönüşüm süreci oldukça hızlanmıştır. Yaşanan depremler nedeniyle vatandaşlar kentsel dönüşüme girerek binalarını yenilemek istemektedirler. Arsa payı, kentsel dönüşüm süreçlerinde bağımsız bölüm maliklerine birtakım haklar tanımaktadır.

Kentsel dönüşüm 6306 sayılı Kanun’da yer alan hükümlere göre yürütülmektedir. Kentsel dönüşüm kararının verilmesinde arsa payı temel ölçüttür. Zira kanun koyucu, kentsel dönüşüm kararında aranan üçte iki çoğunluk arsa payı esasına göre belirlenmektedir. Bu nedenle bağımsız bölüm sahiplerinin oy hakları bakımından arsa payının doğru tespit edilmesi oldukça önemlidir.

Keza kentsel dönüşüm sürecinde kentsel dönüşüm kararına katılmayan maliklerin bağımsız bölümlerinin satılması gündeme gelebilmektedir. Bu tür durumlarda açık arttırma usulüyle yapılan satışlarda bedelin ödenmesi bakımından arsa payı dikkate alınacaktır.

Diğer yandan kentsel dönüşüm neticesinde bina yıkılacağı için, daha sonrasında arsa payının düzeltilmesine ilişkin dava açılamaz. Dolayısıyla kentsel dönüşüm sürecine girmeden önce, bağımsız bölümlerin esasını etkileyecek derecede hata barındırıyorsa arsa payının düzeltilmesi davasının açılması faydalı olabilir. Kentsel dönüşüm süreci bittikten sonra dava açılamayacağından, haklarının zedelenmemesi adına sürecin avukat tarafından yürütülmesi önemlidir.

Arsa payının düzeltilmesi davasıyla ilgili daha fazla bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.