cinsel taciz instagram mesaj

Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçu

Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçu Nedir? (TCK 105 Kapsamında Sosyal Medyada Cinsel Taciz, DM Mesajları ve Hukuki Sonuçları)

Günümüzde sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, cinsel taciz suçları yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital alanlarda da yoğun şekilde karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Instagram üzerinden cinsel taciz vakaları, son yıllarda ciddi bir artış göstermiş olup, bireylerin özel hayatını ve psikolojik bütünlüğünü doğrudan etkileyen önemli bir hukuki problem haline gelmiştir. Instagram uygulaması üzerinden gönderilen doğrudan mesajlar (DM), yorumlar, hikâye yanıtları veya farklı iletişim yolları aracılığıyla gerçekleştirilen rahatsız edici, ısrarlı ve cinsel içerikli davranışlar, Türk Ceza Kanunu kapsamında cinsel taciz suçu olarak değerlendirilebilmektedir. Bu noktada “cinsel taciz instagram” kavramı, hem uygulamada hem de hukuki değerlendirmelerde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Özellikle failin mağdura karşı cinsel amaç taşıyan davranışlarının fiziksel temas içermemesi, bu suçun oluşmasına engel değildir; zira TCK m.105 kapsamında cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için mağdurun cinsel yönden rahatsız edilmesi yeterlidir. Bu yazıda, Instagram üzerinden cinsel taciz suçunun hangi durumlarda oluştuğu, hangi davranışların suç teşkil ettiği, cezası, şikayet süreci ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde tüm hukuki boyutları detaylı şekilde ele alınacaktır.

Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçu Hangi Durumlarda Oluşur?

Instagram üzerinden cinsel taciz suçunun oluşabilmesi için, failin mağdura yönelik davranışlarının cinsel amaç taşıması ve mağdurun bu davranışlar nedeniyle rahatsız edilmesi gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca cinsel taciz suçunun oluşması için fiziksel temas şartı aranmadığından, sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirilen eylemler de açıkça bu suç kapsamında değerlendirilebilmektedir. Özellikle Instagram gibi doğrudan iletişime imkân tanıyan platformlarda, failin mağdura sürekli mesaj göndermesi, cinsel içerikli ifadeler kullanması, açık veya örtülü şekilde cinsel tekliflerde bulunması, müstehcen görseller iletmesi veya mağdurun açıkça rahatsız olduğunu belirtmesine rağmen iletişimi sürdürmesi, cinsel taciz suçunun oluştuğuna işaret eder. Bu noktada önemli olan husus, davranışın mağdur üzerinde yarattığı etki ve failin amacıdır.

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar arasında, Instagram DM üzerinden gönderilen cinsel içerikli mesajlar, tanımadığı kişilere yönelik ısrarlı yazışmalar, yorumlar aracılığıyla yapılan rahatsız edici ifadeler ve hikâyelere verilen cinsel içerikli yanıtlar yer almaktadır. Bu tür davranışlar, tek seferde gerçekleşse dahi somut olayın özelliklerine göre suç teşkil edebilirken, çoğu durumda davranışın süreklilik arz etmesi suçun varlığını daha açık hale getirmektedir. Özellikle mağdurun iletişimi kesmesine, engellemesine veya açıkça rahatsız olduğunu ifade etmesine rağmen failin farklı hesaplar üzerinden iletişim kurmaya devam etmesi, kastın yoğunluğunu gösteren önemli bir kriter olarak kabul edilmektedir.

Öte yandan, her Instagram mesajı veya iletişim cinsel taciz suçu olarak değerlendirilemez. Burada belirleyici olan unsur, iletişimin içeriği ve taraflar arasındaki ilişki çerçevesidir. Karşılıklı rızaya dayalı, normal sosyal iletişim kapsamında kalan yazışmalar suç teşkil etmez. Ancak rızanın ortadan kalkmasına rağmen iletişimin devam etmesi veya baştan itibaren tek taraflı ve rahatsız edici bir iletişim kurulması halinde, bu durum hukuki anlamda cinsel taciz olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle her somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak, Instagram üzerinden gerçekleştirilen cinsel içerikli ve rahatsız edici davranışların büyük bir kısmı, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmekte olup, mağdurların bu tür eylemler karşısında hukuki haklarını kullanmaları mümkündür. Bu bağlamda, “cinsel taciz instagram” kavramı yalnızca bir arama terimi değil, aynı zamanda günümüz ceza hukukunun önemli ve güncel bir uygulama alanıdır.

Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçunun Cezası Nedir?

Instagram üzerinden cinsel taciz suçunun cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre cinsel taciz suçunu işleyen kişi hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası uygulanabilmektedir. Ancak suçun işleniş şekli, taraflar arasındaki ilişki ve somut olayın özellikleri, verilecek cezanın belirlenmesinde doğrudan etkili olmaktadır. Özellikle “cinsel taciz instagram” kapsamında değerlendirilen vakalarda, suçun dijital ortamda işlenmesi, delillerin somut şekilde ortaya konulabilmesi ve davranışın süreklilik arz etmesi, yargılama sürecinde önemli rol oynamaktadır.

Kanun koyucu, cinsel taciz suçunun belirli şartlar altında daha ağır cezalandırılmasını öngörmüştür. Eğer suç; hiyerarşik bir ilişki içerisinde, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak, aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanılarak veya eğitim ve öğretim ilişkisinden kaynaklanan bir konum kullanılarak işlenmişse, ceza artırılmaktadır. Instagram üzerinden gerçekleşen cinsel taciz vakalarında da failin mağdur üzerinde baskı kurabilecek bir konumda olması, cezanın ağırlaştırılması sonucunu doğurabilir.

Bununla birlikte, suçun ısrarlı şekilde işlenmesi, mağdurun açıkça rahatsız olduğunu belirtmesine rağmen davranışın devam etmesi veya failin farklı hesaplar açarak mağdura ulaşmaya çalışması, mahkemeler tarafından ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilebilmektedir. Özellikle sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen cinsel taciz eylemlerinde, failin sistematik ve bilinçli şekilde hareket etmesi, kastın yoğunluğunu ortaya koymakta ve bu durum cezanın artırılmasına neden olabilmektedir.

Öte yandan, cinsel taciz suçunun basit hali ile daha ağır halleri arasında önemli farklar bulunmaktadır. Örneğin, mağdurun işini bırakmak zorunda kalması, eğitim hayatının zarar görmesi veya psikolojik olarak ciddi etkilenmesi gibi sonuçların ortaya çıkması halinde, ceza daha da ağırlaştırılabilir. Instagram üzerinden cinsel taciz suçunun bu tür sonuçlara yol açması, fail açısından ciddi hukuki sorumluluk doğurmaktadır.

Uygulamada mahkemeler, Instagram üzerinden yapılan yazışmaları, ekran görüntülerini ve dijital kayıtları delil olarak değerlendirmekte ve suçun oluşup oluşmadığını bu veriler üzerinden analiz etmektedir. Bu nedenle, dijital ortamda işlenen cinsel taciz suçlarında delil elde etmek çoğu zaman daha kolay olmakta ve bu durum fail açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, Instagram üzerinden cinsel taciz suçu, hafife alınmaması gereken ve ciddi yaptırımlara bağlanan bir suçtur. Özellikle sosyal medya üzerinden işlenen suçların artmasıyla birlikte, yargı organları bu tür eylemlere karşı daha hassas bir yaklaşım benimsemekte ve mağdurların korunmasına öncelik vermektedir. Bu nedenle, Instagram üzerinden gerçekleştirilen her türlü cinsel içerikli ve rahatsız edici davranışın hukuki sonuç doğurabileceği unutulmamalıdır.

Instagram Mesajları Delil Sayılır mı?

Instagram üzerinden gerçekleştirilen cinsel taciz eylemlerinde en önemli konulardan biri, bu davranışların nasıl ispat edileceğidir. Ceza yargılamasında suçun ispatı büyük önem taşımakta olup, sosyal medya üzerinden yapılan yazışmaların delil niteliği taşıyıp taşımadığı sıkça merak edilmektedir. Bu noktada açıkça belirtmek gerekir ki, Instagram mesajları, uygun şekilde elde edilmesi halinde mahkemeler tarafından delil olarak kabul edilmektedir. Özellikle “cinsel taciz instagram” kapsamında değerlendirilen olaylarda, dijital yazışmalar çoğu zaman en güçlü delil niteliğindedir.

Uygulamada en sık kullanılan delil türü ekran görüntüleridir. Mağdur tarafından alınan ekran görüntüleri, failin gönderdiği mesajları, tarih ve saat bilgilerini açıkça gösterdiği sürece mahkemeler tarafından dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte, yalnızca ekran görüntüsüne dayanmak yerine, mümkünse mesajların orijinal haliyle korunması, platform kayıtlarının talep edilmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması, delilin gücünü artırmaktadır.

Ceza yargılamasında delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi zorunludur. Bu nedenle, mağdurun kendi telefonunda bulunan mesajları kayıt altına alması hukuka uygun kabul edilirken, karşı tarafın hesabına izinsiz şekilde girilmesi veya hukuka aykırı yöntemlerle veri elde edilmesi durumunda bu deliller geçersiz sayılabilir. Bu ayrım, yargılama sürecinde oldukça kritik bir rol oynamaktadır.

Instagram yazışmalarının delil olarak kabul edilmesinde, mesajların içeriği kadar sürekliliği ve bağlamı da önemlidir. Tek bir mesaj bazı durumlarda yeterli görülmeyebilirken, ısrarlı ve devam eden mesajlar suçun oluştuğunu daha açık şekilde ortaya koymaktadır. Ayrıca failin farklı hesaplar üzerinden aynı kişiye ulaşmaya çalışması, mahkemeler tarafından suçun bilinçli şekilde işlendiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendirilmektedir.

