uyuşturucu madde kullanma suçu

Yalan Tanıklık Suçu Nedir

Yalan tanıklık suçu ve yalancı şahitlik cezası uygulamada önem arz eden bir konudur. Tanıklık, hukuki bir olayın çözümlenmesinde veya ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan bir kurumdur. Tanıkların gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları, adaletin yanlış şekilde gerçekleşmesine neden olabilir. Bu nedenle yalan tanıklık fiili TCK kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. İzmir ceza avukatı olarak yalancı tanıklık suçunu ele alacağız.

Yalan Tanıklık (Yalancı Şahitlik) Nedir?

Bir kimsenin tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunması halinde yalan tanıklık suçu oluşur.

Bu suçun oluşması için üç şartın aynı anda meydana gelmiş olması gerekmektedir:

  1. Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma başlatılmış olmalı
  2. Tanık dinlemeye yetkili bir kişi, kurul veya mahkeme huzurunda bulunulmalı
  3. Gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulmalı

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik) Hukuki Düzenlemesi

Bu suç TCK’nın 272. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

“(1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)97 hükmolunur.

(7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik) Cezası

Temel ceza bakımından, yalan tanıklık suçunun temel halinin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında 2 ila 4 yıl arasında hapis cezasına hükmolunur.

Aleyhine yalancı şahitlik yapılan kişi hakkında, gözaltına alınma ve tutuklama dışında bir güvenlik tedbiri uygulanmışsa ve beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine tanıklık yapılan kişi gözaltına alınır veya tutuklanırsa ve hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, yalancı şahitlik yapan kişi “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu” hükümlerine göre sorumlu tutulur.

Son olarak aleyhine yalancı şahitlik yapılan kişi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet suçuna mahkûm edilirse yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet suçunun infazına başlanmışsa verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında, hapis cezası haricinde adli veya idari bir yaptırım uygulandıysa, yalancı şahitlikte bulunan kişi 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilir.

İzmir ceza avukatı tarafından takip edilen dosyalarda, yalancı tanıklık eyleminin tespiti halinde buradaki hükümlerin uygulanması ve yalancı tanığın cezalandırılması mümkün hale gelir. İzmirin en iyi ceza avukatı olarak yapılan araştırmalarda, yalancı tanıklık suçunun mevcut ceza dosyalarında etkin bir caydırma aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Zira İzmirin en iyi ceza avukatı yalan söyleyen bir tanığın gerçeğe aykırı beyanlarını ortaya çıkarmakta ve tanık yüzünden yanlış verilen kararların yeniden görülmesi mümkün hale gelmektedir.

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) İndirim Halleri

Cezasızlık veya cezada indirim halleri TCK’nın 273. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

“Kişinin; Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması, b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması, Halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.”

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) Şikâyete Bağlı Mı? Yalan Tanıklık Suçu Bakımından Zamanaşımı, Görevli Mahkeme

Ceza yargılamasında yalan tanıklık suçu şikâyete bağlı bir suç olmayıp, soruşturması ve kovuşturması resen gerçekleştir. İzmir ceza avukatı tarafından takip edilen ceza davası dosyalarında, şikayetin geri çekilmesinin sağlanması ceza davasının seyrinin değişmesi sonucuna imkan verebilir.

Bu suç ile ilgili bir şikâyet süresi öngörülmediğinden, dava zamanaşımı süresi olan 8 yıl içinde şikâyet hakkı kullanılabilir. İzmir ceza avukatı tarafından yapılan şikayetlerde, suçun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı belirlenmelidir.

Yalancı şahitlik suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.

Tanığın Yalan Söylediği Nasıl Anlaşılır?

Tanık beyanlarında çelişkili söylemlerde bulunabilir, olay örgüsü ve cevapları hayatın olağan akışına aykırı olabilir, tanık cevap vermekten kaçınabilir vb. İzmir ceza avukatı olarak yapılan savunmalarda, bu tür hususlar, somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir.

Yalancı tanıklık suçu hakkında daha fazla bilgi için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yalan Tanıklık Suçu (Yalancı Şahitlik Suçu) Hakkında Yargıtay Kararları

“5271 sayılı yasada belirtilen zarar kavramının ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup, manevi zararı kapsamadığı yargılamaya konu yalan tanıklık suçunda dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı gözetilerek, sabıkasız sanık hakkında takdiri indirim uygulanıp, cezası seçenek yaptırıma çevrilmesine rağmen “zarar giderilmediğinden” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır” (Yargıtay 4. CD – Karar: 2012/19119).

“Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadede “mağdurun kendilerine iğfal edildiğini söylediğini” beyan etmesine rağmen, bu olayla ilgili açılan kamu davası sırasında mahkemede, soruşturma sırasında savcıya verdiği ifadeden farklı olarak “mağdurun kendilerine iğfal edildiğine ilişkin bir şey söylemediğini, sözlü olarak taciz edildiğini söylediğini” beyan etmesi nedeniyle, mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı iddia edilen olayda;

Sanığın tanık olarak bilgisine başvurulan olayı bizzat görmemesi, olayın mağduru olan A. ‘ten duyduklarını aktarması, mağdur A. ‘in olayı sanığa anlattığı sırada sanığın yanında bulunan tanıkların da mağdurun mahkeme aşamasında verdiği şekilde ifade vermeleri ve olayı bizzat görmeyen, mağdurdan duyduklarını aktaran sanığın savcılıkta ve mahkemede verdiği beyanları arasındaki kısmi çelişkinin de yorum farkı olarak değerlendirilebilecek mahiyette olması nedeniyle yalancı şahitlik suçu meydana gelmez” (Yargıtay CGK – 2015/154 karar).

“(…) Adli görevleri nedeniyle kolluk görevlilerinin olayla ilgili görgüsü olan kişileri “ifade sahibi” sıfatıyla dinlemeleri, onlara “tanık” sıfatını vermemekte ve yasadaki tanıklığa ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirmemektedir. Dolayısıyla doktrinde de (…) belirtildiği üzere kolluğun “tanık dinleme” yetkisi bulunmamaktadır (…)

Ceza soruşturmasında 5271 sayılı CYY. hükümleri uyarınca kolluğun tanık dinleme yetkisinin bulunmaması ve incelenen dosyada hükümlünün kollukta verdiği ifadeye dayalı olarak kamu davasının açılması karşısında, suçun oluşmadığı gözetilerek beraat hükmü kurulması yerine, hükümlülüğe karar verilmesi… bozma nedeni sayılmıştır.” Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 24.06.2009, 2009/16212 E. 2009/12656 K.

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *