İzaleyi şuyu davasında aile konutu itirazı sıklıkla karşılaşılmaktadır. İzaleyi şuyu avukatı tarafından ileri sürülen aile konutu itirazı sayesinde taşınmazın satılmasının önüne geçilebilmektedir. Yani izaleyi şuyu davasının engellenmesi bazı koşulların varlığı halinde mümkündür.
İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?
İzaleyi şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu malın paylaşılamaması halinde söz konusu olur. Amaç davaya konu malın mahkeme kararıyla satılması ve elde edilen paranın ortaklar arasında paylaştırılmasıdır. Paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını talep edebilir.
Aile Konutu Nasıl Tanımlanır?
Aile konutu, eşlerin sürekli olarak bir arada yaşadığı, ailenin yaşam merkezi olarak kabul edilen taşınmazdır. Öte yandan aile konutu yalnızca tek bir adres olabilir. Bu anlamda yazlık, kış evi, bağ evi gibi ikincil nitelikteki taşınmazlar aile konutu olarak nitelendirilemezler.
Aile Konutunun ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Ne İşe Yarar?
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi, eşlerden birinin ölümü halinde, ölen eşin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazın sağ kalan eşin mülkiyetine veya kullanımına bırakılmasıdır. Öte yandan aile konutunun ve ev eşyalarının sağ kalan eşe özgülenmesi müessesesi, sağ kalan eşin korunmasını ve mevcut yaşamına devam edebilmesini sağlar.
Medeni Kanun’a Göre Aile Konutunun ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi
Aile konutunun ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi durumu Medeni Kanun’un 240 ve 652. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeleri incelemek gerekirse;
TMK m.240; “Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.”
TMK m.652: “Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.”
Aile Konutu ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesinin Koşulları
Sağ kalan eşin aile konutu ve evdeki eşyaların üzerinde mülkiyet hakkı talep edebilmesi için gereken birtakım koşullar bulunmaktadır. Bunlar:
Evlilik Birliğinin Ölümle Sona Ermesi
Kanun hükmünde açıkça belirtildiği üzere, ancak eşlerden birinin ölümü halinde aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi talep edilebilir. Eş hakkında gaiplik kararı verilmesi, ölüm karinesi vb. durumlarda da talepte bulunulması mümkündür.
Taşınmazın Aile Konutu Niteliğine Haiz Olması
Dava edilen konutun aile konutu olması en temel koşullardan biridir. Yukarıda açıkladığımız üzere, aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır.
Aile Konutunun Tereke Malları Arasında Bulunması
Aile konutunun ölüm tarihi itibariyle diğer eşe ait olması gerekir. Hayatta kalan eşin hak talebinde bulunduğu konutun eşlerin birlikte yaşadıkları konut; ev eşyalarının o konutun içindeki ortak kullanımdaki ev eşyaları olması gereklidir.
Sağ Kalan Eşin Miras Hakkının Olması
Aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenebilmesi için, eşin mirasçı sıfatına sahip olması gerekmektedir. Dolayısıyla eşin mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma, mirasın reddi gibi sebeplerle sıfatını kaybetmemiş olması gerekir.
Ek olarak, sağ kalan eş dava boyunca mirasçılık sıfatını korumak ve sağ olmak zorundadır. Zira burada amaç sağ kalan eşin aile konutunda yaşamaya devam edebilmesini sağlamaktır.
Sağ Kalan Eşin Talepte Bulunması
Aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi ancak talepte bulunulması halinde gerçekleşir. Yalnızca sağ kalan eş tarafından talepte bulunulabilir.
Kanunun Öngördüğü İstisnaların Bulunmaması
TMK m.652’ye göre talepte bulunabilmek için haklı sebebin var olması gerekmektedir. Haklı sebep somut olaya göre değerlendirilecektir. Sağ kalan eşin yaşı, alt soyunun olup olmadığı, başka bir taşınmazının olup olmadığı, maddi durumu, aile konutunun ve eşyaların değeri gibi durumlar haklı sebep tayin edilirken göz önünde bulundurulur.
İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Engellenmesi Amacıyla Aile Konutu İtirazı Mümkün Mü?
Anayasa Mahkemesi 10.11.2020 tarihli kararında izaleyi şuyu (ortaklığın giderilmesi) davasının aile konutu iddiasında bulunan eş için sonuç doğuracak hukuki bir işlem niteliğinde olmadığını, ortaklığın sona erdirilmesi işleminin paydaşların mülklerini kaybetme sonucunu doğuran bir işlem olmadığını, satış sonucu elde edilecek bedelin paydaşlara payları oranında dağıtılacağını, aile konutu şerhi sahibi olan malikin de mülkünden mahrum kalmasının söz konusu olmayacağını, ayrıca bu malikin satış suretiyle ortaklığın giderilmesi halinde ihaleye katılarak taşınmazı satın alma hakkının bulunduğunu, başvurucuların başka yollarla paydaşlığı giderme imkanlarının oldukça az olduğunu belirtmiştir.
Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Süreye Bağlı Mı?
Kanunda bu yönde herhangi bir süre öngörülmemiştir. Sağ kalan eş, mirasın açılmasından itibaren terekenin tasfiyesinin tamamlanmasına kadar olan sürede talepte bulunabilir. Ancak eşin ölümü sonrasında, sağ kalan eşin bilgisi ve izni dahilinde tasfiye edilmesi ya da devredilmesi halinde artık sağ kalan eş özgülenme hakkını talep edemeyecektir.
Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davasında Davacı ve Davalı Kimlerdir?
Yargılama sırasında, aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında davacı taraf sağ kalan eş, davalı taraf ise sağ kalan eş dışında kalan tüm mirasçılardır.
Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davası ile İlgili Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 14 HD. 2016/13748 E. 2020/1526 K. 10.02.2020 tarihli kararında özetle;
“…Somut olayda; eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında sayılan aile konutu hakkında; sağ kalan eş kendisine miras hakkına mahsuben aile konutunda mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Davacının, TMK’nın 652/1 maddesi uyarınca muris ile birlikte yaşadığı, başka bir deyişle hükmen aile konutu olarak tespit edilen taşınmazda miras payına mahsuben mülkiyet hakkı bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmaz üzerinde sağ kalan eş olan davalı-karşı davacı Meryen Otacı’nın TMK 652. maddesine göre kendisine özgülenmesini talep edebilmesi için haklı sebepler bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Haklı sebebin varlığı, her somut olayda hâkim tarafından değerlendirilecektir. Aile konutunun değeri, bu değere mülkiyet, intifa ya da oturma hakkının etkisi, ölen eş ile sağ kalan eşin mirasçılarının aynı olup olmadığı, sağ kalan eşin yaşı, mirasçılarla kişisel ilişkileri, mali gücünün konutun ve ev eşyasının değerini karşılayıp karşılamayacağı, adına kayıtlı taşınmazlar olup olmadığı, sağ kalan eşin altsoyunun olmaması gibi haller hâkimin haklı sebeplerin varlığının tayininde değerlendirmesi gereken hallerdir.
Haklı sebeplerin varlığının tespit edilmesi halinde ise mahkemece, murisin tüm terekesi tespit edilerek terekenin toplam değeri belirlenmeli, daha sonra mirasçıların miras paylarının ayrı ayrı değerleri belirlenmelidir. Bu hesaplamalar sonucunda, aile konutu ve eşyaların değeri, sağ kalan eşin miras payına düşen kısımdan fazla ise eksik bedelin depo ettirilmesi, karşılıyorsa miras payına mahsuben özgülenmesi gerekir…”
Yargıtay 14. HD. 2016/12768 E. 2020/1386 K. 06.02.2020 tarihli kararında özetle;
“…Somut olayda, öncelikle davacıya dava konusu konutun mirasbırakan ile birlikte kullanılan aile konutu olduğuna dair tespit hükmü almak üzere süre verilerek açılan davanın sonucunun beklenmelidir. Dava konusu yerin aile konutu olduğunun tespiti halinde terekeye dahil tüm malvarlığının parasal değeri bulunarak davacının miras payına düşen miktarın hesaplanması gerekir. Davacının miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesine karar verilecek ise davacının ödemesi gereken tutarın belirlenerek bu miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Şartların bulunması halinde intifa hakkı tanınmak üzere intifa bedeli uzman bilirkişiye tespit ettirilerek intifa bedeli olarak hesaplanan miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir…”
İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Aile Konutu İtirazı ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.


Add a Comment