Günümüzde mahkemeler, sosyal medya platformlarından resmi yazı ile veri talep edebilmekte ve gerektiğinde teknik inceleme yaparak mesajların doğruluğunu tespit edebilmektedir. Bu durum, Instagram üzerinden işlenen cinsel taciz suçlarında delil elde edilmesini kolaylaştırmakta ve mağdurlar açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Sonuç olarak, Instagram mesajları, hukuka uygun şekilde elde edilmesi şartıyla güçlü bir delil niteliği taşımaktadır. Bu nedenle cinsel tacize maruz kalan kişilerin mesajları silmeden önce kayıt altına alması, ekran görüntüsü alması ve mümkünse hukuki destek alarak süreci yönetmesi büyük önem taşımaktadır.

Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçunda Şikayet Süresi ve İzlenecek Hukuki Yol

Instagram üzerinden cinsel taciz suçuna maruz kalan kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, şikayet süresinin ne kadar olduğu ve nasıl bir yol izlenmesi gerektiğidir. Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen cinsel taciz suçu, şikayete bağlı suçlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle mağdurun, suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren belirli bir süre içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekmektedir.

Kanuna göre cinsel taciz suçunda şikayet süresi 6 aydır. Bu süre, mağdurun taciz eylemini ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlar. Özellikle “cinsel taciz instagram” kapsamında değerlendirilen olaylarda, mağdur genellikle failin kim olduğunu doğrudan görebildiği için süre çoğu zaman mesajın alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu sürenin kaçırılması halinde şikayet hakkı ortadan kalkmakta ve fail hakkında ceza soruşturması başlatılması mümkün olmamaktadır.

Şikayet sürecinde izlenecek yol oldukça önemlidir. Öncelikle mağdurun, kendisine gönderilen mesajları silmeden önce kayıt altına alması gerekir. Ekran görüntülerinin alınması, mesajların tarih ve saat bilgilerinin görünür olması ve mümkünse yazışmaların tamamının saklanması, delil açısından büyük önem taşır. Bu aşamada yapılacak en küçük hata, delillerin zayıflamasına neden olabilir.

Delillerin toplanmasının ardından mağdur, Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulunabilir. Şikayet dilekçesinde olayın açık ve net şekilde anlatılması, mümkünse delillerin eklenmesi ve sürecin hukuki çerçevede ifade edilmesi gerekir. Bu noktada profesyonel bir avukattan destek alınması, sürecin doğru şekilde ilerlemesini sağlar.

Şikayet sonrası savcılık tarafından soruşturma başlatılır ve gerekli görülmesi halinde şüpheli hakkında ifade alınır. Delillerin yeterli bulunması halinde kamu davası açılır ve süreç ceza mahkemesinde devam eder. Instagram üzerinden cinsel taciz suçlarında dijital delillerin güçlü olması, çoğu zaman dava açılması açısından yeterli görülmektedir.

Mağdurlar açısından en önemli hususlardan biri de sürecin hızlı ve doğru şekilde yürütülmesidir. Özellikle sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda delillerin kaybolma ihtimali bulunduğundan, vakit kaybetmeden harekete geçilmesi gerekir. Ayrıca mağdurun psikolojik olarak korunması ve sürecin doğru yönetilmesi açısından hukuki destek alınması büyük önem taşır.

Sonuç olarak, Instagram üzerinden cinsel taciz suçuna maruz kalan kişilerin, 6 aylık şikayet süresini kaçırmadan delillerini toplaması, savcılığa başvurması ve süreci profesyonel şekilde yürütmesi gerekir. Aksi halde hak kaybı yaşanması kaçınılmaz olabilir.

Sonuç: Instagram Üzerinden Cinsel Taciz Suçunda Haklarınızı Koruyun

Instagram üzerinden cinsel taciz, günümüzde en sık karşılaşılan suç türlerinden biri haline gelmiştir. Sosyal medya platformlarının sağladığı anonimlik ve kolay erişim imkânı, bazı kişiler tarafından kötüye kullanılmakta ve mağdurlar açısından ciddi mağduriyetler ortaya çıkmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki, dijital ortamda gerçekleştirilen cinsel taciz eylemleri de en az fiziksel ortamda işlenen suçlar kadar ciddi sonuçlar doğurmakta ve Türk Ceza Kanunu kapsamında yaptırıma bağlanmaktadır.

Bu kapsamda “cinsel taciz instagram” vakalarında en önemli husus, sürecin doğru yönetilmesidir. Mağdurun delilleri zamanında toplaması, şikayet süresini kaçırmaması ve hukuki süreci bilinçli şekilde yürütmesi, davanın sonucunu doğrudan etkilemektedir. Özellikle sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda delillerin hızlı şekilde kaybolabilmesi nedeniyle, vakit kaybetmeden harekete geçilmesi büyük önem taşır.

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, mağdurların durumu önemsememesi veya hukuki destek almadan süreci yürütmeye çalışmasıdır. Oysa ceza yargılaması teknik bir süreç olup, doğru dilekçelerin hazırlanması, delillerin usulüne uygun sunulması ve sürecin stratejik şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle profesyonel destek alınması, hak kaybının önüne geçilmesi açısından kritik öneme sahiptir.

İzmir’de sosyal medya üzerinden işlenen cinsel taciz suçlarına ilişkin hukuki destek almak ve süreci doğru şekilde yönetmek için İzmir ceza avukatı sayfamızı inceleyebilir, detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Ayrıca diğer hukuki konular hakkında bilgi almak için Alfa Avukatlık web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç olarak, Instagram üzerinden gerçekleştirilen cinsel taciz eylemleri karşısında sessiz kalınmamalı, haklar bilinmeli ve gerekli hukuki adımlar gecikmeden atılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, hukuki süreç doğru yönetildiğinde mağduriyetlerin giderilmesi ve failin cezalandırılması mümkündür.

alfa_avukatlik_logo(3)

Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

Tutuklanırsam Haklarım Nelerdir?

Giriş

Tutuklama, kişinin özgürlüğünü geçici olarak kısıtlayan en ağır koruma tedbiridir. Hukuk düzeninde özgürlük, temel bir haktır ve bu haktan mahrum bırakma işlemi yalnızca denetimli, hukuka uygun ve ölçülü şekilde yapılabilir. Tutuklandığınızda hangi haklara sahip olduğunuzu bilmek, hem yargılama sürecinin adil olmasını sağlar hem de savunmanızı güçlendirir. İzmir’de ceza hukuku alanında avukat olarak, bu makalede haklarınızı sade ve detaylı biçimde ele aldım.


1. Hangi Haklarınız Var?

1.1 Tutuklanma Nedenlerini Öğrenme Hakkı

Tutuklamadan hemen sonra size yöneltilen iddialar ve tutuklama gerekçeleri açık ve anlaşılır şekilde bildirilmelidir. Şüpheli veya sanık, tutuklama kararının dayandığı olguları ve hukuki işlemi derhal öğrenme hakkına sahiptir.

1.2 Haklarınızı Öğrenme Hakkı

Tutuklandığınızda hangi haklara sahip olduğunuzu (avukat isteme, yakınlara haber verme vb.) öğrenme hakkınız vardır. Bu haklar tarafınıza derhal ve yazılı biçimde iletilmelidir.

1.3 Avukatla Görüşme ve Müdafi Yardımı Hakkı

Tutuklu kişiler avukat desteğinden faydalanabilir. Bu talep formaliteye bağlı olmadan karşılanmalı, özellikle maddi durumu yetersizse, devlet tarafından bir müdafi görevlendirilmelidir.

1.4 Susma Hakkı

Hiçbir kişi kendisini suçlayacak söz veya beyan vermeye zorlanamaz. Susma hakkı, sağlıklı savunma hakkının temel unsuru olarak korunur.

1.5 Kanıtlara ve Delillere Erişim Hakkı

Savunmanızı hazırlamanız için hakkında düzenlenen iddianame ve belgeleri görebilme, inceleyebilme ve gerektiğinde itiraz edebilme hakkınız vardır.

1.6 Tutuklama Kararına ve Süreçlere İtiraz Hakkı

Tutuklama kararına karşı itiraz hakkınız vardır. Avukatınız aracılığıyla Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir; itiraz sonuçlanana kadar tutuklama tedbiri devam eder veya iptal edilebilir.

1.7 Kefaletle (Güvenceyle) Serbest Kalma Hakkı

Belirli şartları sağlıyorsanız, kefalet veya adli kontrol şartıyla serbest kalma talebinde bulunabilirsiniz.

1.8 Yakınlarıyla Haberleşme ve Görüşme Hakkı

Yakınlarınıza veya belirlediğiniz kişilere tutuklandığınız durum hakkında bilgi verebilirsiniz. Sosyal iletişim ihtiyaçları yasal sınırlar içinde korunmalıdır.

1.9 Tutukevi Koşullarına İlişkin Haklar

Sağlıklı barınma, sağlık hizmeti alma, beslenme ve temizlik gibi insani koşullar, tutuklunun hakkıdır.

1.10 Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Hakkı

Tutuklama hukuksuz veya keyfi ise, adil yargılanma hakkı ihlali söz konusu olur ve buna karşı tazminata başvurma hakkınız vardır.


2. Nasıl Hareket Etmeli?

  • Hakkınızda verilen tutuklama gerekçesini mutlaka yazılı isteyin.

  • Avukatı arayarak görüşme talebinde bulunun ve savunma stratejinizi hemen planlayın.

  • Susma hakkınızı kullanın. Suçlamaların delillerini öğrenmeden ifade vermeyin.

  • Kefalet başvurusu düşünülüyorsa zaman kaybetmeden hukuki süreci başlatın.

