Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Taşınmazı kullanmayan kişiden ecrimisil istenemez.

Taşınmazı kullanmayan kişiden ecrimisil istenemez.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/13374 K. 2014/19203 T. 9.12.2014

“Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği ve gerek öğretide, gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, ecrimisil, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır.

Somut olayda, davacı tarafından 09.03.2010 tarihinde davalılara tebliğ edilen ihtarnamede, taşınmazda kiracı olarak oturulduğu belirtilip taşınmazın tahliyesi istenmiş, 20.09.2010 tarihinde de davalılar aleyhine … 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1180 E. sayılı dosyasında tahliye davası açılmış, mahkemece davalı … bakımından taşınmazı kullanmadığı gerekçesi ile davanın reddine, diğer davalı bakımından ise kiracılık ilişkisi olduğu saptanarak taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.

Bu durumda davalı …’in taşınmazda kiracı olduğu, davacının davalı …’den ancak kira bedeli isteyebileceği, ecrimisil isteyemeyeceği diğer davalı …’un da taşınmazı kullanmadığı saptandığına göre ecrimisil istenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Zamanaşımı defi ileri sürülmezse 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınmaz.

Zamanaşımı defi ileri sürülmezse 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/10104 K. 2017/949 T. 28.2.2017

“Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa ve maddi zararı yoksa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşma sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali ve davaya konu taşınmazın kamu malı olması halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı).

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Somut olaya gelince; yukarıda belirtilen ilkeler ve gerçekleşen olgular dikkate alındığında fabrika niteliğinde bulunan ve kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen çeltik fabrikası yönünden paydaşlar arasında intifadan men şartı aranmayacağından davacılar yönünden ecrimisil koşullarının oluştuğu kuşkusuzdur. Ecrimisil davaları yukarıda belirtilen İBK uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi ise de davalılar tarafından yasal sürede zamanaşımı itirazında bulunulmamıştır.

Öte yandan, ecrimisil davalarını malik olan kişinin o yeri kullanan ve kullandıran aleyhine açabileceği de açıktır.

Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, 2002-2010 tarihleri arasında davacıların payları oranında bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmaları belirtilmelidir.

Gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmaları belirtilmelidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/7846 K. 2017/1980 T. 16.2.2017

“Somut olayda Mahkemenin gerekçeli kararında dava dilekçesi kısaca özetlenmiş, taleplerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu ve miktarları belirtilmemiş, davalının savunmalarının ne olduğu yazılmadan, soyut biçimde “Davalı vekili cevap dilekçesinde ve yargılamadaki beyanlarında davanın yerinde olmadığını belirterek reddine karar verilmesini istemiştir“ şeklinde bir açıklama yapılmış,

Gerekçe olarak “davacının SGK sicil dosyasından, dinlenen tanık beyanlarından, hükme esas alınan bilirkişi raporundan oluşan delillerin bir bütün halinde ele alınıp değerlendirilmesi sonucunda; davacının davalı şirkette belirsiz süreli iş akdi ile çalıştığı, daha sonra sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle feshedildiği, yapılan feshin haklı ve geçerli nedenlere dayalı olarak yapıldığı yönünden davalı işverenlikçe yeterli delil sunulmadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, aldırılan 06/01/2014 tarihli bilirkişi raporunda davacının hak ettiği alacak miktarlarının İş hukuku ilkeleri çerçevesinde usulünce ve gerekçeleri de belirtilerek gösterildiği, hesaplama yönteminin mahkememizce de benimsendiği, bilirkişinin tarafsızlığına ilişkin taraf vekillerince bir iddianın ortaya atılmadığı rapora yapılan eleştirilerin teknik boyutta kaldığı bu yönü ile mevcut raporun hüküm vermeye yeter nitelikte olduğu sonucuna varıldığından mevcut bilirkişi raporu doğrultusunda açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda hesaplanan fazla mesai ücreti, bayram ve genel tatil ücretleri miktarlarından hayatın olağan akışı, davacının her zaman aynı tempoda ve sürede çalışamayacağı hususları dikkate alınarak % 30 civarında bir indirim yapılması öngörüldüğü gerekçesi ile yıllık izin haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir. “ şeklinde bir açıklama yazılmıştır.