  • İtirazlar için süreleri kaçırmayın. İtiraz süresi sınırlıdır ve geç kalmak hak kaybına yol açabilir.


3. İzmir’de Avukat Desteğinin Önemi

İzmir’de tutuklama sürecinde izlenecek yolların doğru belirlenmesi çok önemlidir. Ceza usulüne aşina bir avukat:

  • Tutuklama gerekçelerinin geçerliliğini inceler,

  • İtiraz ve kefalet başvurularını hızlıca hazırlar,

  • Gerekli belge ve delilleri zamanında mahkemeye sunar,

  • Tutukevi iletişimini yönlendirir.

Bu profesyonel destek sayesinde hem hakkınız korunur hem de sürecin adil sonuçlanması sağlanır.


4. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

❓ Tutuklanma nedenini yazılı öğrenebilir miyim?
Evet; bu hak derhal ve yazılı şekilde tarafınıza verilmek zorundadır.

❓ Avukatı geçiremezler mi?
Hayır. Avukatla görüşme serbesttir ve zorla kısıtlanamaz.

❓ Karara itiraz edebilir miyim?
Evet. Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkınız bulunur.

❓ Kefaletle salıverilme mümkün mü?
Uygun şartlar varsa evet; ancak bu mahkemenin takdirindedir.

❓ Süreli mi itiraz?
Evet, itiraz için süreleri kaçırmamak çok önemlidir, aksi hâlde hak kaybı yaşanabilir.

izmir gayrimenkul avukatı

Apartman Yönetimi Kurulmasıyla İlgili Bilgi Notu

Bu yazımızda apartman yönetimi kurulmasıyla ilgili temel bilgileri içeren hususları paylaşacağız.

Apartman Yönetimi

Apartman yönetimi, bir apartmanda yaşayan bireylerin ortak ihtiyaçlarını karşılamak bina ve çevresinin düzenini sağlamak, ortak kullanım alanın bakımını yapmak için kurulan bir yönetim organıdır.

Kat Mülkiyeti Kanunu gereğince apartman yönetimi kurmak için öncelikle apartman sakinlerinin bir araya gelerek bir yönetim kurulu oluşturması gerekmektedir. Yönetim için sadece bir apartman yöneticisi seçilebileceği gibi üç kişilik yönetim kurulu da oluşturulabilir.

Kat Mülkiyeti Kanununa göre bir apartmanın sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm varsa yönetici atanması zorunludur.

Yöneticinin Atanması

Yöneticinin kat malikleri tarafından seçilmesi durumunda çifte çoğunluk şartı aranmıştır. KMK m. 34’e göre ‘Yönetici, kat maliklerinin, hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır.’ denilmekle bu husus düzenlenmiştir.

Kat Malikleri Kurulu her yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde toplanır. Bu toplantıda yönetici yeniden atanır; eski yönetici tekrar atanabilir.

Eğer Kat Malikleri Kurulu bir yönetici seçememişlerse hakimin müdahalesini isteyebilirler. Kat malikleri anagayrimenkulün yönetiminde anlaşamaz veya toplanıp bir yönetici atayamazlarsa, o gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesince, kat maliklerinden birinin müracaatı üzerine ve mümkünse diğerleri de dinlendikten sonra, gayrimenkule bir yönetici atanır. Bu yönetici, aynen kat maliklerince atanan yöneticinin yetkilerine sahip ve kat maliklerine karşı sorumlu olur. (KMK m. 34)

Sulh mahkemesince atanan yönetici altı ay geçmedikçe değiştirilemez.

Apartman Yönetimi ve Yöneticinin Görevleri

Yöneticinin görevleri, yönetim planında belirtilir; yönetim planında aksine hüküm olmadıkça, yönetici aşağıdaki işleri görür:

  • Kat malikleri kurulunca verilen kararların yerine getirilmesi;
  • Anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması;
  • Anagayrimenkulün sigorta ettirilmesi;
  • Anagayrimenkulün genel yönetim işleriyle korunma, onarım, temizlik gibi bakım işleri ve asansör ve kalorifer, sıcak ve soğuk hava işletmesi ve sigorta için yönetim planında gösterilen zamanda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde, kat maliklerinden avans olarak münasip miktarda paranın toplanması ve bu avansın harcanıp bitmesi halinde, geri kalan işler için tekrar avans toplanması;
  • Anagayrimenkulün yönetimiyle ilgili diğer bütün ödemelerin kabulü, yönetim dolayısıyla doğan borçların ödenmesi ve kat malikleri tarafından ayrıca yetkili kılınmışsa, bağımsız bölümlere ait kiraların toplanması;
  • Anagayrimenkulün tümünü ilgilendiren tebligatın kabulü;
  • Anagayrimenkulü ilgilendiren bir sürenin geçmesinden veya bir hakkın kaybına meydan vermeyecek gerekli tedbirlerin alınması;
  • Anagayrimenkulün korunması ve bakımı için kat maliklerinin yararına olan hususlarda gerekli tedbirlerin, onlar adına alınması;
  • Kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması ve kanuni ipotek hakkının kat mülkiyeti kütüğüne tescil ettirilmesi;
  • Topladığı paraları ve avansları yatırmak ve gerektiğinde almak üzere muteber bir bankada kendi adına ve fakat anagayrimenkulün yönetici sıfatı gösterilmek suretiyle, hesap açtırılması;
  • Kat malikleri kurulunun toplantıya çağırılması.
  • Anagayrimenkulde bulunan asansörlerin güvenli bir şekilde işletilmesinin sağlanması amacıyla aylık bakımları ile yıllık kontrollerinin ilgili teknik düzenlemelere uygun şekilde yaptırılması ve bu işlemlere ilişkin ücretlerin ödenmesi.

Apartman Yönetimi Kuralları: Yönetim Planı

Yönetim kurulu oluşturulduktan sonra yönetim planı hazırlanmalıdır. Yönetim planı; bir apartmanın ya da sitenin yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenleyen bir belgedir.

Yönetim planı ilk olarak binayı yapan müteahhit tarafından hazırlanır ve tapu siciline kaydedilir. Sonrasında ise kat malikleri kurulu yeterli çoğunluğu sağlayarak bu belgeyi her zaman değiştirebilir. Değişiklik yapılması için kat maliklerinin beşte dördünün (4/5) oy çokluğu gereklidir. Yapılan değişikliğin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne götürülüp kütüğün beyanlar hanesine kaydedilmesi gereklidir.

Yönetim planında yapılan değişikler bütün kat maliklerini ve yöneticiyi bağlar.

Yönetim planında düzenlenmeyen bir husus Kat Mülkiyeti Kanunu, kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygun düştüğü ölçüde Medeni Kanun hükümlerine göre çözülür.

Yönetim planı Tapu Müdürlüğünden de alınabilir. Bunun için herhangi bir kat malikinin ya da yöneticinin ilgili tapu dairesine giderek, binaya ya da siteye ait yönetim planını talep etmesi yeterlidir.

Yönetim Planında Düzenlenebilecek Hususlar

Yönetim planında yer verilecek konular şunlardır:

  • Bağımsız bölümlerin kiralanmasında uyulacak kurallara
  • Bağımsız bölümlerin bakım ve kullanım usulüne ilişkin temel prensiplere
  • Ortak alanların kullanımına ve bakımına dair hangi kuralların uygulanacağına,
  • Genel giderlere kimlerin hangi oranda katlanacağı,
  • Kat malikleri kurulunun toplantı ve çağrı usulüne,
  • Yöneticinin görevlerine,
  • Yöneticinin gelir / giderler ve sair hususlara ilişkin kimlere hangi zamanlarda hesap vereceğine ve
  • Hesapların ne zaman hangi usullerde kimler tarafından denetleneceğine ilişkin hükümler bulunabilir.

Apartman yönetimi ve yönetim planıyla ilgili detaylı bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

terk.nedeniyle.boşanma.davası.03

Kısırlık Boşanma Sebebi Mi?

Boşanma davalarında kısırlık boşanma sebebi mi sorusu merak edilmektedir. İzmir boşanma avukatı tarafından çoğu zaman dava sebebi içerisinde yer almaktadır. Bu yazımızda İzmir boşanma avukatı olarak çocuğun olmaması yani kısırlık halinde bunun kusur olarak yükletilmesi konusunu açıklayacağız.

Çocuğun Olmaması veya Kısırlık Boşanma Sebebi Midir?

Çocuk sahibi olamamak veya kısırlık, birçok çift için beklenmeyen bir durumdur. Eşlerin ilişkisini etkileyebilmekte ve bu durum evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanarak boşanma davasına konu edilebilmektedir. İzmir boşanma avukatı olarak sıkça boşanma davalarında kullanılmaktadır. Peki çocuğun olmaması veya kısırlık boşanma sebebi midir?

Kısırlık Boşanma Sebebi Midir?

Çocuk sahibi olamamak tek başına boşanma sebebi sayılamaz. Yargıtay içtihatlarına göre, eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir hastalık sebebiyle hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olamaması, eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken bir durumdur. Bu durumda diğer eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı ve iyi niyetli bir düşünce olarak görülmemiştir. İzmir boşanma avukatı tarafından boşanma davası sırasında buna dair usulünce bir savunma ileri sürülmelidir. Boşanma davasının seyrinde kısırlık meselesi boşanma avukatı tarafından doğru şekilde mahkemeye aktarılmalıdır.

Çocuk sahibi olamamak tek başına boşanma sebebi teşkil etmez. Bu durumun tarafların huzur ve mutluluğuna engel olması ve evlilik birliklerini temelinden sarması durumunda hakim somut olaya göre değerlendirme yaparak karar verecektir. İzmirin en iyi boşanma avukatı olarak yürütülen boşanma davalarında, karşı tarafa kusur yükletilmesi için kısırlık boşanma davasında sıklıkla ileri sürülmektedir.

Çocuk Sahibi Olmayı İstememek

Çocuk yapma arzusu bir insanın en temel duygularından biridir. Bu nedenle eşlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi, diğer eşte derin bir üzüntüye neden olabilir. Bu durumda diğer eşin çocuk sahibi olma beklentileri karşılanamamaktadır. İzmir boşanma avukatı haklı bir sebep olup olmadığı noktasında Yargıtay’ın uygulamasıyla hareket etmektedir.

Yargıtay kararlarında da eşin hiçbir sebep yokken çocuk istememesi, boşanma sebebi olarak kabul edildiği içtihat edilmiştir. Dolayısıyla İzmir boşanma avukatı tarafından çocuk istememeye dair somut deliller ortaya konulmalıdır. İzmirin en iyi boşanma avukatı tarafından toplanan deliller sayesinde, haklı bir neden olmadan eşin çocuk sahibi olmak istememesi boşanma davası sırasında etkili bir şekilde savunulmaktadır.

Çocuk İstememek Evlilikten Önce Biliniyorsa

Burada önemle belirtmek gerekir ki, eşin çocuk sahibi olmak istemediğini evlilik birliği kurulmadan önce diğer eşe belirtmesi halinde bu nedene dayanarak boşanma davası açılması dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. İzmir boşanma davası avukatı, evlilik tarihi ve evlilik süreci içerisinde eşlerin çocuk hakkındaki yaklaşımlarını tanıklar, mesajlaşmalar, videolar, fotoğraflar ve benzeri delillerle ortaya koyacaktır.

Dolayısıyla çocuk sahibi olmak istemeyen eşin, diğer eşe bu niyetini belli etmemesi veya saklaması, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilecek ve böylece boşanma davasına konu olabilecektir. İzmirin en iyi boşanma avukatı tarafından takip edilen boşanma davalarında, kısırlık dışında eşin haksız olarak çocuk istememesi etkili bir hukuki sebep olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çocuğun Olmaması veya Kısırlık Boşanma Sebebi Midir, Çocuk Sahibi Olmayı İstememek Boşanma Sebebi Midir Hakkında Yargıtay Kararları

“Diğer taraftan, boşanma nedeni olarak kabul edilen söz konusu göz hastalığının belini koşullarının gerçekleşmesi halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması, daha açık bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal, olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir.

Yargıtayımızın bir çok kararında da açıkca dile getirildiği üzere “kısırlık” olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç, ya da sağlıklı çocuklara sahip olmaması bir çeşit “semavi afet”tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı, adil ve iyiniyetli bir düşünce olarak kabul edilemez.” Yargıtay 2. HD., 18.02.1991, 1990/10764 E.

“Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı kadının eyleminin sadakatsizlik boyutuna varmayan güven sarsıcı davranış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir.

O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu kabul edilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 2. HD, 02.12.2019, 2019/4035 E. 2019/11741 K.

Açıkladığımız haller somut olaya göre değişiklik göstereceğinden, detaylı bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

uyuşturucu madde kullanma suçu

Yalan Tanıklık Suçu Nedir

Yalan tanıklık suçu ve yalancı şahitlik cezası uygulamada önem arz eden bir konudur. Tanıklık, hukuki bir olayın çözümlenmesinde veya ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan bir kurumdur. Tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları, adaletin yanlış şekilde gerçekleşmesine neden olabilir. Bu nedenle yalan tanıklık fiili TCK kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. İzmir ceza avukatı olarak yalancı tanıklık suçunu ele alacağız.

Yalan Tanıklık (Yalancı Şahitlik) Nedir?

Bir kimsenin tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunması halinde yalan tanıklık suçu oluşur.

Bu suçun oluşması için üç şartın aynı anda meydana gelmiş olması gerekmektedir:

  1. Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma başlatılmış olmalı
  2. Tanık dinlemeye yetkili bir kişi, kurul veya mahkeme huzurunda bulunulmalı
  3. Gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmalı

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik) Hukuki Düzenlemesi

Bu suç TCK’nın 272. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

“(1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)97 hükmolunur.

(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik) Cezası

Temel ceza bakımından, yalan tanıklık suçunun temel halinin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında 2 ila 4 yıl arasında hapis cezasına hükmolunur.

Aleyhine yalancı şahitlik yapılan kişi hakkında, gözaltına alınma ve tutuklama dışında bir güvenlik tedbiri uygulanmışsa ve beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine tanıklık yapılan kişi gözaltına alınır veya tutuklanırsa ve hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, yalancı şahitlik yapan kişi “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu” hükümlerine göre sorumlu tutulur.

Son olarak aleyhine yalancı şahitlik yapılan kişi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet suçuna mahkûm edilirse yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet suçunun infazına başlanmışsa verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında, hapis cezası haricinde adli veya idari bir yaptırım uygulandıysa, yalancı şahitlikte bulunan kişi 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilir.

İzmir ceza avukatı tarafından takip edilen dosyalarda, yalancı tanıklık eyleminin tespiti halinde buradaki hükümlerin uygulanması ve yalancı tanığın cezalandırılması mümkün hale gelir. İzmirin en iyi ceza avukatı olarak yapılan araştırmalarda, yalancı tanıklık suçunun mevcut ceza dosyalarında etkin bir caydırma aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Zira İzmirin en iyi ceza avukatı yalan söyleyen bir tanığın gerçeğe aykırı beyanlarını ortaya çıkarmakta ve tanık yüzünden yanlış verilen kararların yeniden görülmesi mümkün hale gelmektedir.

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) İndirim Halleri

Cezasızlık veya cezada indirim halleri TCK’nın 273. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

“Kişinin; Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması, b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) Şikâyete Bağlı Mı? Yalan Tanıklık Suçu Bakımından Zamanaşımı, Görevli Mahkeme

Ceza yargılamasında yalan tanıklık suçu şikâyete bağlı bir suç olmayıp, soruşturması ve kovuşturması resen gerçekleştir. İzmir ceza avukatı tarafından takip edilen ceza davası dosyalarında, şikayetin geri çekilmesinin sağlanması ceza davasının seyrinin değişmesi sonucuna imkan verebilir.

Bu suç ile ilgili bir şikâyet süresi öngörülmediğinden, dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içinde şikâyet hakkı kullanılabilir. İzmir ceza avukatı tarafından yapılan şikayetlerde, suçun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı belirlenmelidir.

Yalancı şahitlik suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Tanığın Yalan Söylediği Nasıl Anlaşılır?

Tanık beyanlarında çelişkili söylemlerde bulunabilir, olay örgüsü ve cevapları hayatın olağan akışına aykırı olabilir, tanık cevap vermekten kaçınabilir vb. İzmir ceza avukatı olarak yapılan savunmalarda, bu tür hususlar, somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Yalancı tanıklık suçu hakkında daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) Hakkında Yargıtay Kararları

“5271 sayılı yasada belirtilen zarar kavramının ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup, manevi zararı kapsamadığı yargılamaya konu yalan tanıklık suçunda dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı gözetilerek, sabıkasız sanık hakkında takdiri indirim uygulanıp, cezası seçenek yaptırıma çevrilmesine rağmen “zarar giderilmediğinden” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır” (Yargıtay 4. CD – Karar: 2012/19119).

“Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadede “mağdurun kendilerine iğfal edildiğini söylediğini” beyan etmesine rağmen, bu olayla ilgili açılan kamu davası sırasında mahkemede, soruşturma sırasında savcıya verdiği ifadeden farklı olarak “mağdurun kendilerine iğfal edildiğine ilişkin bir şey söylemediğini, sözlü olarak taciz edildiğini söylediğini” beyan etmesi nedeniyle, mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı iddia edilen olayda;

Sanığın tanık olarak bilgisine başvurulan olayı bizzat görmemesi, olayın mağduru olan A. ‘ten duyduklarını aktarması, mağdur A. ‘in olayı sanığa anlattığı sırada sanığın yanında bulunan tanıkların da mağdurun mahkeme aşamasında verdiği şekilde ifade vermeleri ve olayı bizzat görmeyen, mağdurdan duyduklarını aktaran sanığın savcılıkta ve mahkemede verdiği beyanları arasındaki kısmi çelişkinin de yorum farkı olarak değerlendirilebilecek mahiyette olması nedeniyle yalancı şahitlik suçu meydana gelmez” (Yargıtay CGK – 2015/154 karar).

“(…) Adli görevleri nedeniyle kolluk görevlilerinin olayla ilgili görgüsü olan kişileri “ifade sahibi” sıfatıyla dinlemeleri, onlara “tanık” sıfatını vermemekte ve yasadaki tanıklığa ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirmemektedir. Dolayısıyla doktrinde de (…) belirtildiği üzere kolluğun “tanık dinleme” yetkisi bulunmamaktadır (…)

Ceza soruşturmasında 5271 sayılı CYY. hükümleri uyarınca kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmaması ve incelenen dosyada hükümlünün kollukta verdiği ifadeye dayalı olarak kamu davasının açılması karşısında, suçun oluşmadığı gözetilerek beraat hükmü kurulması yerine, hükümlülüğe karar verilmesi… bozma nedeni sayılmıştır.” Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 24.06.2009, 2009/16212 E. 2009/12656 K.

izmir gayrimenkul avukatı

Apartman Yöneticisinin Görevleri

Toplu yaşanılan apartman, site gibi yerleşim yerlerinde yaşanan sorunların çözülmesinde apartman yöneticisinin bir çok görevi vardır. Apartman yöneticisinin görevleri nelerdir veya site yöneticisinin görevleri nedir denildiğinde bunları liste halinde saymak gerekir. Apartman yöneticisinin veya yönetiminin görevleri 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 35’de düzenlenmiştir. İzmir gayrimenkul avukatı olarak bu yazımızda apartman yöneticisinin görevleri hakkında bilgi vereceğiz.