Mahkemenin gerekçeli kararı yukarıda içeriği belirtilen HMK. nun 297. Maddesine uygun değildir.

Mahkemece davacının iddiaları kısaca açıklanmış ise de, taleplerin hangi alacak kalemlerine ilişkin olduğu ve miktarları belirtilmemiş, davalının savunmalarının ne olduğu yazılmamış, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller belirtilmemiş, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri açıklanmamış, feshin neden haksız olduğuna ilişkin dosyaya özgü gerekçe oluşturulmadığı gibi hüküm altına alınan alacakların hesabına esas unsurlar ( hizmet süresi, ücret, çalışma saatleri vb. ) açıklanmamış, bu alacakların kabul sebepleri belirtilmemiştir.

Kararın gerekçesi Mahkeme tarafından dosyaya özgü biçimde oluşturulmalıdır. Bilirkişi raporuna atıfta bulunularak gerekçe oluşturulamaz.

Sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’ nın 141. Maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine uygun olmadığı anlaşıldığından bozulması gerekmiştir.

F)Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 16/02/2017 tarihinde oybirliği ile kabul edildi.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin kararı hukuk mahkemesini bağlar.

Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin kararı hukuk mahkemesini bağlar.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/12324 K. 2017/154 T. 12.1.2017

Gerek dava dosyası kapsamından gerekse ceza dosyası kapsamından, davalının ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yangına sebebiyet vererek ölüme neden olma suçundan erteli adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanununun 53. maddesine göre (….m.74) hukuk hakimi kusurun olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar.

Şu halde, iş yerinde meydana gelen ölüm olayında ceza mahkemesinde belirlenen maddi olgulardan anlaşılacağı üzere, davalının da kusurlu olduğu sabittir. Ceza mahkemesince belirlenen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Hal böyle olunca, meydana gelen olayda davalının kusur oranı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Aldatan eşin sevgilisinden manevi tazminat istenemez.

Aldatan eşin sevgilisinden manevi tazminat istenemez.

4. HD., E. 2016/9551 K. 2017/1358 T. 6.3.2017

“Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş, karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı, davalının kendisi ile evli olduğunu bildiği halde dava dışı eşi ile birlikte olduğunu, davalının eylemlerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu iddia ederek, uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalı, davacının iddialarını kabul etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Somut olaya gelince, davalının ve dava dışı eşin davacıya yönelik ve bütün olarak aldatma mahiyetindeki davranışlarının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılması gereklidir.

Yukarıda incelenen yasa maddeleri uyarınca, davacının dava dışı eşinin TMK’nın evlenmeyle eşe yüklediği ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, Kanunu’nun 185. ve 174. maddeleri uyarınca boşanma sebebi ve istek halinde manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu kuşkusuzdur. TMK’daki düzenleme, dava dışı eşin evlenme ile kurulan aile birliğinin tarafı olması sıfatından kaynaklanmaktadır. Zira dava dışı eş kendi iradesi ile bu birliğin tarafı olmayı kabul etmiş ve yasanın kendisine tanıdığı hak ve yükümlülükler altına girmiştir.

Davalının eyleminin manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğine gelince, davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Kanun’da yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Mevcut çek yerine senet verilmişse borç yenilenmiş sayılır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/19520 K. 2018/4773 T. 3.10.2018