Apartman Yöneticisinin Temel Görevi: Genel Yönetim İşlerinin Görülmesi

Yönetim Planında Belirtilen İşler

Kat malikleri, apartman yöneticisinin görevleri hakkında yönetim planında düzenleme yapmış olabilirler. Yönetim planı, tüm kat maliklerini bağlayan ve ana taşınmazı ilgilendiren bir belgedir. Bu sebeple yönetim planının incelenmesi  ve yöneticinin görevleri nelerdir sorusuna cevap verecektir. Keza yönetim planında site yöneticisinin de görevleri düzenlenebilecektir.

Bununla birlikte, uygulamada yönetim planı içerisinde yöneticinin görevlerinin düzenlenmesine pek sık rastlanmamaktadır. Ancak yöneticinin görevlerinin açıkça belirtilmesi faydalı olur. Tüm malikleri bağlayan bir belge olan yönetim planı sayesinde, apartman yönetimine dair  ihtilaflar ortadan kalkar. İzmir gayrimenkul avukatı aracılığıyla yönetim planının hazırlanmasını veya değiştirilmesi ve böylece apartman yöneticisinin görevlerinin düzenlenmesi faydalı olacaktır.

Kat malikleri kurulunca verilen kararların yerine getirilmesi

Yönetici (site yöneticisi veya apartman yöneticisi) kurul toplantısında alınan kararları uygulamak ile yükümlüdür. Yani, apartman toplantısı sırasında alınan kararlar, yönetici tarafından yerine getirilmelidir. Bu durumda yönetici, toplantıda alınan kararı hem uygulama hakkına sahip olup hem de uygulamak zorunluluğu altındadır.

Ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması

Yönetici apartmanın kullanımı ihtiyaç durumunda bakım ve onarımını gözetmeli ve gerekli tedbirleri almalıdır. Örneğin bozulan apartman kapısını yönetici gerekli önlemleri alarak tamir ettirmek sorumluluğundadır. Bahçe bakımı, çatının yaptırılması, merdivenlerin ve asansörün bakım ve onarımı vb. her türlü iş bu hüküm kapsamında yöneticinin sorumluluğundadır.

Basit nitelikteki gündelik işlerde apartman yöneticisinin kat maliklerinden izin alması gerekmez. Ancak apartmanla ilgili ciddi masraf teşkil edecek bakım ve onarım giderleri hakkında karar alınması uygun olacaktır.

Ana gayrimenkulün sigorta ettirilmesi

Yönetici apartmanı sigorta ettirmekle yükümlüdür. Uygulamada apartmanın sigorta ettirilmesine pek fazla rastlanılmasa da eğer ki kat malikleri bu konuda karar almışsa, apartmanın sigorta ettirilmesi apartman yöneticisinin görevleri arasındadır. Özellikle sitelerde, site yöneticisinin görevi olarak sigortalatma öngörülmüş olabilir.

Ana gayrimenkulün genel yönetim işleriyle korunma, onarım, temizlik gibi bakım işleri ve asansör, kalorifer, sıcak ve soğuk hava işletmesi ve sigorta için yönetim planında gösterilen zamanda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde, kat maliklerinden avans olarak münasip miktarda paranın toplanması ve bu avansın harcanıp bitmesi halinde, geri kalan işler için tekrar avans toplanması

Yönetici yönetim planında gösterilen zamanda eğer böyle bir zaman gösterilmemiş ise her takvim yılının ilk ayı içinde apartmanın bakım, onarım, sigorta, ısınma, tadilat işleri için belirli miktarda parayı kat maliklerinden toplamakla yükümlüdür.

Aidat apartmanın işleyişi ile ilgili kat maliklerince düzenli ödenmesine riayet edilmesi gereken bir yükümlülüktür. Aidatı toplamak da apartman yöneticisinin görevleri arasındadır. Toplanan paranın harcanıp bitmesi durumunda tekrar para toplanması da yöneticinin görevidir.

Ana gayrimenkulün yönetimiyle ilgili diğer bütün ödemelerin kabulü, yönetim dolayısıyla doğan borçların ödenmesi ve kat malikleri tarafından ayrıca yetkili kılınmışsa, bağımsız bölümlere ait kiraların toplanması

Aidatın toplanması, apartman yöneticisinin görevleri arasında yer alır. Keza apartmanın yönetilmesiyle ilgili borçların ödenmesi de yöneticisinin yetkileri arasındadır. Örneğin apartman elektriği, suyu veya temizlik vb. masrafları yönetici tarafından toplanan aidattan ödenir.

Yönetici kat malikleri tarafından yetkili kılınmışsa apartmandaki dairelerin kiralarını da toplayabilir. Bu konuda yönetici, aidat tahsilatı için apartman avukatı olarak İzmir tapu avukatıyla aidatların toplanmasını sağlayabilir.

Ana gayrimenkulün tümünü ilgilendiren tebligatın kabulü

Buna göre apartmana tebligat yapılacak ise yönetici tebligatı kabul etmeye yetkilidir. Özellikle mahkeme ve icra dairelerinde apartmanın yönetici tarafından temsil edilmesi gündeme gelmektedir. Apartmanın avukatı olması  halinde avukat da tebligat almaya yetkilidir.

Ana gayrimenkulü ilgilendiren bir sürenin geçmesinden veya bir hakkın kaybına meydan vermeyecek gerekli tedbirlerin alınması

Bu türden tedbirlerin alınması ve sürelerin geçmesi, yöneticinin görevleri arasında sayılmalıdır.

Ana gayrimenkulün korunması ve bakımı için kat maliklerinin yararına olan hususlarda gerekli tedbirlerin onlar adına alınması

Yönetici gecikmesinde sakınca bulunan ve acele olarak yerine getirilmesi gereken işlerde kat maliklerinin yararına olan uygulama ve tedbirleri kat malikleri adına uygular ve önlemini alır. Bu halde yöneticinin görevi gereği acele olarak hareket etmesi gerekir. Dolayısıyla kat maliklerince verilmesi gereken bir karar beklenmeden işler görülür.

Kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı dava ve icra takibi yapılması ve kanuni ipotek hakkının kat mülkiyeti kütüğüne tescil ettirilmesi

Yönetici kat mülkiyetine ilişkin borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen kat maliklerine karşı icra takibi başlatabilir ve dava açabilir. Bunun için ayrıca kat malikleri kurulunun karar almasına gerek yoktur. İzmir gayrimenkul avukatı tarafından takip edilen davalarda, yöneticinin dava takip yetkisini belirlemesi gerekir. Bu halde yönetici, İzmir gayrimenkul avukatı için apartman adına vekaletname verebilir. Bu sayede avukat, apartman avukatı olarak görevini ifa eder.

Kat maliklerinden biri genel gider veya avans borcunu ödemediği takdirde kat malikinin bağımsız bölümü üzerine kanuni ipotek hakkı tescil edilebilir.

Topladığı paraları ve avansları yatırmak ve gerektiğinde almak üzere muteber bir bankada kendi adına ve fakat ana gayrimenkulün yöneticisi sıfatı gösterilmek suretiyle, hesap açtırılması

Apartman adına banka hesabı açtırmak için kat maliklerinin toplanıp bu konuda karar alması gerekmektedir. Alınan bu karar ile birlikte noterden yönetici adına imza beyannamesi düzenlenmesi istenilir. Alınan imza beyannamesinin ardından ilgili vergi dairesinden potansiyel vergi numarası alınır.

Yönetici; imza beyannamesi, kimlik fotokopisi, karar defteri ve alınan vergi numarası ile birlikte bankaya müracaat ederek apartman yönetim kurulu adına banka hesabı açtırabilmektedir. İzmir tapu avukatı tarafından apartman adına banka hesabı açılması ve yönetimin bu hesap üzerinden faaliyetlerini icra etmesi önerilmektedir.

Kat malikleri kurulunun toplantıya çağırılması

Kat malikleri kurulu toplantısı için çağrı yönetici tarafından yapılır. Çağrı tüm kat maliklerine, kiracılara, oturma ve kullanım hakkı sahiplerine, varsa yasal temsilcilerine yapılmalıdır. İlk çağrı yapılırken, birinci toplantıda, yeter sayının sağlanamaması halinde, ikinci toplantının nerede ve hangi tarihte yapılacağı da belirtilir. İzmir gayrimenkul avukatı tarafından çağrı metinleri hazırlanarak usulsüzlüklerin önüne geçilmektedir.

Apartman Yöneticisinin Görevi: Defter Tutulması ve Belgelerin Saklanması

Defter tutulması ve belgelerin saklanması Kat Mülkiyeti Kanunu m. 36’da düzenlenmiştir. Apartman yöneticisinin görevi olarak;

Yönetici, kat malikleri kurulunun kararlarını protokolleri, yapılan ihtar ve tebligatın özetini ve tarihlerini ve bütün giderleri, 32 inci maddede sözü geçen deftere tarih sırasıyla yazmaya ve bu defteri ve giderlerin belgeleriyle diğer bütün belgeleri bir dosyada saklamaya mecburdur.

Bu defterin, her takvim yılının bitmesinden başlayarak bir ay içinde yönetici tarafından notere kapattırılması mecburidir.

Bu maddede yazılı görevleri yerine getirmeyen yöneticiye 33 üncü maddenin son fıkrasında yazılı cezalar uygulanır. ‘’

Yönetici kat malikleri kurulunun kararlarını, yapılan ihtar ve tebligatın özetini ve tarihlerini ve apartman için yapılan bütün giderleri tarih sırasıyla karar defterine yazmaya ve bu defteri ve yapılan tüm giderlerin belgeleriyle yönetime ait diğer belgeleri bir dosyada saklamak ve muhafaza etmek sorumluluğundadır. Apartman yöneticisi görevini yerine getirmezse, sorumluluğunu yerine getirmeyen yöneticiye ikiyüz elli Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.

İşletme Projesinin Yapılması

Yönetici ataması gerçekleşir gerçekleşmez seçilen yönetici kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi varsa faaliyete geçirir, kabul edilmiş bir işletme projesi yoksa yönetici gecikmeksizin bir işletme projesi yapar. İşletme projesi, kalabalık site veya apartmanlarda problem teşkil edebilmektedir. Bu sebeple işletme projesinin muhasebeci ve İzmir gayrimenkul avukatı eşliğinde hazırlanması bazı sitelerde önemli bir gerekliliktir.

İşletme projesi genel anlamıyla apartmanın bir yıllık tahmini masraflarının göz önünde bulundurularak hazırlandığı ve olağan genel kurul toplantısında kat maliklerinin onayına sunulan detaylı bir gelir gider tablosudur. Yapılan bu proje kat maliklerine imzaları karşılığında veya taahhütlü mektupla bildirilir. Yapılan projeye itiraz bildirimden başlayarak yedi gün içinde yapılır. Bu durumda kat malikleri kurulunca incelenir ve proje hakkında karar verilir gerekirse yeni bir proje hazırlanır. İzmir taşınmaz avukatı tarafından buna karşı açılan davalarda, en çok karşılaşılan hatalardan birisi, işletme projesinin onaylatılması aşamasında karşımıza çıkar.

Kat Mülkiyeti Kanunu m. 37’de bu husus apartman yöneticisinin görevleri altında sayılmıştır. Buna göre,

“Kat malikleri kurulunca kabul edilmiş işletme projesi yoksa, yönetici gecikmeksizin bir işletme projesi yapar.

Bu projede özellikle:

a) Ana gayrimenkulün bir yıllık yönetiminde tahmini olarak gelir ve gider tutarları;

b) Tüm giderlerden kat malikine, bu Kanunun 20 nci maddesindeki esaslara göre düşecek tahmin miktar ;

c) Tahmini giderlerle diğer muhtemel giderleri karşılamak üzere her kat malikinin 20 nci maddedeki esaslara göre vermesi gereken avans tutarı ;

 Gösterilir.”

Apartman Yöneticinin Görevleri ile İlgili Yargıtay Kararları

Kat malikleri tarafından seçilen üç kişilik yönetim kurulu üyelerinin her biri, kat malikleri kurulu kararı veya yönetim planında aksine bir hüküm olmadıkça, yasanın yöneticiye tanıdığı tüm hak ve yetkileri kullanabilir.” (Y.H.G.K. 20.03.2002 T., 2002/18-245 E., 2002/194 K.)

“Kat Mülkiyeti Kanunun 36. Maddesi uyarınca yönetici, anataşınmazın yönetimiyle ilgili tüm gelir ve giderleri yöntemince tutulacak deftere işlemeye ve giderlerin belgelerini bir dosyada saklamaya mecbur ise de;

Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında yöneticinin gerek yasal yetkisi içerisinde kalan hususlarda ve gerekse kat malikleri kurulu kararları doğrultusunda yaptığı harcamaları gösteren belgelerin fatura olması esas olmakla birlikte bunların mutlaka fatura veya kasa fişi niteliğini taşıması zorunluluğu aranmamakta, gerçekleşmiş bir iş veya işlem için harcama yapıldığını gösteren yazılı ve imzalı belge yeterli sayılmakta ve hatta aciliyet ve zorunluluk nedeniyle yapılan ve belgesiz olarak deftere işlenen gider konusu işin yapıldığının ve gösterilen miktarın uygunluğunun tespit edilmiş olması dahi yeterli kabul edilmektedir.” (Y.20.HD. 12/12/2017 T., 2017/2800 E., 2017/10434 K.)

“Anataşınmazın genel temizliği ve günlük bakım-onarım gibi işlerin yapılması ve masrafın yönetimin kasasından karşılanması yasa hükmü gereği olup yöneticinin görevleri arasında bulunmaktadır. Yönetici gereksiz bir harcama yapmadıkça bu gibi giderlerden sorumlu olmaz.’” (Y.18.H.D 30.03.2009 T., 2008/12074 E., 2009/3418 K.)

Apartman yöneticisinin görevleri ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

alfa_avukatlik_logo(3)

Kilometre Düşürme Suçu ve Tazminat Hakkı

Günümüzde ikinci el araçların alım ve satımının artmasıyla araç kilometresinin düşürülmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu yazımızda kilometre düşürme cezası hakkında açıklamalar yaparak araç kilometresinin düşürülmesinin cezasına, araç kilometre düşürme durumunda alıcının haklarının ne olduğuna alıcının ve satıcının sorumluluklarına değineceğiz.

Araç Kilometre Düşürme Nedir?

Km düşürme suçunda km düşürme kavramını ele alacak olursak; ikinci el araçlarda, otomobilin satış tarihine kadar kat ettiği mesafeyi gösteren kilometre sayacında değişiklik yapılarak daha düşük gösterilmesine araç km’sinin düşürülmesi denir.

Kilometresi Değiştirilen Araçta Satıcının Sorumluluğu ve Alıcının Hakları

Satın aldığım aracın kilometresi düşürülmüş sorusu günümüzde en çok karşılaşılan problemlerin başında gelmektedir. Kilometre düşürme dolandırıcılığı epey yaygınlaşmıştır. Peki, araç satın aldım, kilometresi düşürülmüş şimdi ne yapacağım? İşte kilometresi düşürülen aracın satılması halinde, satıcının somut olaya göre iki farklı sorumluluğu söz konusu olabilir. Bunlar; km düşürme nedeniyle ayıptan sorumluluk, yani kilometre düşürme halinde tazminat hakkı ve kilometre düşürülmesi durumunda dolandırıcılık suçundan cezai sorumluluktur.

Aracın Kilometresinin Değiştirilmesinde Hukuki Sorumluluk

Aracın kilometresinin düşürülmesinde gizli ayıp söz konusudur. Gizli ayıp, olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamayacak, teknik bir inceleme ile ortaya çıkabilecek, satılan şeyden beklenen yararı azaltan kusurdur. Kilometresi düşürülmüş araç ilk bakışta anlaşılabilecek bir ayıp olmayıp gizli ayıptır. Kilometresi düşürülmüş araç alan kişinin hakları gizli ayıp sorumluluğuna dayanır.

Satıcı, aracın kilometresinin değiştirildiğinden haberdar olmasa, aracın kilometresini değiştiren kendisi değil de önceki satıcılar olsa dahi araç km düşürme için hukuki anlamda sorumlu olur. Dolayısıyla aracın kilometresini düşüren kişi bundan haberdar olmasa bile alıcının zararını gidermelidir.

Aracın Kilometresinin Düşürülmesi Halinde Alıcının Hakları

  • Sözleşmeden dönme

Alıcı, araçta km düşürme halinde aracı iade ederek ödediği bedeli talep edebilir.

  • Bedelden indirim talep etme

Bilirkişi incelemesi yapılarak, aracın kilometresinin düşürülmesinin aracın bedelinde ne kadar bir düşüşe neden olduğu tespit edilerek bedel oranında indirim yapılır. Zira araç km düşürme değer kaybına sebebiyet vermektedir.

  • Ücretsiz tamirat talep etme

Aracın kilometresinin değiştirilmesi işleminde tamir imkânı bulunmadığından bu uygulama yapılmamaktadır. Km düşürme işleminin düzeltilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle alıcının aldığı aracın kilometresi düşürülmüş ise bu hakkını kullanması işe yaramayacaktır.

  • Aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etme

Her ikinci el araç birbirinden farklı olduğundan bu seçimlik hakkın uygulanması oldukça kısıtlıdır. Bununla beraber kilometresi düşürülmüş aracı satan kişi galeri ise ve elinde benzer özelliklerde araç varsa, km düşürme yapılan araç ile değişim yapılmalıdır. Bilhassa kararın icrası sırası tekniktir. Bu nedenle araç km düşürme avukat vasıtasıyla takip edilmelidir.

Araç Kilometre Düşürme Suç mu? Araç Kilometresinin Düşürülmesi Cezası

Bir diğer husus km düşürme cezası nedir olarak karşımıza çıkar. Kilometre düşürme suçu Türk Ceza Kanunu’nda karşılık bulmuştur. Kilometre göstergesi düşürülmüş aracın satılması Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, bu suçun oluşması için satıcının aracın kilometresinin değiştirildiğini bilmesi, işlemi alıcıyı aldatarak onu zarara uğratacak şekilde, kendisine veya bir başkasına menfaat sağlamak amacıyla yapması gerekir. Kilometre düşürme cezası ile ilgili kanuni düzenleme şu şekildedir:

TCK m.157: “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir”

TCK m.158: “(1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”

İşte km düşürme cezası oldukça kapsamlı bir kanuni karşılık bulmuştur. Bu nedenle aracın kilometresinin düşürülmesi suçunun cezası 3 ila 10 yıl arasında hapis cezası ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Öte yandan araç km düşürme cezası süreye tabi bir suç olup ivedi olarak adli mercilere başvurulması faydalı olur.

Aracın Kilometresi Düşürülmüş Ne Yapmalıyım?

Öncelikle satıcı kilometrenin düşürüldüğü hususunda haberdar edilmeli ve yukarıda açıkladığımız seçimlik haklardan uygun olanı seçilerek talep bildirilmelidir. Satıcının talebi reddetmesi ya da kayıtsız kalması halinde dava açılabilir.