“Davacı vekili, davacının satın aldığı mallara karşılık davalıya 6 adet çek verdiğini, çeklerden biri davalı tarafından icra takibine konu edildikten sonra borç yenileme anlaşması yapılarak icraya konulan çek dahil olmak üzere davalı uhdesinde bulunan 6 adet çeke karşılık davacının ileri tarihli 5 adet bonoyu davalıya verdiğini, buna rağmen davalının uhdesinde bulunan bedelsiz kalan çeklerden üçü için icra takibi başlattığını ileri sürerek, icra takibine konu edilen ve davalının uhdesinde bulunan çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takipleri nedeniyle bu dosyalardaki menfi tespite konu takip miktarının %20’si oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının davalıdan aldığı malların karşılığı olan borcunu ödemediğini, tarafların yenileme anlaşması yapmadığını, TBK’nun 133. maddesine göre borcun yenilenmesi için tarafların bu yönde açık iradelerinin olması gerektiğini, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aleyhe delil teşkil eden davalı ticari defterlerinde çek ve senet kayıtlarına rastlanmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin içeriğine göre davalı şirket yetkilisinin evrak dökümünde sayılan davaya konu edilen çekleri davacı şirket yetkilisine iade edeceğini ve bu evraklara karşılık da davacı şirketten borcuna istinaden bonoları aldığını beyan ederek altını imzaladığı, sözleşme metninde yenileme özelliği bulunmasa da tarafların borcu yenileme iradeleri olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle 6 adet çekin davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu edilen çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve borç yenilendikten sonra başlatılan icra takiplerine konu olan çeklerin %20’si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Islah dilekçesinin davalıya tebliği zorunludur.

Islah dilekçesinin davalıya tebliği zorunludur.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/6385 K. 2016/6880 T. 23.3.2016

“İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

Somut olayda mahkemece davalıya bilirkişi raporu ve davacının vermiş olduğu ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez.

Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/12185 K. 2013/13238 T. 10.5.2013

“Davacı kadının açtığı boşanma davasında mahkemece kusurun tamamen davacı kadında olduğu kabul edilerek boşanmaya ve davalı koca yararına 10000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Yapılan tahkikat ve toplanan delillerden davacı kadının güven sarsıcı davranış içerisine girmesine karşılık, davalı kocanın da eşini kendi babasıyla yaşamaya zorladığı ve tartışma sırasında eşinin üzerine bıçakla yürüyerek korkuttuğu anlaşılmaktadır.

Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olup, birinin kusurunun diğerinden baskın olduğu söylenemez. Tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken mahkemece kusurun tamamen davacıda olduğunun kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata hükmedilemeyeceği halde (TMK.md.174/2) davalının bu konudaki talebinin reddi yerine, davalı koca yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Islah edilen kısım yönünden ayrıca faiz istenmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/9332 K. 2014/19696 T. 15.10.2014

“Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte 10.000,00 TL tutarında ziynet alacağı talebinde bulunmuş, mahkemece alınan bilirkişi raporu sonrasında ziynet alacağına ilişkin davasını ıslah edip, alacak bedelini 20320 TL’ye yükseltmiştir.

Davacı tarafından ıslah edilen kısım yönünden ayrıca faiz isteminde bulunulmamıştır. Mahkemece, bu husus nazara alınarak kabul edilen ziynet alacağı bedelinin 10000 TL lik miktarı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, kabul edilen ziynet alacağı bedelinin tümü üzerinden dava tarihinden geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayıp nedeniyle satış bedelinde yapılacak indirim nispi metoda göre hesaplanır.

Tebligatın mavi zarfla yapılmasının aranması aşırı şekilcilik olur.

Tebligatın mavi zarfla yapılmasının aranması aşırı şekilcilik olur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/6004 K. 2019/8960 T. 23.5.2019

“Somut olayda; ipotek borçlusu K2’a çıkartılan satış ilanı tebligatının 16.4.2018 günü, muhatabın adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, borçlunun mernis adresine, “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, bu adrese Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair “meşruhat” bulunan tebligatın 04.5.2018’de tebliğ edildiği, tebligat zarfının ise beyaz renkli olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, şikayete konu tebligatta, kanun ve yönetmeliğe uygun olacak şekilde, tebliğin, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin usulüne uygun meşruhat bulunduğu nazara alındığında tebliğin usule uygun yapıldığı anlaşılmaktadır.

Tebligatın açık mavi zarfla yapılmasının aranmasının ise, aşırı şekilcilik olduğunun, icra dairelerinde mavi renkli zarf bulunmaması halinde, beyaz renkli zarfa usulüne uygun şekilde söz konusu şerhin yazılması halinde, salt zarfın beyaz renkli olması nedeniyle usulsüz olduğu sonucuna varılamayacağının kabulü gerekir.”

Daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.