Dava açılmadan önce gerekli tüm incelemeler yapılarak detaylı bir dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Bu konuda Alfa Avukatlık ekibinden yardım alabilirsiniz.

Otomobilin Kilometresinin Düşürülmesinde Dava Açma Süresi, Zamanaşımı, Tarafları, Yetkili ve Görevli Mahkeme

Satıcının tacir olması halinde görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi, satıcının bu işi meslek olarak icra etmediği halde Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 231. Maddesi uyarınca dava açma süresi 2 yıldır. Ancak satıcı kilometre üzerinde kendisi oynama yapmışsa ve alıcının aracı almasına ağır kusuru ile sebep olmuşsa zamanaşımı süresi işlemez.

Alıcı davayı kendisine aracı satan kişiye karşı açmalıdır. Kilometre ile oynayan kişi satıcı olmasa dahi, satıcıya karşı dava açılmalıdır. Satıcının da önceki satıcıya karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.

Kilometresi Düşürülmüş Araç Nereye Şikâyet Edilir?

Kilometresi düşürülmüş araca ilişkin olarak şikâyette bulunmak isteyen kişiler bulunduğu bölgedeki en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına giderek şikâyette bulunabilir. Kilometre düşürme avukat ile takip edilmesi gereken olaydır. Delillerin eksiksiz toplanması ve özellikle birden fazla satış işlemi olmuşsa sorumluların tespit edilebilmesi için kilometre düşürme avukatı vasıtasıyla dava açılması faydalı olacaktır.

Kilometresi Düşürülen Araç Yargıtay Kararı, Aracın Kilometresinin Düşürülmesi Emsal Karar

“…Sanıkların yüksek kilometrede araç satın alarak kilometresini düşürttükleri halde orijinal kilometresinde olduğunu beyan edip, internette verdikleri ilanlarla veya galeriye gelen müşterilerle irtibata geçip güven sağlayarak olması gerekenden daha pahalı fiyata araç satmak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri iddia edilen olayda, sanıkların eylemlerini internet üzerinden katılanlar ve şikayetçilerle bağlantı kurarak gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle;

Sanıkların sabit görülen eylemlerinin TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşerek TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmuş olması, …bozmayı gerektirmiş…” (Yargıtay Kararı – 23. CD., E. 2015/18022 K. 2016/4057 T. 5.4.2016)

“Somut olay değerlendirildiğinde, davalıların araç satımını meslek edinmediği, bu bağlamda davalıların yasada tanımlanan şekilde satıcı olmadığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Yasanın kapsamı dışında olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel mahkemeler görevlidir.

Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak karar verilmesi gerekirken, tüketici mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” (Yargıtay 13. HD. 2017/2916 E. 2017/3730 K.)

Kilometre düşürme suçu, cezası ve aracın kilometresinin düşürülmesi halinde alıcının hakları ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu

Trafikte meydana gelen ölüm ve yaralanmaları engellemeye yönelik tedbirlerden biri de cezai yaptırım uygulanmasıdır. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 179. Maddesinde “trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu” düzenlenmiştir.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Nedir?

Alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak, ulaşımın emniyet içinde akışını sağlamak amacıyla konulmuş olan işaretlerini değiştirmek ya da ortadan kaldırmak, ulaşım araçlarını kişilerin sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk etmek gibi eylemler trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturur.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Kanuni Düzenleme (TCK m.179)

TCK m.179: “Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Taksirle İşlenir mi?

TCK m.180’de trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma suçuna yer verilmiştir. Bu maddede TCK m.179’dan farklı olarak fail yalnızca “aracı sevk ve idare eden” değil, herkes olabilecektir. Ek olarak, yine 179. Maddeden farklı olarak burada kara ulaşımı bakımından taksirle tehlikeye sokma suçuna yer verilmemiştir.

TCK m.180: “Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Cezası

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun temel halinin cezası maddede yazılı olan fıkralara göre belirlenir. Buna göre birinci fıkra gereğince oluşacak suçun cezası 1 yıldan 6 yıla kadar, ikinci fıkra gereğince 3 aydan 2 yıla kadar ve üçüncü fıkra gereğince 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.

Alkollü Araç Kullanmanın Cezası

1.00 promilin üzerinde alkollü biçimde araç süren sürücü, TCK m.179/2 gereğince cezalandırılır. Hususi otomobil sürücüleri için 0.50, ticari ve diğer araç sürücülerinin 0.20 promil üzerinde araç sürmeleri ve trafik kazasına sebebiyet vermeleri halinde TCK m.179/2 gereğince cezalandırılır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Şikâyete Bağlı mı?

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu şikâyete bağlı bir suç değildir, resen soruşturulur. Bu nedenle savcılık makamı kendiliğinden harekete geçerek soruşturma başlatacaktır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu sebebiyle hükmolunan hapis cezasının belli koşullarda adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Bu suç sebebiyle verilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Dava Zamanaşımı Süresi

TCK m.179’un birinci fıkrası için dava zamanaşımı süresi 15 yıl, ikinci ve üçüncü fıkrası için 8 yıldır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi, yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, alkollü araç kullanma hakkında daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

uyuşturucu madde kullanma suçu

Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu

Genellikle sıkça uyuşturucu madde kullanma suçu olarak anılsa da kanuni düzenleme kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu olarak ifade edilmelidir. İzmir uyuşturucu avukatı tarafından yürütülen bu suç tipini inceleyeceğiz.

Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak Suçu (TCK m.191)

Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kötüye kullanımı gerek dünyada gerekse ülkemizde hızla artmaktadır. Uyuşturucu kullanmak ve bulundurmak birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de TCK’nın 191. maddesi uyarınca suç teşkil etmektedir. Bu makalemizde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunu inceleyeceğiz.

Uyuşturucu Maddeler Nelerdir?

Uyarıcı ya da uyuşturucu niteliği olan, bağımlılık yapan maddelerin tümüne uyuşturucu madde denilmektedir. Örnek olarak esrar, eroin, amfetamin, metamfetamin, kokain vb. verilebilir. Uyuşturucu maddelerin sınırlı olarak sayılması  mümkün değildir.

Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Kanuni Düzenlemesi

Suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti için, şüphesiz ki kanunda nasıl tanımlandığına bakılmalıdır. Buna göreTCK m.191/1: “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma Suçlarında Kişisel Kullanım Miktarı Nedir?

Ele geçirilen uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırının üzerinde olması halinde, bu durum uyuşturucu ticaretinin varlığına gösterge olabilir. Bu nedenle kişisel kullanım miktarının belirlenmesi önem arz etmektedir. İzmir ceza avukatı ile dosyanızı takip etmekte fayda bulunmaktadır. Konusunda uzman İzmir uyuşturucu avukatı bu tür suçlarda oldukça önemlidir. Uyuşturucu madde ticareti ile uyuşturucu madde kullanma suçları arasındaki farklar hakkındaki makalemiz için buraya tıklayabilirsiniz.

Kişisel kullanım için kabul edilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik gösterir. Uygulamada  30-35 gr metamfetamin , 20 gr üzerindeki eroin ve kokain maddeleri, 50 adet ve üzerindeki sentetik haplar, 600-700 gr üzerindeki net esrar maddesi, 30-35 gr  ve üzeri bonzai (kannabinoid) maddesinin kişisel kullanım sınırı üzerinde kaldığı kabul edilmektedir. Bu konuda İzmir uyuşturucu avukatı ile çalışmanızda fayda vardır.

Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunun Ertelenmesi Mümkün Mü

Uyuşturucu madde kullanma suçuyla ilgili yapılan soruşturma sonunda Cumhuriyet savcısı kamu davası açmak için yeterli delil bulunduğunu tespit ederse, şüpheli hakkında 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verir. Öyleyse uyuşturucu madde suçundan erteleme kararı alabilmek için İzmir uyuşturucu avukatı ile ceza davasının yürütülmesi önem arz edecektir.

TCK m.191/2: “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.”

Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunda Denetimli Serbestlik

Erteleme süresi boyunca şüpheli hakkında en az bir yıllık süreyle denetimli serbestlik uygulanır. Bu süre altışar aylık süreler ile en fazla 2 yıl daha uzatılabilir. Gerek görülürse denetimli serbestlik süresinde şüpheli tedaviye tabi tutulabilir.

Erteleme süresi boyunca yılda en az iki kez şüpheli ilgili kuruma sevk edilir ve uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı tespit edilir.

TCK m.191/3: “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.”

Cezanın Ertelenmesi Kararını Ortadan Kaldıran Haller Nelerdir?

TCK m.194/4: “Kişinin, erteleme süresi zarfında;

  1. a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
  2. b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
  3. c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.”

TCK m.194/5: “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.”

Uyuşturucu kullanma suçundan ceza alacağım korkusunu yaşayan sanıkların erteleme hükmünden faydalanması önem arz eder. Ancak cezanın ertelenmesinin ortadan kaldırılması da mümkündür. İzmir ceza avukatı olarak cezanın ertelenmesi kurumunun en elverişli şekilde yapılan savunma sayesinde mahkeme hükmüne geçirilmesi gerekir.

Uyuşturucu Madde Kullanma Suçunda Hagb Mümkün Mü?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Uyuşturucu madde kullanma suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkündür. HAGB kararı sicile işlemediği için oldukça tercih ediliyor idi. Öte yandan Anayasa Mahkemesi tarafından HAGB kurumu ortadan kaldırılmıştır.

Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma Suçlarının Cezası Ne Kadar?

Uyuşturucu kullanma ve bulundurma suçlarının cezası 2 ila 5 yıl arasında hapis cezasıdır.

Bu suçun tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların engel ve işaretlerle belirlenen sınırlarına 200 metreden yakın mesafe içindeki yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranda artırılır.

Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma Suçlarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçlarında görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer mahkemesidir.

Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma Suçları Sabıka Kaydına İşler Mi?

Hakkında erteleme kararı verilen kişi hakkında uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçu siciline işlemeyecektir. Ancak şüpheli eylemi sonucunda cezaya mahkûm edilirse sabıka kaydına işlenecektir.

Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma Suçlarında Zamanaşımı

Uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir, bu nedenle dava zamanaşımı süresince soruşturulması ve kovuşturulması mümkündür. Dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır.

Uyuşturucu madde kullanma ve bulundurma suçu ile ilgili daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

izmir gayrimenkul avukatı

İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Aile Konutu İtirazı

İzaleyi şuyu davasında aile konutu itirazı sıklıkla karşılaşılmaktadır. İzaleyi şuyu avukatı tarafından ileri sürülen aile konutu itirazı sayesinde taşınmazın satılmasının önüne geçilebilmektedir. Yani izaleyi şuyu davasının engellenmesi bazı koşulların varlığı halinde mümkündür.

İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?

İzaleyi şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu malın paylaşılamaması halinde söz konusu olur. Amaç davaya konu malın mahkeme kararıyla satılması ve elde edilen paranın ortaklar arasında paylaştırılmasıdır. Paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını talep edebilir.

Aile Konutu Nasıl Tanımlanır?

Aile konutu, eşlerin sürekli olarak bir arada yaşadığı, ailenin yaşam merkezi olarak kabul edilen taşınmazdır. Öte yandan aile konutu yalnızca tek bir adres olabilir. Bu anlamda yazlık, kış evi, bağ evi gibi ikincil nitelikteki taşınmazlar aile konutu olarak nitelendirilemezler.

Aile Konutunun ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Ne İşe Yarar?

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi, eşlerden birinin ölümü halinde, ölen eşin adına kayıtlı olan ve aile konutu niteliğinde olan taşınmazın sağ kalan eşin mülkiyetine veya kullanımına bırakılmasıdır. Öte yandan aile konutunun ve ev eşyalarının sağ kalan eşe özgülenmesi müessesesi, sağ kalan eşin korunmasını ve mevcut yaşamına devam edebilmesini sağlar.

Medeni Kanun’a Göre Aile Konutunun ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

Aile konutunun ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi durumu Medeni Kanun’un 240 ve 652. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeleri incelemek gerekirse;

TMK m.240; “Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır.

Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.

Sağ kalan eş, miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.”

TMK m.652: “Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.

Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.

Miras bırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.”

Aile Konutu ve Evdeki Eşyaların Sağ Kalan Eşe Özgülenmesinin Koşulları

Sağ kalan eşin aile konutu ve evdeki eşyaların üzerinde mülkiyet hakkı talep edebilmesi için gereken birtakım koşullar bulunmaktadır. Bunlar:

Evlilik Birliğinin Ölümle Sona Ermesi

Kanun hükmünde açıkça belirtildiği üzere, ancak eşlerden birinin ölümü halinde aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi talep edilebilir. Eş hakkında gaiplik kararı verilmesi, ölüm karinesi vb. durumlarda da talepte bulunulması mümkündür.

Taşınmazın Aile Konutu Niteliğine Haiz Olması

Dava edilen konutun aile konutu olması en temel koşullardan biridir. Yukarıda açıkladığımız üzere, aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır.

Aile Konutunun Tereke Malları Arasında Bulunması

Aile konutunun ölüm tarihi itibariyle diğer eşe ait olması gerekir. Hayatta kalan eşin hak talebinde bulunduğu konutun eşlerin birlikte yaşadıkları konut; ev eşyalarının o konutun içindeki ortak kullanımdaki ev eşyaları olması gereklidir.

Sağ Kalan Eşin Miras Hakkının Olması

Aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenebilmesi için, eşin mirasçı sıfatına sahip olması gerekmektedir. Dolayısıyla eşin mirastan feragat, mirasçılıktan çıkarma, mirasın reddi gibi sebeplerle sıfatını kaybetmemiş olması gerekir.

Ek olarak, sağ kalan eş dava boyunca mirasçılık sıfatını korumak ve sağ olmak zorundadır. Zira burada amaç sağ kalan eşin aile konutunda yaşamaya devam edebilmesini sağlamaktır.

Sağ Kalan Eşin Talepte Bulunması

Aile konutu ve evdeki eşyaların sağ kalan eşe özgülenmesi ancak talepte bulunulması halinde gerçekleşir. Yalnızca sağ kalan eş tarafından talepte bulunulabilir.

Kanunun Öngördüğü İstisnaların Bulunmaması

TMK m.652’ye göre talepte bulunabilmek için haklı sebebin var olması gerekmektedir. Haklı sebep somut olaya göre değerlendirilecektir. Sağ kalan eşin yaşı, alt soyunun olup olmadığı, başka bir taşınmazının olup olmadığı, maddi durumu, aile konutunun ve eşyaların değeri gibi durumlar haklı sebep tayin edilirken göz önünde bulundurulur.

İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasının Engellenmesi Amacıyla Aile Konutu İtirazı Mümkün Mü?

Anayasa Mahkemesi 10.11.2020 tarihli kararında izaleyi şuyu (ortaklığın giderilmesi) davasının aile konutu iddiasında bulunan eş için sonuç doğuracak hukuki bir işlem niteliğinde olmadığını, ortaklığın sona erdirilmesi işleminin paydaşların mülklerini kaybetme sonucunu doğuran bir işlem olmadığını, satış sonucu elde edilecek bedelin paydaşlara payları oranında dağıtılacağını, aile konutu şerhi sahibi olan malikin de mülkünden mahrum kalmasının söz konusu olmayacağını, ayrıca bu malikin satış suretiyle ortaklığın giderilmesi halinde ihaleye katılarak taşınmazı satın alma hakkının bulunduğunu, başvurucuların başka yollarla paydaşlığı giderme imkanlarının oldukça az olduğunu belirtmiştir.

Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Süreye Bağlı Mı?

Kanunda bu yönde herhangi bir süre öngörülmemiştir. Sağ kalan eş, mirasın açılmasından itibaren terekenin tasfiyesinin tamamlanmasına kadar olan sürede talepte bulunabilir. Ancak eşin ölümü sonrasında, sağ kalan eşin bilgisi ve izni dahilinde tasfiye edilmesi ya da devredilmesi halinde artık sağ kalan eş özgülenme hakkını talep edemeyecektir.

Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davasında Davacı ve Davalı Kimlerdir?

Yargılama sırasında, aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında davacı taraf sağ kalan eş, davalı taraf ise sağ kalan eş dışında kalan tüm mirasçılardır.

Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.

Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi Davası ile İlgili Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 14 HD. 2016/13748 E. 2020/1526 K. 10.02.2020 tarihli kararında özetle;

“…Somut olayda; eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında sayılan aile konutu hakkında; sağ kalan eş kendisine miras hakkına mahsuben aile konutunda mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Davacının, TMK’nın 652/1 maddesi uyarınca muris ile birlikte yaşadığı, başka bir deyişle hükmen aile konutu olarak tespit edilen taşınmazda miras payına mahsuben mülkiyet hakkı bulunmaktadır.

Dava konusu taşınmaz üzerinde sağ kalan eş olan davalı-karşı davacı Meryen Otacı’nın TMK 652. maddesine göre kendisine özgülenmesini talep edebilmesi için haklı sebepler bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Haklı sebebin varlığı, her somut olayda hâkim tarafından değerlendirilecektir. Aile konutunun değeri, bu değere mülkiyet, intifa ya da oturma hakkının etkisi, ölen eş ile sağ kalan eşin mirasçılarının aynı olup olmadığı, sağ kalan eşin yaşı, mirasçılarla kişisel ilişkileri, mali gücünün konutun ve ev eşyasının değerini karşılayıp karşılamayacağı, adına kayıtlı taşınmazlar olup olmadığı, sağ kalan eşin altsoyunun olmaması gibi haller hâkimin haklı sebeplerin varlığının tayininde değerlendirmesi gereken hallerdir.

Haklı sebeplerin varlığının tespit edilmesi halinde ise mahkemece, murisin tüm terekesi tespit edilerek terekenin toplam değeri belirlenmeli, daha sonra mirasçıların miras paylarının ayrı ayrı değerleri belirlenmelidir. Bu hesaplamalar sonucunda, aile konutu ve eşyaların değeri, sağ kalan eşin miras payına düşen kısımdan fazla ise eksik bedelin depo ettirilmesi, karşılıyorsa miras payına mahsuben özgülenmesi gerekir…”

Yargıtay 14. HD. 2016/12768 E. 2020/1386 K. 06.02.2020 tarihli kararında özetle;

“…Somut olayda, öncelikle davacıya dava konusu konutun mirasbırakan ile birlikte kullanılan aile konutu olduğuna dair tespit hükmü almak üzere süre verilerek açılan davanın sonucunun beklenmelidir. Dava konusu yerin aile konutu olduğunun tespiti halinde terekeye dahil tüm malvarlığının parasal değeri bulunarak davacının miras payına düşen miktarın hesaplanması gerekir. Davacının miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesine karar verilecek ise davacının ödemesi gereken tutarın belirlenerek bu miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Şartların bulunması halinde intifa hakkı tanınmak üzere intifa bedeli uzman bilirkişiye tespit ettirilerek intifa bedeli olarak hesaplanan miktarın depo ettirilmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir…”

 

İzaleyi Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasında Aile Konutu İtirazı ile ilgili daha detaylı bilgi almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.